Başlangıç

KİTLE SPORU MU, OLİMPİYAT MADALYASI MI?

Yorum bırakın

Sporu ne için yaptığını bilmeyen bir ülke olduğumuz için soruyu cevaplarken önce temel kavramlar üzerinde durup sonra da kendi tecrübe ve düşüncelerimi yazarak cevaplamaya çalışacağım.

Daha fazla

Reklamlar

ERDİNÇ KARAER İLE İLGİLİ ANILARIM

1 Yorum

ERDİNÇ KARAER İLE İLGİLİ ANILARIM

Daha fazla

ALMANYA’DA KÜLTÜR ŞOKU

1 Yorum

Daha fazla

42-0 VE TABELA YAZARLARI

Yorum bırakın

42-0-in-gercek-sorumlulari-245330-5

EYOF (European Youth Festival) Avrupa Gençlik Festivali Erzurum’da yapılıyor.

Daha fazla

YÖNETİCİLER İÇİN BEŞ BASAMAKLI EĞİTİM

Yorum bırakın

Sayın Yönetici,

 

Firmanızın değerini yükseltmek, rekabet ortamında ön saflarda yer alabilmek için gerekli beş basamaklı eğitim programını uygulamanızı öneririm.

Bu basamaklar aşağıdaki başlıklar altında toplanmıştır:

 

1- Koçluk ve Kişisel Yaşam Kalitesi

Tüm yöneticilerin özel yaşam kalitelerini yükseltmek, yönetim, liderlik ve koçluk yetkinliklerini bir üst seviyeye taşımak ve iş sırasında uygulayabilecekleri teknikler sunmak.

 

2- Kurumsallaşma Yönetimi

Kurum kültürünü oluşturmak için gerekli olan tüm temel bilgilerin verilmesi, SWOT Analizi. Temel Yönetim Çalışması Testi.

 

3- Stratejik Toplantı Yönetimi, Liderlik

Problem çözme ve Çatışma Tekniklerini kullanarak etkili karar verme yetkinliğini bir üst seviyeye çıkartmak ve çatışmaları profesyonel bir biçimde yönetmek, “Lider Olmak”.

 

4- Stres ve Zaman Kontrol Teknikleri

Zamanı akılcı ve etkili bir şekilde yönetmek, zaman kaybettiricileri tanımlayıp, en az seviyeye indirmek ve iş sırasında verimi arttırmak

 

5- Değişimi Kontrol (İnovasyon)

Değişimin boyutlarını algılama, değişimi yönetme ve yönlendirme, kurumsal dayanıklılık arttırma konularında yöneticileri geliştirme teknikleri. AR-GE kurulumunun önemi ve gerekliliği. Ülkesel ve küresel gelişimlerin takibi ve analizi.

 

Eğitimler birer gün sürer, birbirini takip eder ve tamamlar.

 

Şirketinizin eğitim ihtiyacını anlamak için ücretsiz bir randevu almanızda fayda olabilir.

 

Yüksek kazançlar hedefleyebilmek için daha bilgili, ayakları yere basan ve “bir planı olan” liderlerden bir misiniz?

Görüşelim…

0530-9381920

Korumalı: GS DENİZCİLİK TARİHİ

Yorumları görmek için parolanızı girin.

Bu içerik parola ile korunmaktadır. Görmek için lütfen aşağı parolanızı girin:

MAIN NEHRİNİN BUZLARI

Yorum bırakın

1971 yılında Boğazda teknemin kırılıp suya düşmem ve donma tehlikesi atlatmamın üstünden on sene geçmişti. Yılın aynı zamanlarında Frankfurt’lu kürekçileri nehirde çalıştırıyordum. Hava sıfır derece civarındaydı. Suda minik buz parçacıkları yüzüyordu. Nehrin üzerinde kalın bir pus tabakası vardı. Güneşe çıplak gözle bakabilirdiniz. Eskiden Boğaz’da buna “hava kar topluyor” derdik. Burada senenin büyük kısmı böyle geçmekteydi. Soğuktan nefret ediyordum…
Nehrin 4 metrelik bir düşüş yaptığı Höchst kıvrımına gelmiştik. Bu gün için en rüzgarsız ve dalgasız bölge orasıydı. Suya 8 – 9 ekip indirmiştik. Bir anlık dikkatsizlik sonunda tek çifteci Uri, iki çifte kızların teknesine çarptı. Tek çiftede açılan delik o kadar büyüktü ki tekne hemen battı. İki çifteci kızlara hızla kayıkhaneye geri dönmelerini söyledim. Onlarda önemli bir hasar yoktu. Uri’yi motora aldım. Batık tek çifteyi nehirle akıp gitmesin diye kıyıya sürükleyip çalıların üstüne çıkarttım. Aradan geçen birkaç dakikada Uri morarmaya başlamıştı. Soydum, üzerimde eksi otuz dereceye dayanabilecek Norveç malı bir kutup parkası vardı, çıkartıp ona giydirdim. Motorun dibine ayaklarımın altına yatırıp kayıkhaneye doğru gazladım. Onbeş dakika sonra iskeleye gelmiştik. Parkayı Uri’ye verince ben de titremeye başlamıştım. Uri’yi birkaç kişinin yardımıyla kayıkhaneye taşıdık.

20-main-su-baskini
Resim: Main nehrinde suyun yükseldiği solda suyun içindeki elektrik direklerinden belli

Yıllar önce Boğaz’da yaşadığım gibi vücudu sertleşmişti. Duşlara götürdüm. Soğuk suyun altına yatırdım. Yardım eden çocuklar da on yıl önce Ramazan’ın Emin Hocaya dediği gibi “çocuk donmak üzere, üstüne soğuk su mu tutacağız?” diye itiraz ettiler. “Ne yaptığımı biliyorum, merak etmeyin” dedim. Biz eşofmanlarla bile donarken o soğuk suyun altında ısınmaya başladı. Kızardı. Kaşındı. Aptal aptal etrafına bakındı. Benim on yıl önceki reaksiyonlarımın aynısını verdi. Tabii ona sıcak çay veremedim. Almanlar henüz demli çay yapmayı icat etmemişlerdi! Çocuklardan birini gönderip alt kattaki lokalden küçük bir şişe Sekt (Köpüklü Şarap) getirttim. Onu içirdik. Kan dolaşımı hemen hızlandı.

Bütün olay bittiğinde idareciler çok soğukkanlı davrandığımdan dolayı teşekkür ettiler. O zamanlar bana karşı biraz mesafeli davranıyorlardı. Yaşadıklarımı anlatmaya başladıktan sonra sporcular ve aileleri ile aramızdaki buzlar çözüldü. Uri, Arjantin asıllı bir kızılderili ailenin çocuğuydu. Beni antrenörü olarak çok sever, inanır ve sayardı. “Sizinle konuşmak bana ilaç gibi etki yapıyor” derdi. Bu hadiseden sonra saygısını o kadar abarttı ki günün birinde “Uri beni totem yaptın neredeyse tapacaksın, yeter artık” dedim ve tekrar normale döndük. 30 yıl sonra geçenlerde Henley veteran yarışlarına Germania’nın bu günkü başkanıyla beraber kurdukları bir dört tek ekibiyle katıldıklarını ve birinci olduklarını duydum, sevindim. Uri o eski günleri nasıl hatırlıyordur acaba?

Uri’yi ısıttığımız duş yeri, kayıkhanenin alt katında sekiz kişilik bir ekibi alabilecek büyüklükte, suları bol ve düzenli akan, aydınlık, çok iyi havalandırılan bir mekandı. Hiç istemeden bizim Galatasaray Adasındaki iki kişilik duşumuzu hatırladım. Genellikle gaz yağı alınamadığı için buz gibi soğuk, yerleri yosun tutmuş, duvarları dökülen kireç badanalı pis bir yerdi. Yıllarca orayı kendimiz temizlemeye ve ısıtmaya çalıştık. Benim bildiğim kadarıyla 1957 yılından 1979 yılına kadar bir çivi bile çakılmadı. Orası sadece içindeki insanlarıyla güzel olan bir yerdi. Galatasaraylılık ruhu ile ayakta duruyordu. Aslında bizler gibi her sene kulübe ikişer şampiyonluk getiren sporculara sahip olan bir kulübün idarecilerinin utanç duyması gereken bir yerdi.

Older Entries Newer Entries