Sadece bizim kulübümüzün değil tüm ülkemizin spor camiasının sorunu olduğuna inandığım bir davranış aklımı kurcalıyor.
1984 yılında Los Angeles Olimpiyatı sonrası Franfurter R. Germania 1869 kulübündeki aktif antrenörlük görevim sona erdiğinde beni bir eğitime davet ettiler.


Ana konusu “Aktif Sporculuktan Spor Yöneticiliğe Geçiş” olan çok kapsamlı bir eğitimdi.
Beni en çok etkileyen kısmını özet olarak sizlerle paylaşmak istedim.
Uzun boylu ellili yaşlarında eski bir sporcu olduğu çok belli olan eğitmen bize şunu tavsiye etmişti:

Sizler eski sporcularsınız. Başarı kazandığınız zaman ön planda olmaya, alkışlanmaya, omuzlarda taşınmaya alışıksınız.
Antrenör olunca durumun değiştiğini fark etmiş olmalısınız. Artık takımınız başarı kazandığı zaman eskisi gibi herkesin ilgisini çekmediğinizi, odak noktasında sporcularınızın olduğunu sadece birkaç yakınınızın sizi hatırladığını, omzunuzu yumrukladığını, sırtınızı sıvazladığını gördünüz.
Yönetici olduğunuzda ise durum daha da farklı olacaktır. Kimse sizinle ilgilenmeyecektir.
Sakın ola ki eski günlerinizi hatırlayıp öne çıkmaya heveslenmeyin. Antipatik olursunuz. İsrarla öne çıkmaya çalışırsanız herkes sizden nefret eder. Sporcunun başarısını çalmaya çalıştığınızı düşünürler.
Şampiyon olan sporcularınızın arasına girip ellerinden kupayı alıp siz kazanmış gibi kaldırırsanız kendinizi küçültürsünüz.
Yapacağınız en iyi şey evden çıkarken aynanın önünde iki saniye durun, sağ elinizle sol omzunuza iki kere vurup kendi kendinize “çok iyisin aslanım” deyin ve dışarıda bundan kimseye bahsetmeyin.
Takımınızın başarısı ile duyduğunuz gurur gözlerinizden dışarıya yeteri kadar yansıyacaktır.
İşte o zaman çevreniz sizin yöneticilik başarınızı takdir ederken (hiç alakası olmadığı halde) eski günlere bağlayıp, “o zaten çok başarılı bir sporcuydu” diyeceklerdir. Artık bununla yetinmek zorundasınız.
Siz hiç rekor kırmış bir atletin veya gol kıralı olmuş bir futbolcunun yanına gelip kameraların karşısında kasılarak kupayı kaldıran bir idareci gördünüz mü?

İşte o son cümle içimde bir yerlerde sıkıntı yaratmıştı.
“Biz yanlış kişiler tarafından yönetiliyoruz” diye düşünmüştüm…