1976 yılında 21. Yaz Olimpiyatı olarak yapılan Montreal ile aynı yılda düzenlenen 12. Kış Olimpiyatı Avusturya-Innsbruch şehrinde düzenlendi.

Aslında 1976 Kış Olimpiyatı Denver’de yapılacaktı. Ancak eyalet bütçesinin bu harcamayı yapmasını uygun görmeyen Denver halkı 1972 yılında yapılan referandumda “HAYIR” oyu kullandı. Bunun üzerine 1968 yılında da Kış Oyunlarını organize etmiş ve tesisleri hazır olan Innsbruck şehri 8 yıl sonra tekrar ev sahipliği yapma şansını elde etti. Böylece tarihte ilk kez halkın oyu ile bir şehir Olimpiyat düzenlemekten vazgeçti.

Kanada, Olimpiyata ev sahipliği yapan ülkeler arasında hiç Altın Madalya kazanamayan tek ülke oldu. Kanadalı sporcular bu oyunlarda 5 Gümüş ve 6 Bronz kazandılar.

Olimpiyat tarihinde Basketbol, Handbal ve Kürek branşlarında kadın sporcular ilk olarak yarıştılar.

Kürekte erkeklerde Dört Çifte sınıfının eklenmesi ve kadınlarda altı tekne sınıfında yarışılması ile Olimpiyat tarihinde ilk kez 14 tekne sınıfında yarışıldı.

Amerikan milli takım aday kürekçileri olan Dick ve Pete Dreissigacker kardeşler 1976 yılında Karbon Fiber takviyeli kürekler üreterek yeni bir çağı başlattılar. Karbon fiber teknolojisi ile üretilmiş küreklerle öncü olan Peter Michael Kolbe, 1983 Moskova’da bu küreklerle Avrupa Şampiyonu olacaktı.

Kolbe favori olarak geldiği Montrealde Finli rakibi Karppinen’ne son metrelerde geçilmişti. Kolbe, arada boykot nedeniyle gidemediği ve Finli rakibinin Altın Madalya aldığı 1980 Moskova Olimpiyatından sonra 1984 Los Angeles Olimpiyatında tekrar karşılaşacak ama Karppinen’e son metrelerde gene geçilecekti.

Montreal’de Kürek Dünyasının en dikkati çekici isimlerinden olan Hansen kardeşler de yarışmıştı.

İki Çiftede İngiliz ve Doğu Alman rakiplerini geride bırakarak Altın Madalya kazanan Norveçli Hansen kardeşlerden Frank, 1972 Olimpiyatında Bronz kazanmıştı. Frank Hansen 1979 Bled Dünya Şampiyonasında birinci olmuş, 1974 Luzern’de ikinci ve 1975 ile 1978 yıllarında Bronz kazanmıştır.

Alf Hansen, 1988 Seul Olimpiyatında Dört Çiftede Gümüş kazanmıştır. Alf, 1975, 1978, 1979, 1982 Dünya Şampiyonalarında İki Çiftede birinci olmuş, 1974, 1983 de Gümüş 1981’de Bronz kazanmıştır. Ayrıca Dört Çifte teknesinde 1987’de Gümüş ve 1970’de Bronz madalya almıştır. Aktif sporculuk hayatını 1991’de 43 yaşında noktalayan Alf Hansen, 1990 yılında “Thomas Keller” ödülünü almıştır.

— 0 —

1962 Doğu Almanya-Brandenburg doğumlu Birgit Fscher, 1980-2004 arası altı farklı Olimpiyatta sekiz Altın Madaya kazanmıştır.

1980 Moskova ve 1988 Seul Olimpiyatına Doğu Almanya adına, 1992 Barselona, 1996 Atlanta, 2000 Sidney ve 2004 Atina Olimpiyatlarına Almanya adına katılmıştır. Arada 1984 Olimpiyatına boykot dolayısıyla katılamamıştır.

Birgit, 1978 ile 2005 yılları arasında 38 kez Kano Dünya Şampiyonu olmuştur.

Sporcu bir aileden gelen Birgit’in erkek kardeşi Frank 1981-1986 yılları arasında dokuz kez Kano Dünya Şampiyonu olmuş, kano sporcusu olan yeğeni Fanny de 2008 Pekin Olimpiyatında Altın Mdalya Kazanmıştır. Kocası kanocu Jörg, 1988 Seul Olimpiyatında Gümüş Madalya kazanmıştır.

Birgit, olimpiyatların en genç (18) ve en yaşlı (42) kano sporcusu ünvanlarına sahip tek sporcudur.

— 0 —

2012 Londra Olimpiyatında ilk kez Kadınlar Boks Müsabakalarına da yer verildi. Böylece kadınlar olimpiyat tarihinde ilk kez bütün spor branşlarında yer almış oldu. Boks branşında Londra’da üç kategoride 36 kadın sporcu karşılaştı.

Londra aynı zamanda olimpiyata katılan bütün ülkelerin kadrolarında kadın sporcuların olması ile de bir ilke imza atmış oldu. Açılış merasiminde Suudi Arabistan kafilesinde ilk kez üç kadın sporcu vardı.

— 0 —

1994 Lillehammer Kış Olimpiyatlarının hazırlıkları yapılırken on yıl önce aynı olimpiyat oyunlarına ev sahipliği yapmış olan Saraybosna’da bir insanlık yıkımı yaşanıyordu. Kış Olimpiyatlarının yapıldığı bazı yerler artık mezarlık olmuştu.

Açılış töreninde Başkan Samaranch konuşmasını yaparken stadyumdaki 40.000 seyirci ile birlikte televizyon başındaki milyonlarca insanı da bir dakikalık saygı duruşuna davet etmişti. Samaranch, konuşmasında “lütfen savaşı durdurun, öldürmeyi durdurun, silahlarınızı bırakın” diye yalvarmıştı.

Yayıncı kuruluş olan CBS o anda Saraybosna’da olimpiyatları izleyen Bosnalı bir ailenin evine bağlandı. Kamera odada çekim yaparken, kurşun delikleri olan camları, barışı hiç tatmamış çocukların yüzlerindeki şaşkınlık ifadelerini kaydediyordu. Anne-baba ne diyeceklerini bilemeden çocuklarına bakıyordu.

Samaranch’ın Lillehammer’deki konuşması Olimpiyat Ateşi geleneğini yeniden başlatma çabasıydı.

MÖ 9’uncu yüzyıla dayanan ve Yunanca ateşkes anlamına gelen ekecheiria = silah bırakma çağrısı eski bir Yunan geleneği idi.

Ateşkes, olimpiyatların açılışından yedi gün önce başlıyor ve kapanışından yedi gün sonra bitiyordu. Böylece sporcular, akrabaları, seyirciler Olimpia’ya güvenli bir şekilde gelip gidebiliyorlardı.

Ateşkes gelenek halini aldı ve bin yıl boyunca yapılan eski olimpiyatlarda kutsal anlaşma hiç ihlal edilmedi. Bu, tarihin en uzun süren ateşkes antlaşmasıydı.

Tarihi şehirlerarası savaşlarla dolu olan eski Yunan’da Olimpia kendini korumak için sur inşa etmeyen tek şehirdi…

Lillehammer’de yarışan Bosna Milli Kızak takımını teşkil eden Müslüman-Sırp ve Hırvat sporcular “biz cehennemden kaçtık, burada spor yapıyoruz ama yemek yerken bile vicdan azabı çekiyoruz” demişlerdi.

—  O —

OLİMPİYATLARDA REKLAM FİYASKOLARI

Dünyadaki Televizyon ağını giderek kuvvetlenmesi ve milyonlarca izleyiciye ulaşması sonucunda IOC Olimpiyatların yayın haklarını yüzlerce milyon dolara satmaya başladı. Bu fırsatı yakından takip eden büyük firmalar da şirketlerinin reklam bütçelerini yıkıma uğratacak kadar cesaretlenerek büyük meblağlar karşılığında delice ataklar yaparak sponsorluk anlaşmaları imzaladılar.

Buna en çarpıcı örnek 2000 Sidney Olimpiyatı sırasında McDonald’s firmasının iyi düşünülmemiş bir kampanya sözü üzerine 140.000 adet bedava hamburger dağıtmak zorunda kalması gösterilebilir.

Aynı olimpiyatta bir hesap hatası da şaka ile karışık anlatılagelmektedir. Sporcuların kaldığı Olimpiyat Köyüne 100.000 preservatif gönderilir. Stok iki günde biter. Derhal 400.000 adet daha gönderilir. Olimpiyat bittiğinde sporcu başına 50 preservatifin 16 günde nasıl tükendiği hala şaka konusu olmaktadır.

 

Reklamlar