Yıllardır tarım ve hayvancılık ürünleri konusunda kendine yeten bir ülke olduğumuzu sanarak yaşadık. Bunun gerçek olmadığını anladığımızda ise ne yazık ki iş işten geçmişti.

Son günlerde yaşanan et krizi bunun en açık örneğidir. Hazırlıksız olduğumuzu ve yabancı piyasaların kucağına düştüğümüzü görüp üzülmemek elde değil.

Sanayileşme konusunda yıllardır politikacıların halkı nasıl aldattığını, verimli toprakların üstüne beton döküp sanayi bölgeleri kurduklarını seyretmekle kaldık. Büyük hedeflerle açılan bu fabrikalar bu gün devlet kapısında ağlaşıp destek istemekle yıllar önce yapılan yarım yamalak sanayileşmenin ne kadar hatalı olduğunu bize göstermektedir. İhracat yapabilen az sayıdaki sanayi kolları da yabancı devlerin fason üreticisi olmaktan ileri gidememişlerdir. Son günlerde Avrupalı bir otomotiv firması yeni modelini Türkiye’de üreteceğini açıkladığında nedense şapkalarımız havaya atıp çok sevindik. Bizim öyle bir markamız neden yok?

Tarım konusunda ise henüz elimizde hiç işlenmemiş veya verimli işlenmemiş büyük miktarda verimli toprak potansiyeli var. Bütün komşularımıza yetecek kadar büyük olan bu potansiyelin bilimsel olarak işlenmesi için önce politikanın tarımdan çekilmesi gerekiyor. Bunu nereden çıkartıyoruz? Çünkü önümüzde aynısını uygulamış ve başarılı olmuş olan bir Brezilya örneği var.

Brezilya dünya çapında gıda kıtlığına karşı en etkili yaklaşımı bulmuş ülke! Geçen hafta yayımlanan The Economist dergisindeki açıklamalar insanın tüylerini ürpertiyor. Brezilya 2001 yılında çökmüş, hedefi olmayan, dışa bağımlı, sömürülen bir ülkeydi. Ekonomik durumu bize çok benziyordu. 2010 yılında sadece tarım ve hayvancılıkta gösterdikleri gelişme ile dünya devleri arasında yer alıyorlar ve ABD, Kanada, Avustralya, Arjantin ve Avrupa Birliği ile beraber en büyük tahıl ihracatçıları listesinde yer alıyorlar. Biz ise aynı noktadayız.

1996 ile 2006 arasında Brezilya tarım ürünleri ihracatını 23 milyar dolardan yüzde 365 arttırmış, beş misline çıkarmış. Brezilya et ihracatını 10 misline çıkarırken, Avustralya’yı da geçerek dünyanın en büyük et ihracatçısı olmuş.

BREZİLYA BÜTÜN BU İŞLERİ DEVLET DESTEKLEMESİ OLMADAN BECERMİŞ.

OECD verilerine göre devlet desteği toplam tarım sektörü gelirinin sadece yüzde 5.7 kadarıymış. Karşılaştırmak gerekirse AB’de tarım desteği tarım gelirinin yüzde 29 kadarı, OECD’de yüzde 26 kadarı ve ABD’de yüzde 12 kadarı.

Brezilya’nın bu başarısının diğer tarafında gözden kaçmaması gereken bir konu da ormanları kesip çevreye dev zarar vermeden krizi yönetmesi olmuştur. Amazon ormanlarına dokunmadan yeni tarım alanı yaratmışlar. Tarım devriminin gerçekleştiği bölgeler Amazon’dan 1000 kilometre uzaktalar.

Brezilya’da devletin sektöre yardımı sübvansiyon değil, bilimsel araştırmaya katkı yapmak şeklinde olmuş. Model olarak aynen kabul edilip tarım ve hayvancılığa yönelik bilimsel araştırmaların çok acil olarak ülkemizde de uygulanmasında büyük fayda olduğunu düşünüyorum.

Bu yazım 6 Eylül 2010 tarihinde dağıtılan Bodrum Gündem gazetesinin 7. sayısında yayımlanmıştır.

Reklamlar