Üçüncü Dünya savaşı Türkiyeden çıkabilir.. Bunu Fransanın en önemli gazetelerinden biri olan Le Monde geçen ay yayımlanan bir sayısındaki araştırması sonucunda yazdı.

Bu araştırmada Türkiye’deki “kültürel bölünme”nin bugün iyice arttığı öne sürülüyor. Bir yanda “geleneğine bağlı yaşayan, ayakkabılarını sokak kapısı önünde çıkaran, erkekleri sokağa pijamayla çıkan, kadınlarının başı örtülü, türkü ve arabesk müzikten hoşlanan, karı koca dışarıda yemeğe gitmemiş, tiyatro seyretmemiş, iyi eğitim almamış, dini inançları kuvvetli kalabalık bir kitle var” deniyor.

Bir yanda da “Kız lisesi-kolejde okumuş, düğünde, kolej partisinde dans etmiş, sinemaya giden, çok fazla olmasa da kitap okuyan, müzik zevki pop şarkıları ve klasik müzik olan, evleri nispeten daha zevkli döşenmiş, kadınları modern görünümlü, şarabın kalitesinden pek anlamasalar da kadın erkek birlikte içki içen, gazetelere bakan magazin haberlerini izleyen, entelektüel düzeyleri çok yüksek olmasa da Batı standartlarına yakın bir grup var” deniliyor.

Gazete “Silahını ve parasını batıdan alan bir ordu ve ülke batıdan koptuğunda ne yapacaktır?” sorusunu sorup, Rusya’dan silah ve İran’dan doğal gaz, petrol ve nükleer güç alarak yola devam edeceği iddiasını dile getiriyor.

Le Monde gazetesine göre Türkiye-Rusya-İran üçlüsü önce Ortadoğu’ya sonra Kafkaslar ve Orta Asya’ya hakim olup, İslam dünyasını da arkasına alarak, Çin’le işbirliğine girerek ABD ve AB’ye karşı taze ve büyük bir güç olacağı iddia ediliyor ve bu yeni asker-enerji ve para açısından güçlü yapının ortaya çıkaracağı çatlağın Üçüncü Dünya Savaşı’nı çıkaracağı iddiasında bulunuyor.

Bizler tarih boyunca her türlü ideolojiyi, inancı, ideali gevşetip, yozlaştırıp günün şarlarına uygun hale getirmekle tanınmış bir toplumuz. Bir disipline girmemiz, hatta kanunları dört dörtlük uygulamamız bile zor. Mutlaka bir kaçamak yolunu buluruz. Bunu Avrupa’da yaşana vatandaşlarımız oradaki hayatın açık noktalarını yakalayarak yaşadıkları ülke idarecilerini bile şaşırtarak defalarca ispatlamışlardır.

Bütün bunları bir araya getirince batı dünyasının bize elinde çok kıymetli oyuncakları olan yaramaz çocuk gibi baktığını anlıyoruz. Biz ele avuca sığmayan, sık sık taraf değiştirebildiğimizi onlara defalarca gösterdik. Önce “Yankee Go Home” dedik, sonra “Kahrolsun Komünizm” dedik, İsraillileri korkuttuk, ardından döndük bu sefer de Araplara villa, yalı satmayı yasakladık. Kısacası tarihin hangi bölümünde kime ne yapacağımız belli değil gibi bir havamız var. Şimdi de kendi içimizde bölünürmüş gibi yapıyoruz.

Merak etmeyin, üzülmeyin, içinizi saran sıkıntıya çok kapılmayın. Bir gün gelir bu millet kanına dokunan bir küçük nokta bulur, tek yumruk olur, gene dahili ve harici düşmanları, kısacası yedi düveli sırt üstü yere serer. Nasıl mı? Damarlarındaki asil kandan aldığı güçle tabiiki…

Bu yazı 20 Eylül 2010 tarihinde www.bodrumgundem.com sitesinde ve Bodrum Gündem gazetesinin 8. sayısında yayımlanmıştır.

Reklamlar