Tecrübesiz ve ileriyi göremeyen yöneticilerin ard arda gelen hataları aşağıdaki gerçek hikayeyi ortaya çıkarttı:

Bilindiği gibi sadece Bodrum’da değil Türkiye’nin birçok beldesinde yabancılara ev, villa, daire satılır. Ülkemiz uluslararası emlak pazarında parlayan bir değerdir. Turistik özelliklerinin yanı sıra iklim şartları ve hayatın rahatlığı özellikle Kuzey Avrupalı insanların emekli olduktan sonra yerleşebilecekleri ilk adres olarak görmelerini sağlamaktadır.

Geçtiğimiz yıllarda parlayan bu sektörde İngiltere, İrlanda, Danimarka, Norveç, İsveç, Hollanda ve Belçika’dan da hatırı sayılır sayıda alıcı güney sahillerinde mülk edindi. En çok tercih edilen ilçelerin Alanya, Fethiye, Didim, Bodrum, Kuşadasıı ve Ürgüp olduğu görülmüştür. Almanlar ve İskandinav ülkeleri vatandaşları ağırlıklı olarak Alanya’da yaşıyor. Fethiye ve Didim ise artık “Küçükİngiltere” olarak anılıyor. Diğer ülke vatandaşları ise bu altı bölgeye dağılmış durumda.

Son yıllarda bu çevrede yabancılara 50.000 üzerinde mülk satıldığı bilinmektedir. Yasaya göre yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri dışındakiler Türkiye’de taşınmaz edinemez ve lehlerine sınırlı ayni hak tesis edilemez. (başka bir deyişle, sadece yabancı özel kişiler ve ticari şirketler Türkiye’de mülk alabilmekte, vakıf, dernek, kooperatif, cemiyet, topluluk ve cemaatlar alamamaktadır.)

Yabancı özel kişilerin ve ticari şirketlerin Türkiye’de mülk edinebilmesini, alıcı bazında 2.5 hektarın (Bakanlar Kurulu izniyle 30 hektar) aşılmamasını, çeşitli nedenlerle (sulama, enerji, tarım, maden, sit, inanç ve kültürel özellikler, özel koruma alanları, flora ve fauna özelliği, stratejik ve askeri alanlar) mülk edinilemeyecek alanları belirlenmesinde il yüzölçümünün binde beşini geçmemek kaydıyla Bakanlar Kurulu’nun yetkili kılınması esaslarını getirmektedir. Burada ortaya çıkan küçük bir ifade hatası iki yıl önce ortaya bir kriz çıkmasına sebep oldu. Anayasa Mahkemesi Bakanlar Kurulunun yabancılara isterse daha çok mülk satabilme yetkisine sahip olmadığı gerekçesiyle kanunu tekrar incelenmek ve düzeltilmek üzere geri çevirdi fakat yerelde kanun uygulanmaya başlandı ve yabancılara satışlar askıya alındı.

Bunun inşaat sektörü üzerindeki etkisi tıpkı iskambilden yapılmış evler gibi oldu. Yabancılardan kaparolarını alan ve inşaata başlayıp Mayıs ayına evleri yetiştiren sektör yaza doğru gelen yabancılara tapularını verip evleri teslim edemezken bekledikleri ödemeleri de doğal olarak alamadılar. Bazı yabacılar verdikleri kaparoları geri istediler ve alımdan vaz geçtiler. Bu inşaatçıyı kazanç beklerken borçlu duruma düşürdü. Sonbaharda, aradan aylar geçtikten ve müşteriler gittikten sonra karar düzeltilerek işlemler tekrar başlatıldı. İnşaatçılar zararla geçen bir yaz sezonunun sonunda çöküntü içinde elde kalan müşterileri geri çevirmeye ve ikna etmeye çalışırken başka bir mevzuat duvarına çarptılar.

Askerî yasak bölgeler, askerî ve özel güvenlik bölgeleri ile stratejik bölgelere ilişkin kararlara ait harita ve koordinat değerlerine bağlı olarak alınması gereken izinler aylarca çıkmıyordu. Sonunda işin neden yavaş gittiği anlaşıldı. Örneğin Bodrum’da Yunan Adalarının direk görüldüğü birkaç bölgede yabancıların mülk almasına izin verilmiyordu ama işlem bu açıdan bakılarak kolaylaştırılmıyor tam tersi bütün müracaatlar toplanıp sakıncalıymış gibi incelemeye alınıyor, yarımadanın öbür tarafındakiler bile aylarca evrakların komutanlıklar arasında gidip gelmesini bekliyorlardı. Başka bir şekilde açıklamak gerekirse yasaklı olan bölgelerde yabancıya satış yapılmaz deyip işi kestirmeden bitirmek yerine bütün evraklar sanki kriminal sakıncalı gibi incelemeye alınıp sonunda aylar süren bir süre boşu boşuna harcanıyordu.

İşlemler bu gün dahi hala aynı hızda yürüyor, emlakçılar ve inşaatçılar nerelerde yabancıya ev satılmayacağını çok iyi bilmesine rağmen evraklar hala aynı prosedürü takip ederek aylarca bekletiliyor.

Ticaretin bir altın kuralı vardır: “Talep beklemez”. Bu kurala göre kaybettiğimiz yabancı müşteri sayısı ne yazık ki düşündürücüdür.

Bu zorlukları far eden yabancılar bizden daha akıllı davrandılar, kendilerine ait halen yapılmış ve boş duran evleri yurt dışından kiraya verip parayı da dışarıda tahsil etmeye başladılar. Bizim yazın birkaç haftalığına o evde kalanların kimliklerini kontrol etme gibi bir işlemimiz olmadığı için her yıl milyonlarca lirayı vergisiz olarak yabancılara kaptırmaya başladık. Yabancılar bizim acemiliğimize her halde çok gülmektedirler.

lkenin lokomotif sektörü olan inşaat sektörünü baltalayan bu sistemi en kısa zamanda güncellememiz ve ülkeye döviz kazandırır duruma getirmemiz gerekmektedir.

Bu yorum 23 Ağustos 2010 tarihli Bodrum Gündem Gazetesinde yayımlanmıştır.

Reklamlar