Önce Orta Vadeli program ardından Mali Kural ertelendi, hem de bütün ilgili Bakan ve Müsteşarların itirazlarına rağmen. Böylece hatalar zinciri tamamlanmış oldu.

Yasaya göre Devlet Planlama Teşkilatı’nca hazırlanacak ve gelecek üç yıla ilişkin hedef ve önlemleri içerecek olan Orta Vadeli Program Bakanlar Kurulu kararıyla Mayıs ayı içinde, ona paralel olarak Maliye Bakanlığı’nca hazırlanacak Mali Plan da 15 Haziran’a kadar Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmeliydi. Çünkü 2011 bütçesi de bu mali plana göre hazırlanacaktı. Yasada yazan buydu. Ayıca 2011-12-13 yıllarına ait Orta Vadeli Program açıklanacak ve yabancı yatırımcılar cezbedilmeye çalışılacaktı.

Ağustosun ortasına geldiğimiz halde bunların hiçbiri ortada yok. Sözde Mali Kural yasalaşacaktı da Orta Vadeli Program ona göre yapılacak, bütçe de bu verilerin ışığında hazırlanacaktı. Geçen yıl da aynı hata yapılmış ve Orta Vadeli Program da Mali Plan da gecikmeli olarak yayımlanmıştı. Zararını gördük. Yatırımcılar daha güvenli yönetilen, sözünde duran ülkeleri seçtiler.

Yabancı sermayeye bu kadar muhtaç olduğumuz bir devrede bu yapılacak en son hataydı.

Mali Kural’a gelince: Bunu programa alan Devlet Planlama Teşkilatı, programı iki yıl önce onaylayan da Bakanlar Kurulu. Bakan Babacan ve Müsteşar Çanakçı ve ekipleri Mali Kural konusuna iki yıl emek verdiler. Şimdi buna imza atanlar geri çark ettiler. NEDEN?

2011 yılının bir seçim yılı olması Mali Kural tartışmalarına siyasi önem kazandırıyor. Mali Kural’ın mantığına göre seçim ekonomisi mümkün olamaz, çünkü kamu harcamalarının ağırlığı sürekli geçerli bir kural çerçevesinde belirleniyor. Harcamacı Bakanlıkların Mali Kuralı engellediği göz önünde tutulursa seçimlerden önce gene bütçede yeri olmayan akıl almaz ve eşitlik ilkesini bozacak harcamalara hazırlık yapıldığını anlıyoruz. Bu konuda yorum yapan bütün ekonomistlerin görüşü ortak: “İktidar partisi seçim arifesinde elindeki harcama gücünün kısıtlanmasına izin vermek istemiyor”.

Batılı ülkeler bu kurallara uymamızı sağlayarak bizi bir şekilde kendilerine yaklaştırmaya çalıştıkça Ankara seçimi kazanma hırsıyla gözünü karatıp geniş düşünemiyor, elinin tersiyle fırsatları itiyor ve biz hala ortada kalmamış olan eksenden bahsediyoruz.

Bunun zararını ülke olarak çok çekeceğiz. Seçim uğruna yerli – yabancı yatırımcı ürkütülüyor, güven ortamı yıkılıyor ve sadece iktidar düşünülüyor. Bu doğru mudur?

Sözünde durmayan, yasalarla belirlenmiş mali takvimi bilerek uygulamayan bir hükümete değil yabancı yatırımcıların, kendi ülkenin tüccarının bile güvenmesini bekleyemezsiniz. 

Bu yazı Bodrum Gündem gazetesinin 6. sayısında yayımlanmıştır.

Reklamlar