Biz değerlerimizi yaşadıkları sürece öğütür un yaparız ama öldükten sonra da heykelini dikeriz.

En kısa gece, en uzun gün olan 21 Haziran günü bir değerimizi daha kaybettik. Medya alışılageldiği gibi İlhan Selçuk ustanın ardından methiyeler sıraladı. Siyasiler halk topluluklarına aslında onu ne kadar çok sevdiklerini anlattılar.

Halbuki kısa bir süre önce sabahın 4.30’unda yaka paça tutuklanıp Ergenekon operasyonu kapsamında sorgulanmaya götürülmüştü. İnsan ister istemez yakın tarihimizi hatırlıyor. Biz daha nice değerlerimizi böyle harcadık. Yaşamları boyunca onlara çekmedikleri sıkıntı ve eziyet bırakmadık. Öldükten sonra da iftiharla adlarına müzeler açtık, edebiyat, müzik yarışmaları düzenledik, caddelere adlarını verdik.

Yetiştiriliş tarzımız ve kültürümüz dolayısıyla aslında oldukça mütevazi, ön plana çıkmaktan kaçınan, kalender yaratılışta insanlarız. Batıda bu edebiyatçılar, gazeteciler, müzisyenler, ressamlar bu kadar içine kapalı, toplumdan saklı yaşamıyorlar. Tabii ki İlhan Selçuk gibi bir kişilikten skandallar yaratmasını, Türkbükünde paparazzilere yem olmasını bekleyemezsiniz ama bu kadar mütevazilik de insanı sarsıyor.

İster istemez Almanya’da yaşadığım senelerde edindiğim toplumsal gözlemlerimle aramızdaki farkı düşünüyorum. Orada medya bu kültür değerlerini sistematik bir şekilde halkın dikkatine sunar ve hep güncel kalmalarını sağlardı. Burada galiba sihirli kelimeyi kullanmış oldum: “Medya”.

Belki de aranızda “İlhan Selçuk zaten medyanın kendisiydi” diye düşünebilirsiniz ama unutulmaması gereken bir şey var ki İlhan Usta Cumhuriyet gazetesi yazarıydı ve bu gazetenin medyadaki en reklamsız, mütevazi ve hep geri planda duran bir yayın olduğunu bilirsiniz. Görev medyanın diğer kesimlerine ve hatta televizyona düşerdi.

Şu anda hayatta olan kültürel değerlerimizi bir düşünmeye, hatırlamaya çalışın bakalım. Kaç tanesini bulabileceksiniz. Aklınıza çok azı gelecektir. İşte acı olan da budur. Onları hatırlamamız için ille de ölmeleri mi gerek?

Şimdi İlhan Selçuk kitaplarıyla yaşayacak. Büyük bir ihtimalle 1925’te Aydın’da doğduğu sokağa adı verilecek, belki de zenginlerden biri lütufta bulunup onun adına bir müze yapacak. Hangimiz onun bütün kitaplarını okuduk? Kaç kitabı olduğunu biliyor musunuz? Öğrenmek için geç kalmayın. Yaşadığımız bu anlaşılmaz kaos içindeki günleri anlamanıza bu kitaplar yardımcı olabilir. Bir ustaya olan saygınızı en azından kitaplarını okuyarak gösterebilirsiniz…

Ustanın biyografisini ibretle okumanızı tavsiye ederim:

http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0lhan_Sel%C3%A7uk

Bu yazı 28 Haziran 2010 tarihinde www.bodrumgundem.com sitesinde yayımlanmıştır.

Reklamlar