Siz iflas eden bir şirketten hisse almaya çalışır mısınız?

Haftalardır AB hakkında uluslar arası basında çıkan analizleri takip ediyorum. Bir kısmı “AB ekonomik yönden bitmiştir, artık kurtulamaz” derken bir kısmı da birliğin içindeki üyelerin yüz yıllardır geliştirdikleri ticari tecrübeleri ile bu dar boğazdan çıkabileceklerini düşünüyorlar.

Ben AB’nin önümüzdeki on yılını karanlık görüyorum. O eski müstemleke zamanından alıştıkları gibi dünyada rahatça ticaret yapabilecekleri alan kalmadı. Çin ve Hindistan’ı durdurmaları mümkün değil. Amerika’nın gücüne karşı koyabileceklerini de hiç düşünemiyorum.

Diğer açıdan bakarsak Amerikanın da artık İngiltere’yi taşımaktan yorulduğunu ve dünyayı başka eksenler üzerine kurmaya çalıştığını izliyorum. Örneğin Rusya-Türkiye-İran hattının oluşmasına karşı çıkmıyorlar. Çin ve Hindistan’ı besliyorlar. İhtiyar Avrupa ile pek ilgilenmiyorlar.

Yunanistan ile su üstüne çıkan AB fiyaskosu aslında bize ders olmalı. Akdeniz çanağındaki bütün AB ülkelerinin neden zor duruma düştüğünü dikkatle incelersek karşımıza hep kayıt dışı ekonomi, rüşvetler, siyasal adam kayırmalar ve aşırı kamu harcamaları çıkıyor.

Başbakanın Yunanistan gezisini takip eden köşe yazarlarımızdan birinin bildirdiğine göre 11 milyonluk ülkede sadece beş bin kişinin yıllık gelirinin yüz bin euronun üstünde olduğu açıklanmış. Bunun gerçek olmadığını herkes biliyor. Akdeniz ırkının kıvrak zekasının bir başka örneği de Atina’daki yaklaşık 17.000 havuzlu evin sadece 300’ünün legal olduğunun uluslar arası basına sızmasıyla görüldü. Demek ki AB onlara yeni bir şey getirememiş. Yolsuzluklar önlenememiş, kayıtsız ekonomi kontrol altına alınamamış, kısacası AB Yunanistan’ı denetleyememiş. Bizde de aynısının olacağını düşünüyorum.

Türkiye açısından AB’nin bize getireceği sosyal konseptlere, yargı, eğitim, sağlık sistemlerine kesinlikle ihtiyacımız var ama finans sistemi batan bir birlik bizim gibi sıkıntılı bir ülkeye ekonomik yönden ne getirir düşünmek lazım. Keşke bizim daha sağlıklı bir ekonomi politikamız olsaydı.

Ülkemizin ekonomi yönetimini aslında tasarımı olmayan bir yap boz oyununa benzetiyorum. Ne birbirine uyan parçalar var, ne de tesadüfen yan yana gelebilen parçalardan bir resim çıkıyor. Günü kurtarmak için ilerisi düşünülmeden hamleler yapılıyor, sıkışınca varlıklar yabancılara satılıyor, gene sıkışınca da gündemi değiştirecek yapay olaylar medyanın önüne atılıp halkın oyalanması sağlanıp zaman kazanılıyor. Zaman aslında hiç affetmeden aleyhimize çalışıyor.

Yetersiz ekonomi yönetiminin etkileri yok olan orta kesim ve işini kapatan esnaf sayısı ile kendini gösteriyor. Firmalarımızın yetersiz sermaye yapısı hemen bütün sektörlerde yabancı sermayenin piyasaları ele geçirmesine çanak tutuyor. Bunu geri dönülmesi zor bir işgal olarak düşünüyorum. Batılı güçler zamanında bizden savaşarak alamadıkları ülkeyi ekonomik olarak ele geçiriyorlar.

Biz bu halimizle AB’ye girsek bile ancak onun uydusu olabiliriz.

Bu yazı 24 Mayız 2010 tarihinde  www.bodrumgundem.com sitesinde yayımlanmıştır.

Reklamlar