Finansal olarak batıyor ve kurtuluşu için akla gelenler hiç de iç açıcı değil…

Son günlerde Yunanistan’ın borçlarını ödeyemez duruma düşmesi ve birliğin diğer üyelerinden yardım istemesi ile su üstüne çıkan aysbergin tabanı düşünüldüğünden daha büyük.

Birliğin diğer üyeleri arasındaki Portekiz, İspanya, İtalya, İrlanda ve İzlanda gibi ülkeler de borçlarını ödeyemez durumdalar. Örneğin kredi derecelendirme kurumu Standart & Poor’s İspanya’nın kredi notunu düşürünce OECD (Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Örgütünden gelen yorum düşündürücüydü. OECD Başkanı Angel Guirra krizin kıta geneline yayıldığını, hayatta kalabilmek için öz varlık satışlarının gündemde olduğunu yazmıştı. Nitekim bu not indirimi ve yorumun ardından yatırımcılar ellerindeki İspanya tahvillerini satmaya başladılar.

Euro bölgesindeki en büyük borç İtalya’ya ait. 2 trilyon 595 milyar dolar yükü İtalya ekonomisinin kaldıramayacağı görüşü ağır basıyor. Diğer borçlular sırasıyla 2 trilyon 546 milyar dolarla İspanya ve 2 trilyon 321 milyar dolarla İrlanda. İşin içinden çıkamayıp AB’den yardım isteyen Yunanistan’ın borcu ise 581 milyar dolar. Aslında İspanya’dan daha zor durumda olan bir ülke olan Portekiz’in 584 milyar dolar borcu bulunmakta. Portekiz’in AB içindeki en zayıf ülke olduğu konuşuluyor. Yunanistan’ın durumuna düşüp yardım almamak için ülke içinde sert kemer sıkma tedbirleri alındığı biliniyor. İzlanda’nın borcu da 136 milyar dolar. Bu ülkelerin şu andaki ticari büyüklükleri bu borcu ödemekten çok uzak.

Ne yazık ki akla “Tarih tekerrürden ibarettir” sözü geliyor.

Geçmişteki ilk büyük kriz 1873’de Almanya’da başlayıp Avrupa’ya yayılan, oradan Amerika’ya bulaşan ve birinci dünya savaşına kadar devam eden “Uzun Bunalım”dı.

Tarihteki ikinci büyük kriz bu defa 1929’da Amerika’dan başlayıp Avrupa’ya gelen ve sonunda ikinci dünya savaşının patlamasına sebep olan “Büyük Bunalım”dı.

Bu gün için Avrupa ülkelerinin 2009 krizini atlatmaları matematik olarak mümkün görülmüyor. İhtiyar kıtanın iş gücü, sosyal yapısı, eskiyen imalat teknolojileri, uzak doğudan gelen baskılar ve Amerikanın artık Rusya ile soğuk savaş sürdürmemesi bundan bir zamanlar çıkar sağlamış olan Avrupa Birliğini gerçekten zor durumda bırakıyor.

Aysbergin tabanı sanıldığından daha büyük derken bu matematiği dikkate almıştım. Ne yazık ki insanoğlu başına gelenlerden ders almıyor. Aysberge çarpıp batan Titanic’te 1182 yolculuk tahlisiye sandalı olmasına rağmen 2200 yolcu alanlar ders almayıp tarih boyunca deniz kazalarında ölenlerin ardından aynı lafları anlatıp suçu başkalarına atar dururlar. Acaba şimdi “Uzun Bunalım” ve “Büyük Bunalım”ları yaşamış olan dünyamız nereye gidiyor?

Yukarıda saydığımız trilyonlarca yüklü borç hesabına göre AB’nin önünde kurtulmak için iki seçenek var. Ya Amerika’nın kanatları altına sığınılacak veya bundan önceki krizlerde olduğu gibi bir savaş çıkartılacak.

AB’yi yönetenlerin arasında olsaydınız siz ne yapardınız?

Bu yazı 2 Mayıs 2010 tarihinde www.bodrumgundem.com sitesinde yayımlanmıştır.

Reklamlar