Bunlardan biri doğalgaz sektöründen geldi. Türkiye geçen sene taahhüt ettiği miktarda doğal gazı kullanamadığı için İran’a 704 milyon Dolar ödemişti. Bu sene de kullanılamayan miktarın daha yüksek olduğu ve “Ya Al, Ya Öde” anlaşmasına göre Rusya ve İran’a 2 milyar Dolar geri ödeme yapmamızın gerekeceği açıklandı. Yapılan ayarsız zamlarla tüketici öylesine bezdirildi ki insanlar evlerinde veya işyerlerindeki hazır doğal gaz tesisatının vanasını kapatıp başka metotlarla ısınmaya veya işlerini yavaşlatmaya, pahalı doğalgaz tüketimini azaltmaya çalıştılar. Enerjinin fiyatı bu denli yükselince artan maliyetler yüzünden sanayici üretimini kısmak zorunda kaldı. İhracatta düşüş yaşandı. Yüksek üretim maliyetleri yüzünden pazarlama sorunları yaşanmaya başlandı ve bazı sektörlerde dış piyasalarda pazarları rakiplerimize kaptırdık.

İlk yıl 704 milyon doları ödeyip, hatayı fark etmediğimiz için ikinci yıl 2 milyar dolar tehlikesine yaklaşıyoruz ve bu saatten sonra vergi indirimi gibi önlemlerin sanayiciyi kurtarması mümkün görülmüyor. BOTAŞ’ın senenin ilk 7 ayında geçen yıla oranlar 2.8 milyar metreküp daha az gaz satabildiğini düşünürseniz ne kadar geç kalındığını daha net görebilirsiniz.

İkinci haber de elektrik sektöründen geldi. Dün medyada çıkan haberde EPDK’nın TETAŞ’ın, yüzde 21’lik zamla elektriğin kilovat saat fiyatını 15.28 liraya çıkaracak talebini onayladığı bildirildi. Devletin yetkili ağızları bunun tüketiciye tahminen yüzde 10 oranında yansıyacağını açıkladılar.

Elektriğin maliyetinin artmasındaki en büyük etkenlerden biri de doğal gazın yüksek fiyatı olmuştu. Yani hatalı işlem bir taşla birkaç kuş birden vurmuştu!!! Elektriğe uzun süredir zam yapılmadığını savunan yetkililerin açıklamaları ise akılları karıştırdı. Bu durumda uzun zamandır devletin bir kolu zararına mı çalışıyordu? Bunun hesabı sorulmadı mı? Devlet kendi birimleri arasında enerji aktarımı yaparken yüksek kar etmeden işlem yapamaz mıydı? Aslında 2008’in birinci ayından bu yana elektriğe yapılan zamların toplamı %72.8’e ulaşmıştı. Bütün bunların cezasını sanayici, ihracatçı ve evlerindeki doğal gaz vanasını kapatıp kömür sobası kuran tüketiciler çekti.

Üçüncü haber akaryakıt sektöründendi. Benzine yaz boyunca yapılan zamların da ne kadar hatalı bir düşünceyle tüketiciye yansıtıldığı son günlerde Maliye’nin açıklamadan belliydi. Maliye yapılan zamlar sayesinde 2009’un ilk altı ayında en az 14.3 milyar liralık ÖTV geliri bekliyordu. Ancak tahsil edilen vergi, beklentilerinin çok altında kaldı. Yılın ilk altı aylık döneminde akaryakıt üzerindeki ÖTV’den sadece 11.1 milyar liralık gelir sağlandı. Neden? Tüketici sarfiyatı azaltmıştı. Bunu hesaba katamayan matematikçiler hep birlikte sınıfta kaldılar.

Bu hatalı hesapları yapıp tüketiciyi cezalandıran devlet adamları başka bir ülkede olsalardı bir gün sonra istifa edip yerlerini işi daha iyi yapanlara bırakmışlardı.

Tüketiciyi koruma derneklerinin, işadamları derneklerinin (SİAD’ların) ve ilgili diğer bütün sivil toplum örgütlerinin daha etkin çalışmalarının gerekliliği işte bu durumlarda daha belirgin olarak ortaya çıkıyor.

Har vurup harman savrulan sadece paramız değil sabrımızdır.

Bu Makale 5 Eylül 2009 tarihinde www.bodrumgundem.com sitesinde yayımlanmıştır.

Reklamlar