Başkan da seçilir seçilmez bütün gücüyle (ve Amerika’nın gücüyle) önce kendi ülkesini, sonra kendisine en yakın ülkeleri (İngiltere ve Almanya’yı) rahatlatacak tedbirler alarak gelecek seneyi beklemeden krizin atlatılacağının sinyallerini verdi.

Gerçekten de ABD ekonomisinin üçüncü çeyrekte toparlanacağı ve pozitif büyümeye geçeceği artık kesinleşti. Doğal olarak ta İngiltere ve Almanya da aynı sinyalleri veriyor. Bu ülkelere çok yakın ve iç içe geçmiş bir ticaret yürüten Hollanda da hem iç ticarette hem de dünya ticaretinde %2.5’luk bir artış olduğunu yayınladı. Uzak doğu ülkeleri kriz zamanında daralmalarına rağmen büyük nüfus gücü ve dolayısıyla muazzam tüketim rakamları sayesinde düz yola çıkmış durumdalar.

Bodrum’lular olarak bizi yakından ilgilendiren birinci sektör olan turizm önümüzdeki yıl çok parlak geçmeye aday. Kış aylarından başlayarak bu gelişmeyi hep beraber göreceğiz. Tek endişemiz birçok otelimizin geçen kötü yıllardan dolayı kendini yenileyememiş olmasıdır.

Bu tesislerin daha kış gelmeden gelecek yıla yönelik acil projelere ihtiyacı vardır. Yeterli ekonomik gücü olmayan tesislerin gelecek yıldan başlayarak müşteri kaybedecekleri ve portföyün kendini yenileyen, modern ve bakımlı otellere kayacağı kesindir. Bu durumda kalan ve çaresiz olan tesislerin derhal taze ekonomik kaynaklar bulması gerekmektedir. Renovasyon işini artık piyasaya verecekleri altı aylık çeklerle yapamayacaklardır. Piyasadaki tedarikçilerin de buna izin vermemeleri gerekir. Bu acı verici bir evrimdir ama yaşanması gerekli ve neticesi çok sağlıklıdır. Kuvvetsiz olanlar elenecek, sadece sağlıklı ve yeterli olanlar hayatta kalacaklardır. (Tıpkı doğal hayatın kendisinde olduğu gibi). Bu aşamada eski alışkanlıklarımıza bağlı kalarak kolaya kaçmak ve devlet babadan yardım istemek artık bizi kurtarmaz. Şimdi proje üretmek, yenilikler keşfetmek ve aktif pazarlama yapmak zorundayız. Akıllı projelere devlet zaten gerekli desteği vermektedir. Başka bir kurtuluş yolu da nasıl olsa geri öderim diye düşünerek kredi peşinde koşmaktır. Böyle düşünenler hayal kırıklığına uğrayacaklardır. Bankacılar artık eskisi gibi işletmecinin adına, işletmenin piyasadaki namına güvenerek kredi vermeyeceklerdir. Onlar da bu krizden ders aldılar. Artık sadece gerçekten kuvvetli olanların kredi şansı vardır ve bu aslında en doğru olandır. Zor durumda olan tesislerin en kısa kurtuluş yolu ya kendileri gibi olanlarla birleşerek güçlenmek, ya da kuvvetli ortaklar bulmak olacaktır. Krize zayıf finansmanla yakalanan firmaların tek kurtuluş yolu budur.

Bodrum’u derinden etkileyen ikinci sektör de inşaat – emlak pazarıdır. Büyük hayallerle hemen bütün sektörlerden biraz para kazanmış herkesin gözünü kamaştıran ve bilinçsizce yatırım yapılan bu sektör ne yazık ki geçen kısa süre içinde yatırımcılarını batma noktasına getirmiştir. Şimdi dünya tekrar toparlanırken Bodrum elindeki binlerce satılmamış ve bazıları eskimeye bile başlamış olan bu gayrimenkulleri nasıl pazarlayacaktır. İlk akla gelen ve şu anda birçok ümitsiz yatırımcının yaptığı gibi fiyatlarını düşürerek “ne kurtarsam kardır” diye düşünerek mi, yoksa kuvvetlenen piyasaları göz önünde tutarak elindeki ürünü daha kaliteli hale getirerek, yanında bazı hizmetleri de ekleyerek kalitesini yükselterek mi?

Artık kolay para kazanmak zamanı geçmiştir. Ellerinde gayrimenkule yatırım yapacak kadar parsı olan Almanlar, İngilizler ve komşuları şu anda güney ülkelerinde arsa ve villa almaktalar. Bu pazardaki rekabette öne çıkmak ve tekrar para kazanmak için mutlaka onlardan farklı olduğumuzu göstermemiz gerekir. Özet olarak İspanya’da, Yunanistan’da ve İtalya’daki rakiplerimizden daha iyi olduğumuzu yabancı yatırımcılara anlatmalıyız.

Buna hazır mıyız?

Anlatacak neyimiz var?

Önce bu sorulara cevap bulmak zorundayız.

Zaman yaratıcı olma zamanıdır.

Bu Makale 30 Ağustos 2009 tarihinde www.bodrumgundem.com sitesinde yayımlanmıştır.

Reklamlar