İhracatın büyük diliminin hala Almanya’ya yapılması ve ilk on ülkenin Almanya, Fransa, İtalya, İngiltere, Irak, İspanya, Rusya, ABD, Romanya ve Libya olarak sıralanması bizim AB ve ABD pazarlarına ne kadar bağlı olduğumuzu bir kez daha ortaya koyuyor. Afrika ülkelerinde keşfedilen ve basında çok yer ayrılarak spekülasyon konusu yapılan ülkelerin bu sıralamada çok aşağılarda olması çok doğal. Oralara yapılan ihracatın bir Avrupa ülkesi seviyesine hiçbir zaman gelemeyeceğini itiraf etmemiz lazım. Kendimizi “yeni pazarlar bulduk” diye kandırmayalım.

Aslında şu anda gerçekleşen ihracat gücümüze katabileceğimiz önemli bir artının güney doğudan gelmesini bekliyoruz. Güney doğu komşularımızla yeni açılan sınır kapıları ve ticaret anlaşmaları  Ankara’da bürokrasiye ve siyasete takılmadan çabuk devreye sokulursa ihracatımızın bu yıl hedeflenen 98.5 milyon dolar sınırını aşıp 100 milyara ulaşması mümkün olabilir.

Bu arada İran’da Pars Sahasında petrol arayacağımız şeklindeki söylentilerin ciddi bir tarafı olmadığını düşünüyorum. O bölgede petrol aranması için ayrılmış 29 bölge var ve şu anda Çin’den Hindistan’a kadar bir çok ülke arama faaliyetlerine çoktan başlamış durumdalar. Bizde ise bu güçte bir kurum olmadığı gibi aramak için gerekli 4 milyar dolarlık bir yatırım gücümüz de bulunmuyor. Ankara’nın hayallerle gözümüzü boyamasına izin vermemeliyiz. Bence bu haber daha çok TPAO’nun 2003-2009 arasında harcadığı ve hesabını veremediği 5 milyar dolarlık açığı kamufle etmek için çıkartıldı. Yoksa TPAO kendisi de bu işi yapamayacağını beyan etmişti. Bu kurumla ilgili akıllardaki bir soru da neden akaryakıt dağıtım işine girdiğidir. Özel sektöre ait bir alan olan dağıtımcılık işine kaç para yatırdığı ve sebebi hala açıklığa kavuşmamıştır. Bu ve buna benzer devlet kurumlarının açıklanamayan açıkları 2010 bütçesinie duyulan güveni sarsmaktadır.

İran ile yapılacak olan ticarette hayalleri bir kenara bıraksak dahi büyük volümlere hızla erişmek mümkündür. Bunun için devletin özel şirketlere güvenliği sağlaması yeterlidir. Gerisi açık ve aç olan bir pazarın itme gücüyle kendiliğinden gelecektir.

AB’ye yapılan büyük volümlü ihracatın devamının sağlıklı bir şekilde sağlanması ile doğu ve güney komşularımızla başlayacağımız ticaretin artırılmasının yurt genelinde büyük bir taze para hareketine yol açması bekleniyor.

Bu aynı zamanda gerçekleşen ihracatın %47.52’sinin İstanbul’dan yapılması çarpıklığını da dengeleyebilir. En fazla ihracatı gerçekleştiren ikinci şehir olarak Bursa’nın sadece 9.51 gibi İstanbul’a oranla çok küçük bir yüzdede kalması işin dengesizliğini çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

Biz Egeliler olarak yakın komşumuzla da ticaretimizi artırabilsek doğudan gelecek olan taze parayı beklemeden kendi olanaklarımızla durgunluktan çıkabiliriz. Bu konuda görev başındaki bütün resmi makamlara lokomotiflik yapma rolü düşmektedir. Özel sektörü ayağa kaldırabilmek için onların güven verici organizasyonlara imza atmasını bekliyoruz.

Bu makale 2 Kasım 2009 tarihinde www.bodrumgundem.com sitesinde yayımlanmıştır.

Reklamlar