Dünyanın belli başlı finans uzmanlarını bir araya getiren toplantıda yaşanan krizin başlama sebepleri irdelenirken aynı zamanda gelecek için de yapılması gerekenler ve görüşler açıklandı. Bunları dikkatle takip edenlerin gözünden kaçmamıştır ama ben gene de bir özetlemek istedim. Çünkü sonuçtan biraz ürktüm açıkçası.

Son matematiksel veriler krizin dindiğini ve bazı ülkelerde toparlanma başladığını gösteriyor ama, işte bu amadan sonrası fena… Örneğin Dünya Bankası Türkiye Direktörü Ulrich Zachau der ki: “Güçlü yapısal ekonomik politikalar izlemek gerekiyor ki istihdam olanakları yaratılsın ve toparlanma bütün insanlara faydalı olsun.” Bu bizim yapabileceğimiz bir şey mi? Ve Zachau devam ediyor: “Genişlemeci makroekonomik politikaları adım adım kaldırmalı ve bunu öyle bir zamanlamayla yapmalı ki borçlu ülkelerde de kalkınma sürdürülebilir olsun.” Biz AB’ye girmeye çalışırken ve bir çok büyük firmamız yabancı dev firmalar tarafından yutulmuş iken bunu nasıl sağlayabiliriz ki?

Cevabı tekrar Zachau veriyor: “Türkiye’de işsizliğin yükselmesi travmatik bir sonuç yaratmıştır. Krizden düşen gelirler kent yoksullarını çok ciddi etkilemiş durumda. Araştırma yaptığımız 5 kentte yoksul yüzde 20’nin içindeki ailelerin 10’da 9’u ciddi gelir düşüşüne tabi. Bunların yarısı, yani bu merkezlerdeki nüfusun yüzde 10’u çocukları için gıda tüketimini azaltmış durumdalar.”

Bu zorlukları birebir yaşadığımız için bir yabancıdan duymak insana biraz daha ağır geliyor ama şimdi okuyacaklarınız biraz daha garip:

Zachau, Türkiye’nin her yıl işgücüne katılan 700 bine yakın gence iş yaratması gerektiğini açıklayıp hemen arkasından da ülkemizde kadın istihdam oranlarının çok düşük olduğunu, kadınların istihdamının aile gelirlerini ve imkanlarını artırmanın yanında hızlı büyümeye de imkan yaratacağına dikkati çekerek “Türk kadınlarının sadece yüzde 6-7’si tam zamanlı işe girseler Türkiye 9. Kalkınma Planı’nda önüne koyduğu hedefleri aşabilir ve yoksulluk yüzde 20 kadar azalır” şeklinde bir açıklama yaptı. Yani bir tarafta işsizliğin dev boyutlarda olduğunu matematiksel olarak gözler önüne sererken diğer taraftan alay edermiş gibi bize hayatta yapamayacağımız bir tavsiyede bulundu. Sanki iş var da biz kadınları çalıştırmıyoruz gibi anlaşılan bu tutum acaba kime yarar?

Avrupa’nın krizden kurtulup da büyümeye başlaması çok yavaş olacak. Bu artık anlaşıldığı için önümüzdeki yıl büyüme oranının sıfır civarında olması bekleniyor. Fazla hayal kurmaya gerek yok. Bizim ihracatımızın büyük zarar göreceği gerçeğini kabul ederek yakın geleceğin hiç de iç açıcı olmadığını görüyorum. Bunu karşılamak için Ankara’nın yeni ihracat pazarları arama çabalarının en azından Avrupa’nın azalan ihracat payının yerini tutabilmesini ümit etmekten başka çare yok gibi. Aksi takdirde dış ticaret açığı büyümeye devam edecek, iç borçlanma dayanılmaz noktalara gelecek ve nakit sıkışıklığı hepimizi yoksulluk sınırına daha çok yaklaştıracaktır.

Bu makale 14 Kasım 2009 tarihinde www.bodrumgundem.com sitesinde yayımlanmıştır.

Reklamlar