Almanya’da çalıştığım BCI firması, 1993 yılı sonbaharında faaliyet gösterdiği üç ülke (Almanya, Avusturya, Slovenya) çalışanları arasında en başarılı altı kişiyi Viyana’da beş yıldızlı bir hafta sonu hediye edeceğini açıkladı. Üç aylık bir süre içinde belirtilen çeşitli kriterleri başarmak gerekiyordu. Başarılı kişilerin tümü Almanya’dan çıktı. Seçilenlerin arasında ben de vardım.

O yıl ilkbaharda üç ülke arasında yapılan sıralamada da birinci sıradaydım. Türkiye Cumhurbaşkanı Özal’ın ani ölümü ile çalkalanır, Süleyman Demirel 9. Cumhurbaşkanı olurken ben Almanya’da şirket içindeki rakiplerimle çekişme içindeydim. Aslında her akşam evde endişe ile Almanya’dan ve ülkemizden gelen haberleri dinliyorduk. Uğru Mumcu’nun öldürülmesi, Adnan Kahveci’nin kazada hayatını kaybetmesi, Sivas’ta Madımak Otelinin yakılması, Solingen şehrinde Neo Nazilerin Türk’lerin kaldığı bir evi kundaklayıp beş kişinin ölümüne sebep vermesi bizi endişelendiriyordu.

Sonunda organizasyonlar yapıldı, soğuk bir kış günü Frankfurt’tan Viyana’ya uçtuk. Ancak ayrı uçaklarda yer ayırtmışlardı. “Neden hep birlikte uçmuyoruz?” diye sorduğumuzda yeni bir şey öğrendik. Bir şirketin en başarılı kişilerinin aynı araçla seyahat etmesi doğru değilmiş. Bir kaza durumunda şirket en önemli kişilerini bir kalemde kaybetmek istemezmiş.

Önemli olduğumuzu anlamak gurur vericiydi.

Viyana’da hepimizi kalacağımız otelde şirketin Yönetim Kurulu Başkanı ve Barter Ticaretinin Avrupa’daki kurucusu, kitabının yazarı Herr Weissenbeck karşıladı. Ertesi gün öğle yemeğini ünlü Prater Parkındaki dönme dolapta yedik.

Dönme dolabın kabinleri tren vagonu kadar büyüktü ve bir tanesi firma tarafından kapatılmış, içine sofra kurulmuştu. Döne döne yemek yedik. Yemek bittiğinde dışarı çıktığımızda dönmekten mi, içilen şaraplardan mı bilmiyorum, yere sağlam basamıyorduk.

Aynı akşam Viyana’nın en ünlü Fransız Lokantasındaki saatler süren yavaş bir yemekten sonra Herr Weissenbeck’in favorisi olduğu söylenen Şampanya Bar’a sürüklendik. Barda şampanyadan başka içki yoktu, Almanlar bira istediler neredeyse arbede çıkıyordu. Zorunlu olarak (!) şampanyalarımızı içerken Herr Weissenbeck yanında barın işletmecisi ile geldi.

Masada konu dönüp dolaşıp yaptığımız işe geldi, adam ilgi duydu. Daha bilgisayarlar hayatımıza bu gün olduğu kadar etkin olarak girmemişti. (1993 yılında Nisan ayında Türkiye’de PTT’den sağlanan kiralık hat ile ODTÜ’deki yönlendiriciler kullanılarak ABD’deki NSFNet’e ilk internet bağlantısı gerçekleştirilmişti.)

Sonunda laf sisteme üye olanların yeni kurulan bilgisayar ağında daha hızlı tanınacağı konusuna geldi. Patron üyelik şartlarını sordu, her kafadan bir ses çıkarken ben sessizce cebimden bir üye kayıt formu çıkarttım, sadece aidat bölümüne gereken tutarı ve firmanın adını yazıp imzalaması için adama uzattım. Adam da atmosferin getirdiği hızla imzayı attı, geri kalan yerleri doldurabilmek için bir kartını istedim. Çevremdekilerin şaşkın bakışları altında bir üye kazanmıştım.

Herr Weissenbeck, benim iki yıldır üst üste üç ülke ve üç yüz elli kişi arasında neden en başarılı çalışan olduğumun ispatını bu gün hep birlikte gördüğümüzü söyledi. Ardından benim ikna yeteneğimi överek “geçen haftanın televizyon mecmuasını dahi pazarlayabileceğimi” söyledi, sonra da “başka hiç birinizin yanında üye kayıt formu yoktu değil mi?” diye sordu. Gerçekten de kimsede yoktu.

Ama bende neden bir kayıt formu bulunduğunu da kimse bilmiyordu.

Çünkü ben aynı zamanda şirketin eğitimci kadrosundaydım ve Viyana seyahatinden kısa bir süre önce üç ülkeden gelen eğitimcilerle birlikte üye kayıt formunun yeni kullanmaya başladığımız bilgisayara nasıl işleneceği konusunda bir eğitim vermiştim. Form da cebimde kalmıştı…

Yoksa Viyana’ya beş yıldızlı hafta sonu geçirmeye giderken kim yeni üye kaydetmeyi düşünür ki???

Ben aslında sadece önüme çıkan fırsatı değerlendirmiştim.

Yaşamda tesadüfler bazen çok etkin oluyordu ama aşağıdaki olaylara bakınca bunların ardında tesadüf etkisi aramak da saflık olacaktı.

O yıl:
1 Ocak’ta Çekoslovakya dağıldı ve Slovakya ile Çek Cumhuriyeti doğdu.
24 Ocak’ta Uğur Mumcu öldürüldü,
5 Şubat’ta Adnan Kahveci kazada hayatını kaybetti,
26 Şubat’ta New York’ta Dünya Ticaret Merkezine bir saldırı oldu,
17 Nisan’da da Cumhurbaşkanı Turgut Özal hayatını kaybetti.