(Resim: http://www.gazetevatan.com)

Son günlerde emeklilik hayatımın gidişatından pek memnun değilim. Birilerinin bir haltlar karıştırdığını düşünmeye başladım. Bunlardan en önemli iki tanesi hakkında fikirlerimi sizlerle paylaşmak istedim:

Hava Durumu ile ilgili:

*Dikkat ederseniz hava durumu hep aşağıdaki cümle ile başlar: “Balkanlardan sarkan yağışlı hava… vs”. Bu cümle mutlaka dikkatinizi çekmiştir. Acaba bunun arkasında ne gibi bir organizasyon yatıyor hiç düşündünüz mü? Neden hep kötü hava bize Balkanlardan geliyor? Bunun arkasında hangi teşkilat var?

*Son zamanlarda kuzeyden Sibirya soğukları, güneyden Çöl Bulutları da gelmeye başladı. Ülkemiz dört bir yandan kasıtlı olarak gelen kötü hava şartları ile boğuşmak zorunda bırakılıyor. Huylanmamak elde değil.

*Her yağmur yağdığında elektrikler kesiliyor sonra da aşırı yüksek bir voltajla geri dönüyor, evde ne kadar elektrikli alet varsa patlıyor. Bunu da bilgisayar modemi ithalatçılarının kasten yaptığını düşünüyorum. Delil olarak geçen altı ayda patlayan dört modemimim verebilirim. Bu arada elektrik kesintisinin garanti kapsamında olmadığını da öğrenmiş oldum. Satıcı “isterseniz elektrik idaresini mahkemeye verebilirisiniz” dedi… Bu ikisinin ortak çalıştığını düşünmeden duramadım.

Naçizane öngördüğüm çareler:

*Hava durumunu hiç dinlemeyin. Zaten doğru bir tahminde bulunamıyorlar. Önerim Bulgaristan’ın hava durumunu tercüme ederek yayınlamak olabilir. Nasıl olsa bir gün sonra bizde aynısı olacak…

*Çöl bulutunun geldiğini meteorolojinin vermesi için kaç kişi çalışıyorsa derhal işine son verilsin, bulutu zaten biz de görüyoruz. Birisinin bulut geldi diye yayın yapmak için maaş almasına gerek yok. O kişileri bulutla gelen tozu temizlemek için sokaklarda kullanmak çözüm olabilir. İşsizliğe de çözüm bulunmuş olur böylece.

*Elektrik idaresi elektriklerin kesilmediği her ay için ek ücret alsın, aletleri tamir ettirmekten daha ucuza gelir, vergiden de düşülebilir. Çok bilgisayar kullanan şirketler için avantajlı olabilir.

Trafikle ilgili:

*Sen kalk bu kadar köprü, duble yol, alt geçit, üst geçit, tünel vs yap, boğazın altından tüp geçit geçir gene de trafik açılmasın. Bunda bir bit yeniği olsa gerek. Bizim anlayışımızın dışında ama gene insan düşünmeden edemiyor. Neden?

*Yollara döşenen ve arabaları hoplatan kasislerin ülkenin her köşesindeki oto sanayilerde pusuya yatmış olan yabancı kökenli amortisör imalatçılarının komplosu olduğundan şüpheleniyorum.

*Aynı şekilde yeni sürülmüş tarla gibi olan yollarımız da kaporta-şasi tamircilerinin parmağı olması mümkündür.

*Gene aynı düşünce üzerinden gidersek yeni dökülmüş kaymak gibi asfaltı bir hafta geçmeden gelip anlaşılamayan bir neden kazıp toprakla doldurup gidenlerin de kim olduklarının mobese kameralarından görüntülenmelerinde fayda olduğunu düşünüyorum. Şikayet ettiğimizde belediye suçu karayollarına onlar da sular idaresine atıyorlar. Bu üçü ortak çalışıyor galiba…

*Televizyonlarda gösterilen Formula 1 yarışları ve rallilerin aslında çok sakin araba kullanan şoförleri azdırıp olmadık manevralar yaparak yolda kazalara sebep olması için kasıtlı olarak gösterildiğini sanıyorum. Yoksa kimse dümdüz yolda kaza falan yapmaz öyle değil mi?

Naçizane öngördüğüm çareler:

*Oto yollarda en sağdaki emniyet şeridini kullanan şoförler için ACİL DURUM’un tanımını anlatan kısa bir eğitim verilmesini öneriyorum. İşe geç kalmak “acil durum” değildir, karısı doğum yapmak “acil durum”dur, tabii kadın arabadaysa…

*Yollardaki trafik ışıklarının ve trafik işaretlerinin tamamen kaldırılmasını teklif ediyorum. Böylece herkes korkudan daha dikkatli araba kullanacaktır. Örnek: elektrikler kesildiği zaman kavşaklarda hiç kaza olmaz, dikkat ettiniz mi? Herkes korkudan kibarlaşır ve birbirine yol verir. Tabii şu kibarlaşma işini yanlış yorumlayanlar hariç…

*Trafik cezalarının tamamen kaldırılmasını talep ediyorum. Bu sürücünün moralini bozduğu gibi yanda oturan hanımın eline de bir koz vermiş oluyor. Kadın “Ben demiştim..” derken sürücü sinirden normalde yapmayacağı hataları yapmaya başlıyor. Bunu arkadaşlarımdan duyduğum için yazıyorum…

*Arabası ile trafik kazası yapan şoförler bir ay ceza olarak motosiklet kullanmak zorunda bırakılmalı. Böylece arabasında kurulup “bana bir şey olmaz” demek yerine motosiklette oturup “bana her an bir şey olabilir” deme hissini tatmak zorunda kalırlar.

Aklıma daha çok şeyler geliyor ama memleketi hep ben düzeltecek değilim, biraz da siz katkıda bulunsanız fena olmaz.

Reklamlar