İnsanoğlu üzerine ilginç fikirler

images

Resim: 1973 yılında Toprakkale (Antik adı Tushpa) kazılarında bulunan MÖ 1000 yılında yapıldığı belirlenen heykelcik. Baş kısmı kırık, temsili bir resimle tamamlanmış. Heykelcik 23 cm boyunda, 9.5 cm yükseklik ve 8 cm eninde. Neye benzediği konusunda bir şüphe yok herhalde…

Almanya’nın Ratzeburg şehrinde dünyaca ünlü (ve tek) Kürek Akademisi vardır. Bütün dünyadan kürek antrenörleri kariyerlerinin bir bölümünde oraya gelip klasmanlarına göre değişen bir eğitimden geçerek diploma alırlar.

Ben de o şanslı kişilerden biriydim. Eğitimimin sonunda seçmem gereken diploma tezleri arasında en çok önemsediğim ve bana en ilginç gelen konuyu seçtim: “Sporcu Beslenmesi”. İyi ki de seçmişim, çünkü başka hiçbir yerde ulaşamayacağım, beni çok etkileyen bilgiler edindim.

Tanık olduğum en ilginç ve etkileyici görüş, eğitimlere gelen Profesörlerin hepsinin önemle belirttikleri gibi insan vücudunun çok eksik ve zayıf dizayn edilmiş olması idi.

Düşünecek olursanız dünyamızda ne ilginç mucize varlıklar yaşamakta. Bir Beygir sadece samanla beslenerek bu kadar güçlü olabiliyorsa, bir Sibirya Ayısı altı ay beslenmeden uykuya dalıp, bu arada yavrulayıp bir de uykusunda yavrularını emzirebiliyorsa, bir Deve günlerce susuz yaşayabiliyorsa, yeryüzünün çeşitli katmanlarında canlılar insanın bir saniye dahi dayanamadığı fiziksel ve kimyasal şartlarda yaşayabiliyorsa ve inanılmaz performanslar gösterebiliyorsa bizde gerçekten eksik kalan bir takım genler olmalı.

Bir Kedi kadar iyi duyabilsek, bir Köpek kadar iyi koku alabilsek, bir Kartal kadar iyi görebilsek fena mı olurdu, ki tabiatta bunlarda çok çok daha iyi koku alan, duyan ve gören canlılar da mevcut olduğunu biliyoruz.

Biraz meraklı iseniz televizyondaki belgeselleri seyredip şaşırdığınız anlar olmuştur. Göçmen kuşların binlerce kilometreyi şaşırmadan nasıl gittikleri, Balinaların binlerce deniz mili mesafe kat edip yavruladıkları ve sonra ailecek geri döndükleri, Ağustos Böceklerinin aylarca toprak altında kalıp sonra sadece bir aylığına yaşadıklarını, bir Kelebeğin inanılmaz yaşam evrelerini görmüş ve duymuşsunuzdur.

İnsan vücudunun da ne inanılmaz bir mucize olduğu mutlak bir gerçektir ama o kadar çeşitli ürünlerle beslenip, o kadar takviye edici gıdalar almamıza rağmen bir türlü hastalıktan kurtulamıyorsak bir düşünmek lazım.

Acaba ünlü Sümerolog Zecharia Sitchin’in kitaplarında yazdığı gibi Nibiru’dan gelen Anunaki’ler insan ırkını kendi genlerinden takviye yaparak yaratırlarken kromozomlarının sadece yarısını mı verdiler. Sümer Tabletlerindeki bazı yazılarda Anunaki’lerin insanın yaratılışı sırasında “ölümlü olması” şartını göz önünde bulundukları yazılıdır.

Sanıyorum ki önümüzdeki yüzyıllar içinde eksik kromozomları tamamlayarak insan ırkının ölümsüz olmasını sağlayabiliriz. O zaman hayat ne kadar sıkıcı olacaktır kim bilir, ne dersiniz?

 

Reklamlar