SAKSI

Reagan-Ashe

1943 doğumlu Afro-Amerikalı Arthur Ashe tenis tarihinde Wimbledeon (1975), Amerika Açık (1968) ve Avustralya Açık (1970) Turnuvalarını kazanan tek siyahi olmuştu. Ashe, geçirdiği Bypass Ameliyatı sırasında HIV kaptı ve 1993’te AIDS yüzünden öldü.

Ölüm döşeğinde hayranlarından gelen mektuplardan birinde yer alan “Tanrı böylesine kötü bir hastalık için neden seni seçti” sorusuna şöyle cevap vermişti: “Tüm dünyada 50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar, 5 milyonu tenis oynamayı öğrenir, 500 bini profesyonel tenisçi olur, 50 bini yarışmalara girer. Bunlardan 5 bini büyük turnuvalara erişir, 50’si Wimbledon’a kadar gelir, 4’ü yarı finale, 2’si finale kadar çıkar. Elimde şampiyonluk kupasını tutarken Tanrı’ya “NEDEN BEN?” diye hiç sormadım. Şimdi sancı çekerken Tanrı’ya “NEDEN BEN” diye nasıl sorabilirim?

Ashe’nin bu sözleri birçok eğitimcinin kullandığı bir ders haline gelmiştir.

Hayata pozitif bakmanın insana moral kazandırdığı bir gerçektir. Yolda yürürken başınıza bir saksı düşmesi ihtimalini düşünerek yaşayamazsınız. Bunun ihtimaller hesabında mantıklı bir çözümü yoktur. Bir adım önde veya arkada kalarak hayatınız kurtulmuş olabilir. Bu bilinmezlik dolu tesadüfler zincirinden dolayı insanlar kader, kısmet, alın yazısı gibi bir mantık içermeyen kelimeler üretmişlerdir. Şahıslar için bundan kaçış yoktur ancak toplumların sosyolojik hayatında bunun gibi alın yazılarından kurtulmak mümkün olabilir.

Sosyal hayatta toplumların başına böyle ani felaketler tepeden inme, saksı düşer gibi habersiz olarak gelmez, zaman içinde oluşur.

Yaşadığımız günlerde hemen her gün gazeteyi açtığımda “ben bu filmi daha önce de görmüştüm” diye düşünüyorum. Çaresizlik içinde çırpınan, çözüm üretmekten çok rakibini kötülemeye çalışan, liderlik özelliklerine sahip olmayan muhalefet yöneticilerini gördükçe içimden “keşke tarih bir şekilde tekerrür etse de bir Mustafa Kemal daha doğsa diyorum”.

Bilmem katılır mısınız?

 

Reklamlar