Terbiye mi, eğitim mi?

Baskette kavga

Basket maçlarını kaçırmayan liseli gençlerin önde gelenlerinden biriydim. Kürekte Türkiye Şampiyonu olunca verdikleri yeşil renkli (benim için çok kıymetli) serbest giriş kartım ile her hafta sonu Spor Sergi Salonunda Cumartesi-Pazar oynanan maçları kaçırmazdım. Günümüzün gençlerinin adını hiç duymadığı Teknik, Kolej, Moda gibi takımlar birinci ligde oynardı. Fazla Amerikalı yoktu, hatta bunlar basketten iyi anlar diyerek Amerikalıların alış veriş dükkanı olan PX’te çalışanlardan birkaç kişi transfer etmiştik. Basket seyircisi oyunu iyi tanıyan, entelektüel bir guruptu. Oyun aynı, oyuncular aynı, salon aynı ama farklı olan bir şey vardı o zamanlar. Sahaya yabancı madde atılmazdı…

Bunu önlemek için ortada polis, özel güvenlik, kamera falan da yoktu ama gene de o kadar sene sahaya atılan bir çöp görmedim.

Sonra yavaş yavaş iş çığrından çıktı. Küfürler, ağza alınmayacak tezahüratlar, kavgada söylenmeyecek laflar ortalıkta uçuşmaya başladı. Oyuncular ve saha kenarı elemanları hakeme saldırmaya başladılar. Birden bire herkesin terbiyesi bozulmuştu.

Bu yazıya attığım başlığın cevabı da burada gizli zaten. Terbiye bozulmuştu, eğitim değil. Sahaya su şişesini fırlatanların çoğunun üniversite diploması vardı. Aralarında benim sınıf arkadaşlarım da vardı. Bunlar bir sene sonra İnşaat Mühendisi olarak piyasaya çıktılar. Eğitim sorarsan en alasından diplomaları vardı ama terbiye sorarsan orada durmak gerekiyordu…

Peki nerede yanlış yapmıştık?

Hadi buyurun bakalım, benim çözemediğim ve bu günkü Türkiye’yi idare edenleri dahi sorguladığım soruya siz cevap verin lütfen…

 

Reklamlar