Sporda Mizah

fft104mm2048136

Son günlerde sporumuzda etken olmaya başlayan küfürlü tezahüratlar, şiddet, şike, doping gibi faktörleri düşünürseniz yukarıdaki başlık size şaka gibi gelebilir ama bence işin temelinde yatan ana faktör bu olmalıdır.

Yenilgiyi hayatın sonu olarak algılamak sporun ana fikrinde olmayan bir düşünce tarzıdır. Kaybeden tarafın hakemin vermediği penaltıdan bahsetmesi acizlikten başka bir şey değildir. Antrenörlerin, idarecilerin ve ailelerin sporcu gençlere hakemle uğraşmak yerine bir dahaki sefere aynı pozisyonda golü atabilmek için nasıl daha kuvvetli, dayanıklı, çevik ve akıllı olabilmek için çalışması gerektiğini düşünmesini öğretmesi gerekmektedir.

Müsabaka sporlarının amatör zamanlarında rakiplerin sahaya şakalaşarak beraberce çıkıp, maç sonunda gene şakalaşarak sahadan beraberce ayrıldıklarını hatırlayanlarınız vardır. O devirde seyircilerden birinin küfür etmesi değil hakaret içeren bir tezahürat yapması dahi düşünülemez ve derhal çevresi tarafından ayıplanarak susturulurdu.

Basket maçlarında yapılan tezahüratlarda ince espriler içeren sözcükler kullanılır, tribünlerde şiirsel değeri olan nakaratlar yükselirdi. Kapalı salonda sahaya yabancı madde atan bir kendini bilmez derhal çevresi tarafından aforoz edilirdi.

Günümüzde yasak olduğu halde tribünlerde (sağlığa aykırı olduğu bilindiği halde) meşalelerin yakılması adeta bir kahramanlık gösterisi haline geldi. O kadar sıkı güvenlik tedbiri ve üst aramadan geçildiği halde o meşalelerin stada nasıl sokulduğu anlamak mümkün değil.

Büyük takımlarımızda oynayan elit sporcularımızın gençler için bir rol modeli olduklarını unutmamaları gerekmektedir. Maç sonrasında kendi ayağından top taca çıktığında neden sanki rakipten çıkmış gibi elini kaldırdığını kendi kendine sorgulamaktan çekinmemelerini diliyorum. Biliyorum, işin ucunda büyük para var ama bu gene de dürüstlükten şaşmak için yeterli bir mazeret olmamalı.

Bir tarafta olimpiyatlarda dahi amatörlüğün yeniden tanımlanması gerektiğini düşünürken diğer tarafta sporun arkadaşlık, dürüstlük gibi ilkelerinin yerinden oynamamasına dikkat etmeliyiz.

“Sporun sadece spordan ibaret olmadığını unutmamanızı dilerim.” Bu cümle Galatasaray Başkanı Ünal Aysal’ın yeni çıkan “Galatasaray’da Kürek Tarihi” kitabına yazdığı anlamlı önsözde yer almaktadır. Kısa ve öz. Üzerinde düşünmek lazım…

“Biz Arenaya birbirini sakatlamaya çıkan cengaverler değil, kazanmak için mücadele eden sportmenler izlemek istiyoruz.” Bu cümleleri de ben 18.05.2012 tarihinde Bodrum Gündem gazetesinde yayımlanan yazımın sonunda yazmıştım. Değişen bir şey yok ne yazık ki…

Celal Gürsoy

18.01.2014

Reklamlar