BİZ BUNA LAYIK MIYIZ?

Montesquieu büstü

Üç yılda bir yapılan Uluslar Arası Öğrenci Değerlendirme Raporu (PISA) sınavı sonucunda 65 ülkeden ortaokul öğrencilerinin performansını karşılaştıran bir sıralama ortaya çıktı. Ülkemiz bu sıralamada 44’üncü sırada yer alabildi. Okulların dışında dört bine yakın dershaneye (2012) yılında dört milyar lira katkı (!) sağlayan 1.178.000 öğrencisi olan bir ülkeden çıkan bu sonuç bize bir şeyler anlatmalı… Ne kadar üzücü ve rahatsız edici bir bilgi. Demek ki çocuklarımız hayatta hiçbir işlerine yaramayacak olan hızlı test çözme becerisini kazanıyor ama aslında sınıfta kalıyor. Etrafımızın buna benzer olumsuzluklarla çevrili olması hayat standartımızı da bize hissettirmeden yavaş yavaş aşağıya çekiyor.

Aslında sizlerle paylaşmak istediğim konu da zaten buydu. UNDP (Birleşmiş Milletler Kalkınma Programının) “İnsani Gelişmişlik Endeksi” verilerine göre ölçüm yapılan 185 ülke arasında Türkiye 92. sırada yer alabildi. Açıkçası önümüzde bizden daha iyi şartlar altında yaşayan 91 ülke olması etrafıma daha dikkatle bakmama sebep oldu. Kirlettiğimiz çevreyi, katlettiğimiz trafiği hatırladım. Çok dürüst bir ifade takınarak tutamayacağı sözler vererek çevresini aldatanları, kadına ve çocuğa şiddet uygulayanları ve daha birçok; ne dine, ne kitaba, ne de örf ve adetlere sığdıramadığım etik dışı davranışları düşündüm. Daha iyi bir hayat için neler yapılması gerektiğini kendimce bulmaya çalıştım. UNDP’nin “Daha iyi Hayat Endeksi” sıralamasında 34 ülke arasında neden farklı olarak en sonuncu olduğumuzun sebebini araştırdım.

Cevap çok basit. “Biz böyleyiz işte!!!”, “Böyle gelmiş, böyle gider” v.s.

Eğitim sistemimiz kötü, bunu yöneticiler de farkında herhalde ki her sene değiştiriyorlar ve gene de bir şekilde velileri dershanelerin kucağına atıyorlar… Sağlık sistemimiz yerlerde sürünüyor, halkımızın yaşam süresi gelişmiş ülkelere göre 10 sene daha kısa, sakın hasta olup devlet hastanesine gitmek zorunda kalmayın, sıra beklerken ölebilirsiniz… Her sabah gazeteleri okuduğumuzda içimizde gelecek hakkında şüpheler uyanıyor. Sosyal güvencemizi sorgular durumdayız.

Peki neden böyle yaşamaya devam ediyoruz?

Cevabı bundan 300 küsur yıl önce yaşamış, kuvvetler ayırımı esasını ortaya atan, yazdığı kitapta yasama, yürütme ve yargı güçlerinin birbirlerinden ayrılmasının önemini belirten Fransız siyaset düşünürü Montesquieu vermiş: “Her Toplum, Layık Olduğu Şekilde Yönetilir”.

Alındınız mı? Siz buna layık mısınız? O zaman düşünmeye başlayın. Beki bir şeyleri değiştirmenin zamanı gelmiştir.

 

Reklamlar