Çamur at, izi kalsın…

Gazeteler

Gazeteleri okudukça çamur atma işinin ülkemizde çok geçerli bir sanat olduğunu görüyorum. Her sektörde ve ortamda insanlar birbirine hakarete teğet geçecek şiddette çamur atarak yolunu kesmeye çalışıyor. Olayın en üzücü tarafı bunun kendilerine fayda sağlayacağını düşündükleri için yapmaları. Geçmiş günleri düşününce benim de hayatımın her devresinde çamur atan kişilerle uğraşmak zorunda kaldığı görüyorum. Sadece bir on beş yıl rahat etmişim. O on beş yıl da Almanya’da çalıştığım yıllar. Orada da hem antrenörlük yaptığım yıllarda hem de ticaretle uğraştığım günlerde rakiplerim oldu ama belden aşağı vuran, arkamdan konuşan olmadı. Bütün rakiplerim tüm açıklığı ile karşımdaydı ve kim daha iyi olursa o kazanıyordu. Ülkemizde özellikle son günlerde siyaset platformunda, spor kulüplerinin başkanlık seçimlerinde üzüntüyle izlediğim kişiler ve demeçler var. Karşı tarafı kötüleyerek kendisine yol açılacağını sanan dar görüşlü kişiler tarafından yönetiliyor olmamız beni karamsarlığa itiyor…

İletişimin bu kadar kolay olduğu bir dünya varken, insanların hala doğru bilgileri paylaşamaması, hatta yanlış bilgilerin daha çok prim yapması ve insanları heyecanlandırması hayret verici. İnternette gezinirken yazılanların çoğunun kasıtlı çakma haber olduğunu, resimlerin hemen tümünün fotoshoplu olduğunu benim gibi herkes anlamıyor mu acaba? Karşı tarafı yıkmak için ille de dedikodu mu üretmeliyiz? Ne kadar çocukça ve üzücü.

Ne yapmalı? Eğitim ve aile terbiyesinin yetersiz kaldığı meydanda. Cezalarla insanları kısıtlamanın da fayda etmediğini tarihten biliyoruz. Toplum kültürünün geliştirilmesi gerekiyor. Kitleleri etki altına alan en etkin güç medya. Medyanın kalitesini yükseltmesi, bilgilendirici ve tarafsız olması en önemli unsur olarak öne çıkıyor. Her sabah internetten bir çok gazete ve haber sitesini inceliyorum, buna Almanca ve İngilizce medya da dahil. Arada büyük bir fark görüyorum. Dış basında gazetelerin manşetleri sadece haberi veriyor. Yorumu yapanlar köşe yazarları. Onlar da kendi konularında saygın ve derin tecrübeye sahip kişiler. Bizim medyamıza bakınca bu tecrübeli ve saygın isimlerin azınlıkta kaldığını üzülerek görüyorum. Haberler taraflı ve seviyesiz, daha çok sabun köpüğü gibi magazin içerikli. Ülkemizin gelişmesini ve yıllarca geri olduğumuz batı medeniyetine ve kültürüne yaklaşmamızı ümit ederken en büyük rol medyaya düşüyor. Ananevi kültürümüzü yozlaştırmadan batı seviyesine çıkmak için önce gazetelerin personelini eğitmesi, konusunda bilgi sahibi yazarlara daha çok yer vermesi gerektiğini düşünüyorum. Aksi takdirde biz her gün kasıtlı olarak düzenlenmiş, gündem değiştirmeye yönelik yarı sahte haberlerle beslenmeye ve uyutulmaya devam edeceğiz.

Reklamlar