SOSYAL ADALET-SİZLİK

Bir aralar sayısı 16 milyona kadar çıkan Yeşil Kartlı sayısının hızla düşmeye başladığını biliyoruz. Neden mi? Bu işte bir bit yeniği olduğunu anlayan yetkililerin dikkati sayesinde araştırma yapılmaya başlanmış ve şimdiye kadar yapılan tetkiklerde yaşil kart alanların %20’sinin gelir durumlarının iyi olduğu ve haksız yere kart aldıkları belirlenmiş.

Yetkilileri uyaran rakamlar hakkında biraz bilgi vermek isterim: Örneğin Ağrı ilimizde 34 bin 823 kişi devlete aktif prim öderken, yeşil kartlı sayısı 309 bin 115’i bulmuş vaziyette. Ağrı’da yeşil kartlıların il nüfusuna oranı yüzde 57.49’a ulaşırken, çalışanların oranı yüzde 6.48.

Van’da tam 544 bin 659 kişinin yeşil kartı var. Buna karşılık devlete prim ödeyen kişi sayısı 76 bin 273’de kalıyor. Yani yeşil kartlı oranı yüzde 53.28, çalışan oranı yüzde 7.46.

Bir diğer dramatik tablo Bitlis’te karşımıza çıkıyor. Bitlis’te devlete prim ödeyenlerin sayısı 31 bin 316. Buna karşılık tam 168 bin 586 kişi yeşil kartlı. Bir başka deyişle Bitlis’in yüzde 51.32’si hiçbir işte çalışmayıp geliri olmadığını beyan ederken, çalışan sayısı sadece yüzde 9.53’le sınırlı kalıyor.

Bingöl’de sadece 24 bin 337 prim ödeyen kişiye karşılık, 128 bin 560 kişi yeşil kart sahibi. Bingöl’de çalışanların il nüfusuna oranı yüzde 9.52’de kalırken, yeşil kartlıların nüfusa oranı yüzde 50.27’yi buluyor

SGK’nın son verilerine göre, SGK’ya prim ödeyenlerin toplamı 14 milyon 987 bin 902. Ne yazık ki 81 ilin 33’ünde yeşil kartlı sayısı, SGK’ya prim ödeyenlerin sayısından fazla çıkıyor. Durum fark edildikten sonra yapılan denetimler sonucu Yeşil Kartlı sayısı 9 milyon 140 bine geriledi.

Yılbaşından itibaren yeşil kartlılar SGK’ya devredilecek. İsmi de yeşil kart olmaktan çıkıp Genel Sağlık Sigortalısı olarak değişecek. Bu değişiklikle yeşil kartlılar da tıpkı diğer sigortalılar gibi istediği hastaneye doğrudan gidebilecek. Mevcut uygulamada yeşil kartlı, devlet hastanesinde tedavisi yetersiz görülürse araştırma hastanelerine, orada da tedavi edilemezse özel hastanelere sevk edilebiliyor.

Şimdi aklınıza şöyle bir soru gelmiyor mu?

Bu Yeşil Kart sahtekarları için yasal bir ceza yok mu? Yaptıkları uyanıklık yanlarına kar mı kalacak? Devleti aldatma, sahtecilik yapmak, haksız yere fakir fukaranın hakkını gasbetmek, sosyal düzeni bozmak v.s. (Din, iman, etik, örf ve adetlerden bahsetmiyorum bile).

Peki ya haksız yere milyonlarca sahtekara Yeşil Kart veren idari memur ve yöneticiler hakkında bir takip yapılmayacak mı? Acaba rüşvet mi aldılar? Yoksa parti yandaşları mı kayırıldı? Ahbap çavuş ilişkisi mi var. Yoksa devlet Güney Doğudaki fakir illere sus payı mı dağıttı? Bu işler böyle kolay mı?

Onların kaçak kullandıkları elektrik paralarını da zaten biz ödemiyor muyuz?

Biz hepimiz enayi miyiz?

Bu yazı 18.01.2012 tarihinde www.bodrumgundem.com gazetesinde yayımlanmıştır.

Reklamlar