YÜKSEKLİK ANTRENMANI GEREKLİ Mİ? (11.04.1997)

 Her şey 1968 olimpiyatlarında başladı. 2240 m yükseklikteki Mexiko City’de yarışan sporcuların oksijen azlığından bayılmaları ve performans düşüşleri spor tıbbını ve antrenörlerini araştırmaya yöneltti.

Alp dağlarında 2040 m yüksekte Alman kürek takımının kamp yaptığı Silvretta gölü.

YÜKSEKLİK ANTRENMANI GEREKLİ Mİ?

(11.04.1997)

Her şey 1968 olimpiyatlarında başladı. 2240 m yükseklikteki Mexiko City’de yarışan sporcuların oksijen azlığından bayılmaları ve performans düşüşleri spor tıbbını ve antrenörlerini araştırmaya yöneltti. Doğu Bloku sporcuları tarafından uygulanan yükseklik antrenmanının mucizeler yarattığı ileri sürüldü. “Yüksekte antrenman yapıp az oksijenli ortamda çalışmaya alışan organizma, deniz seviyesinde yarışa gidildiğinde çok yüksek performans gösterir” diye teoriler yazılmaya başlandı. Konuyla ilgili bir çok kitap yayımlandı. 

96 Atlanta Olimpiyat Oyunları bu teorinin çöktüğü yıl oldu. Altın madalya sahibi Hollanda sekiz tekinin antrenörü Rene Mijnders yükseklik antrenmanlarının sadece çok iyi hazırlanmış olimpik kalitede sporcularla yapılabileceğini ve performansı sadece %0.5-%1.5 kadar arttırdığını ileri sürdü. Buna karşılık harcanan para ve emeğin çok fazla olduğunu ayrıca sporcularda psikolojik zorlanmalar ortaya çıktığını dolayısıyla çok risk yarattığını ileri sürdü.

Amatör olarak yapılan kürek sporunda bütün elit sporcuların aynı zamanda uzun süre yükseklik kampına katılmalarının imkansız olduğunu, bunu ancak bir zamanlar doğu bloku sporcularının gerçekleştirebildiğini ileri sürdü.

1968 olimpiyatlarında altın madalya sahibi Doğu Alman dümencisiz dört tek ekibinin antrenörü Dr. Hans Eckstein (bu günkü Avusturya Kürek Milli Takımı Direktörü) “yükseklik antrenmanı bir mucize yaratmaz” diyerek karşı tezi destekledi. “Yükseklik antrenmanı” tezinin savunucusu Alman antrenörler de sporcularının Atlanta’da aldığı derecelerin beklenenin altında olması nedeniyle pek itiraz edemediler.

1996 yılında “Ulm Gurubu” diye adlandırılan bir araştırmacılar gurubu “Sleep High – Train Low” diye adlandırılan bir metot geliştirdiler fakat bundan da önemli bir başarı reçetesi çıkmadı.

Neticede iyi yetiştirilmiş bir sporcunun oksijen kullanma kapasitesinin artırılması için deniz seviyesinde de uygulanabilecek birçok antrenman metodu olduğu vurgulandı. Performansın %0.5-%1 artırılmasının psikolojik motivasyonla da gerçekleştiği savunuldu.

Türkiye için durum nedir derseniz şahsi fikrim şöyledir: hiçbir büyük kulübümüz 20 kişilik bir elit kürekçi kafilesini antrenörler ve doktorlar nezaretinde yükseklik antrenmanına göndermez. Bunun maliyeti iki adet yeni yarış teknesine almaya eşittir.

Netice olarak Türkiye uzun bir süre yükseklik antrenmanı konusuyla fazla ilgilenmeyecektir.

Not: Yıllar sonra yazdığım “Bir Kürekçinin Anıları” kitabımda da “Yükseklik Antrenmanı” konusunda bir anımı anlatmıştım:

https://celalgursoy.wordpress.com/2011/05/18/bir-kurekcinin-anilari-32-2/

Reklamlar