ZOR GÜNLER

 

Geçen hafta Cuma günü Bodrum’da yayın hayatının 16 yılını kutlayan Yarımada Gazetesinin düzenlediği panele katılan kıymetli gazeteciler Bodrum Ticaret Odası salonunu dolduran dinleyicileri düşünceye sevk eden yorumlarda bulundular.

Katılımcılara sorulan birbirinden önemli sorulardan biri “Patronlarınızdan bir baskı görüyor musunuz?” şeklindeydi. Cevap olarak patronların yazdıklarına direk karışmadıklarını ama her basın organı gibi onların da çerçeveleri olduğu anlatıldı. Yazarlar “acaba bu yazımızla müesseseye zarar verir miyiz?” gibi bir çekinceleri olduğunu itiraf ettiler. Hatta Sayın Can Pulak sırf bu yüzden büyük gazetelerde yazmaktan vaz geçtiğini açıkladı. Panelcilerin “bu bir mahalle baskısıdır” şeklindeki yorumuna seyircilerden biri tarafından “bu bir iktidar baskısıdır” şeklinde ilave yapıldı ve açıkçası kimse itiraz etmedi.

Panel’de kalpten gelen yüksek bir sesle konuşan Can Ataklı’nın yorumu çok ilgi çekiciydi. Sayın Ataklı batılı ülkelerin dünya üzerindeki para ve güç dengesini kontrol altında tutabilmek için Ortadoğu coğrafyasında Türkiye’ye ihtiyaç duyduklarını ama bunu elde ettikleri sürece ülkenin hangi sistemle idare edildiğini umursamadıklarını belirtti. Bunun için de Ankara’nın batının her istediğini yapıp onlara sempatik gözüküp, içeride kendi sistemlerinin oturtma konusunda rahat olduklarını anlattı. Son gelişmeler ışığında Anayasanın değiştirilmesi ile ortaya çıkacak yeni idare sisteminde yargının da siyasallaştırılması ile Türkiye’de hayatın artık eskisi gibi olmayacağını savundu. Sayın Ataklı “bundan ilk darbeyi de medya alacaktır” dedi.

Yaratılan suni gündemlerle halkın dikkatinin dağıtıldığını bu arada bütün kurumların siyasallaştırıldığının önemini vurgulayan konuşmacılar internet medyasının büyük bir hızla daha yaygın ve etkili olmaya başladığına dikkati çektiler. Gazetelerin ömrünün 15-20 sene olabileceği belirtilirken gelişen teknolojinin bu sonu daha da hızlandırabileceği ve gençlerin artık gazeteyi sadece internetten okuduklarının altı çizildi. Batının, Çin’in hatta 1.2 milyar nüfusuyla Hindistan’ın bu gelişimde, teknolojik üretimde ve yaratıcılıkta yıllarca önümüzde bulunduklarını anlatıldı.

Bu konuşmalar sırasında canım sıkılmış bir durumda hem dikkatle konuşulanları dinlerken bir taraftan da Generel Motors’un efsane CEO’su Jack Welch’in aklıma takılan şu sözlerini bu günkü Türkiye’nin konumuna oturtmaya çalışıyordum: “Bir kuruluştaki değişimin hızı, kuruluş dışındaki değişim hızından daha düşükse o kuruluşun sonu yakındır”.

Yarımada gazetesinin 16. gurur yılını kutlarken kendimi birden bire nesli tükenmek üzere olan bir teknoloji için sevinmek durumunda bırakılan saf çocuklara benzettim.

Bu yazı 19 Nisan 2010 günü www.bodrumgundem.com sitesinde yayımlanmıştır.

Panel ile ilgili detaylı bilgiyi aşağıdaki linkten alabilirsiniz:

http://www.bodrumgundem.com/haberdetay.asp?ID=1658

Reklamlar