Geçtiğimiz hafta Antalyada Turizm konulu 63. Garanti Sohbeti adı altında önemli bir toplantı yapıldı.

TURİZMDE İLERLEMEDİK, GERİLEDİK…

Bakan Ertuğrul Günay başta olmak üzere sektörün bütün segmentlerinden önemli isimler ve duayenler toplantıda bulundular, konuştular, tartıştılar, fikir yürüttüler.

Neticede bu güne kadar yapılan hatalar samimiyetle ortaya kondu ve bundan sonra katma değeri daha yüksek olan yeni bir model yaratılması gerektiğine karar verildi.

Toplantıda başarı diye gördüğümüz bazı istatistik rakamlarının aslında pek de o kadar büyütülmemesi gerektiği itiraf edildi. Örneğin turist sayısının on yılda 10 milyondan 27 milyona yükselmesinin aslında yetersiz olduğu üzerinde duruldu. Kültür Bakanı bu sayının aslında sadece Paris şehrinin bir yılda ağırladığı turist sayısına eşit olduğunu, İstanbul’a gelen turist sayısının Eyfel kulesine çıkanlara eşit olduğunu açıkladı.

Dünyadaki en iyi 100 otel arasında 20 Türk otelinin bulunması bir taraftan gurur verirken diğer taraftan bu otellerin çok ucuza pazarlanmasının hata olduğu vurgulandı.

Konuşmacılar ileriye dönük olarak “güneş-deniz-kum” üçgeninde kalmayıp, spor turizmi, tıp turizmi, yaşlılara yönelik turizm, eko turizm gibi yeni segmentler açılmasında fayda olduğu konusunda fikir birliğine vardılar.

Toplantıda turizmin ilerlemediğini, gerilediğini belirten konuşmayı Vural Öger yaptı. Öger Almanya’dan gelen her 100 kişiden 30’unun işsizler, 35’inin de işçiler olduğunu belirterek bunun olumsuz bir gerileme olduğunu açıkça belirtti.

Turizm danışmanı TUI temsilcisi Hüseyin Baraner ise “Büyük işler gölgesinde büyük bir çöplük yarattık, şimdi küçük işlerden büyük işler yaratan yeni bir model yaratmalıyız” dedi.

Biz Bodrum’lular olarak beldemize gelen turist sayısının artmasına rağmen gelirlerin artmadığını biliyoruz, yani durumun farkındayız. Bu şartlar altında yeni model konusunda bizim de en az Antalya kadar hassas olmamız ve artık çuvaldızı kendimize de batırma cesaretini göstermemiz gerekir.

Akla gelen bir soru da bütün bu işleri organize eden acentelerin rolü oluyor. Onlar bu düşük fiyatlara otellerimizi neden zorluyorlar acaba. Daha çok para kazanmak varken neden her şey dahilde ısrarcı olup beş yıldızlı otellerimizi yok pahasına pazarlıyorlar? Neden Avrupa’nın en parasız turistini ülkemize getiriyorlar?

Beş yıldızlı mükemmel tesisleri inşa eden yatırımcılar bu turisti hak etmiyor.

Dünyanın en iyi otelleri arasında yer alan tesislerimiz acaba yanlış kişilerce mi pazarlanıyor? Belki de turizm işletmelerimizin çalıştıkları acenteleri tekrar bir gözden geçirmelerinde fayda var? Birlik olurlarsa kuvvetli olacakları kesin.

Acentelere sorarsak ortamın kalitesi düşük olduğu için gelen turist kalitesiz oluyor. Ben Bodrum’un 70’li, 80’li yıllarını hatırlıyorum. O zaman daha kaliteli ve para harcayan turistler gelirdi. Ortam bundan daha da salaştı. Bodrum’un otantik yapısı değişmedi. Gezi teknelerinin sayısının artması veya otellerin sayısının arması havayı bozmaz. Sadece şimdi biraz daha modernleşti ve kalabalıklaştı ama turistin kalitesi sıfırın altında. Buna kim cevap vermek ister???

Bu sektörel yorum 12 Nisan 2010 tarihinde www.bodrumgundem.com sitesinde yayımlandı.

 

Reklamlar