Son aylarda birçok toplantıya katıldım. Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürü ve bütün teşkilatı Bodrum hakkında detaylı bir araştırma yapıp BODTO salonunda toplantıda sunmak istediler. Salonda kendileri haricinde 20 kişi vardı, onlarında bir kısmı sonuna kadar beklemeden çıktılar. Daha sonra Sayın Cumhur beyin uyarısı ile daha geniş kapsamlı bir toplantı Kempinski Otelde yapıldı. Bu sefer katılanların sayısı otuzdan fazlaydı ama öğleden sonra salonda onbeş kişi kalmış ve bütün önemli makam sahipleri toplantıyı terk etmişti. Son konuşmacıların verdiği önemli bilgileri sunum yapanların kendileri dinlediler. Geçen hafta Ticaret Odası Dedeman otelde bir beyin fırtınası düzenledi ve bütün meslek guruplarını haberdar etti. On meslek gurubu için hazırlanan on masanın bazıları o kadar boş kaldı ki iki gurubu bir araya toplayıp gene de bir masayı dolduramadılar.

Acaba Bodrumlular kendilerini çok yakından ilgilendiren ve hatta sorumlu oldukları konularda bile neden bu kadar duyarsız oluyorlar.

Başka bir açıdan bakarsak sadece yönetici pozisyonunda olmayan basit Bodrumlularında geleceği düşünmeden düşüncesizce hareket ettiklerini gözlemlemekten üzüntü duyuyorum. Örneğin Bodrumdaki dükkanların kiraya veriliş prensipleri herhalde dünyanın hiçbir yerinde görülemez. Bodrumun dışından tatil zamanı gelenlerin gözüyle şehir tıklım tıklım doludur ve bütün dükkanlar üç ay içinde iki yıllık para kazanır gibi aldatıcı bir izlenim yaratırlar. Aslında bu tamamen hatalı bir saptamadır. Çünkü Bodrumda küçücük bir dükkan için bile istenen kira o kadar yüksektir ki esnafın çalışarak legal yollardan değil para kazanmak, o kirayı çıkartması dahi mümkün değildir. Dükkan sahibi bunu çok iyi bilmesine rağmen kısa vadeli düşünerek dışarıdan gelen saf yatırımcıyı kandırarak dükkanını fahiş rakamlarla kiraya vermekten çekinmez. Yıl sonunda işletmeci arkasında bir sürü borç bırakarak kaçar. Gelecek sene nasılsa yeni bir saf gelecektir diye dükkan sahibi umursamaz. Bu Bodrumun genel görünümüne ve geleceğine zarar vermektedir. Bir eğitimci olarak bu durumda üç ayrı ders çıkartmaktayım:

1-     Dükkan sahipleri o mekandan ne kadar kar edileceğini çok iyi bilmektedirler ve bunu kazanabilecek, yaşayabilecek yükseklikte bir kira talep ederek süreklilik sağlamalıdırlar. Böylece her sene dökülen mekanı tamir etmek, takılan elektrik ve su paralarını cepten ödemek yerine sağlıklı ve mutlu bir iş ortaklığı yaratabilirler. Bu herkes için daha faydalı olacaktır.

2-     Bodrumda yatırım yapmayı düşünenlerin açısından bakarsak bilinmesi gereken ilk kavram üç aylık sezon sonunda iki yıllık para kazanılmadığıdır. Hesaplarını buna göre yapmalarında fayda vardır. Daha iyisi piyasada aynı maldan ne kadar çok tekrar olduğuna dikkat etmeleri gerekir. Sağlıklı bir Pazar araştırması yapmadan Bodruma gelmek onları değil zengin etmek tam tersi büyük zarara uğratacaktır.

3-     Sorumluluğu en ciddi olarak yüklenmesi gerekenler açısından bakarsak Bodrum Ticaret Odasına ve Belediyeye büyük bir görev düşmektedir. Bu kurumlar en az iki banka ile ortak olarak çarşı içi, çevresi ve iş merkezlerindeki dükkanlar için bir ekspertiz raporu hazırlamalıdır. Böylece o dükkanların gerçek değerinin ne olduğu, kaça kiraya verilebileceğinin ortaya çıkmasına yardımcı olurlar. Ticaret Odasındaki meslek guruplarında yıllardır aynı işi yapan ve yeni yatırımcıların kazanma şansının ne olduğunu çok iyi bilen usta kişiler bulunmaktadır. Onların desteği ile kurulabilecek danışmanlık masaları yardımıyla yeni yer açmak isteyenlere yol gösterilebilir. Bu dünyanın her yerinde yapılmaktadır. Ortaya çıkan reel kıstas yardımıyla Bodruma gelenler önce Ticaret Odasına gelip yapmayı hayal ettikleri işin rantabl olup olmadığını öğrenebilirler. Nerede işe başlayabilecekleri, yatırmaları gereken sermaye ve ödemeleri gereken maksimum gerçek kira hakkında bilgi sahibi olurlar. İşe başlamak için gerekli gerçek sermaye ve riskler net olarak ortaya çıkınca işin rengi başka gözükecektir. Böylece yarımadada sağlıklı firma sayısı artar. Buna paralel olarak devletin vergi geliri ve çevrenin refahı da artacaktır. Maliye de her sene kaçan esnafın peşinde koşmaktan kurtulur.

Bodrumlunun Bodrumu daha çok dikkate alması, Yapılan toplantılara aktif olarak katılması ve söz alması gerekmektedir aksi takdirde çok yakında piyasanın her köşesi büyük sermaye gurupları tarafından ele geçirilecektir. Bu günleri arayıp üzülmemek için Bodrumlunun malına, mülküne, işine ve esnafına sahip çıkması, özel ve resmi bütün kurumların buna yardımcı olması gerekmektedir.

Bu makale 11 Ekim 2009 tarihinde www.bodrumgundem.com sitesinde yayımlanmıştır.

Reklamlar