Yeni çiftin biri erkek, biri kız ikiz çocukları olacakmış. Hevesle isim aramaya başlamışlar. Erkeğin aklına bir fikir gelmiş: “isimleri öyle seçelim ki arka arkaya söylendiğinde kulağa hoş gelsin” demiş. “Mesela oğlana NURİ dersek kıza da NURİYE, oğlana NACİ dersek, kıza da NACİYE diyelim.”

“Ama” demiş anne adayı, ben babamın adını oğlana vermek istiyordum: “ŞEMSİ”. Ve arama işi orada bitmiş…

 

İş müracaatında mülakata almışlardı. Müdür, “Biz sorumluluk taşıyacak birini arıyoruz” dedi..
“Tam aradığınız adamım” dedi, başvuran.. “Eski işimde ne olsa beni sorumlu tutarlardı..”

***

 

Doğum günü sabahı, kadın kocasına “Dün gece rüyamda bana bir pırlanta kolye aldığını gördüm.. Anlamı ne acaba” dedi..
“Akşam anlarsın” dedi adam..
Akşam koca elinde küçük bir paketle geldi eve.. Karısına uzattı..
Kadın heyecanla açtı paketi.. İçinde bir kitap..
“Rüya Tabirleri..”

 ***

 

Kadın: “Neden eve erken geldin?”

Kocası: “Patron, cehenneme git dedi…”

**

Doktor: “Baş ağrınız nasıl?”

Hasta: “Bu gün annesine gitti…”

**

Bir erkek neden aşağıdaki dört şeyden tatmin olmaz?

1-Cep Telefonu,

2-Araba,

3-Televizyon

4-Karısı

Cevap: Çünkü her zaman bir yeni modeli vardır…

**

Çağımızın ne büyük buluşu rakıdır. Bir duble içince bekar gibi düşünmeye başlarsın…

**

“Bütün erkekler aynıdır” lafı bir Çinli kadın tarafından kalabalıkta kocasını kaybedince etrafta onu aradıktan sonra söylenmiştir.

 

***

 

Kadın, kocasına sürpriz yapmak için cep telefonuna yeni bir sim kart alır, telefonuna takar ve oturma odasında televizyon seyreden kocasına mutfaktan telefon eder.

Kocası telefonu açar, karısı: “merhaba sevgilim”, kocası: “tatlım ben seni birazdan ararım, karım şu anda mutfakta, her an gelebilir”…

 

***

Bir havayolları çiftler için özel bir kampanya düzenler: “Bir bilet al, eşininkini biz hediye ediyoruz”…

Kampanya çok başarılı olur, bir süre sonra reaksiyonları ölçmek için eşlere telefon etmeye başlarlar: “seyahatiniz nasıl geçti?”,  eşin cevabı: “ne seyahati?”

 

***

Temel yere bir daire çizip bu dairenin içinde horon tepmeye başlamış. Niçin?
-Kendi çapında eğlenmek için.

***

Temel sigarasını bir metre uzunluğundaki ağızlığa takıp içiyormuş. Niçin?
-Doktoru “Sigaradan uzak dur” demiş.

***

Temel her gece yatmadan önce ayaklarına böcek ilacı sıkıyormuş. Niçin?
-Gece ayaklarında karıncalanma oluyormuş.

***

Temel eşine, yaş gününde ne almış?
Havlu!..

***

Temel her yemekten sonra cebine bir kaşık koyuyormuş.
Niçin?
Doktoru “Yemeklerden sonra bir kaşık al” demiş.

***

Temel, Dursun’a tehdit mektubu yazarken eldiven giymiş. Neden?
El yazısı tanınmasın diye.

***

Temel doktorunun muayenehanesine kocaman bir fıçı ile gitmiş. Niçin?
-Doktoru “Altı ay sonra idrarınla gel” demiş.

 

Temel saçını ıslatmadan şampuanlıyormuş. Niçin?
-Şampuanın etiketinde “Kuru saçlar içindir” diye yazıyormuş.

***

Temel yeni arabasını kullanırken kahkahalarla gülüyormuş Niçin?
– Dostları “Güle güle kullan” demişler.

***

Temel yeni aldığı ayakkabısını bir hafta giymemiş Neden?
– Satıcı “Bir hafta kadar ayağınızı sıkabilir” demiş.

 

***

 

Temel ile Dursun bir gün stada gitmişler.
Bakmışlar atletler koşuyorlar. Temel “Bunlar niye koşuyor” diye sormuş.
Dursun: “-Biri birinci gelecek, Madalya alacak.”
Temel: “-Yaaa!.. Peki, öbürleri niye koşuyor?”

 

***

 

Üç arkadaş balığa çıkmışlar, aralarında konuşuyorlar;
Birincisi: “Bugün balığa çıkabilmek için karıma bir hafta içinde bütün evi boyayacağıma dair söz verdim.”
İkincisi: “Ben karıma bir hafta içinde bütün elektronik eşyaları yenileyeceğime söz verdim.”
Üçüncüsü: “Valla hiç bir söz vermedim, sabah kalkınca karıma ‘Balığa mı çıkayım, annemlere mi gideriz’ diye sordum… Cevabı ‘Üstünü sıkı giyin de üşütme’ oldu.”

 

***

Trabzon‘daki bir camide hoca “Safları sıkılaştıralım ki aramıza şeytan girmesin” deyince yaşlı Temel itiraz etmiş..
“- Bırak girsin b. yiyen!. O da kılsın iki rekat!.”

 

***

Genç kadın falcıya gitti.. Falcı remilleri attı, baktı baktı..

“50 yaşına kadar parasız ve mutsuz olacaksınız” dedi..

“50 yaşında ne olacak” dedi genç kadın..

“Alışacaksınız” dedi, falcı.

***

–Kadın.. “Hayatta iki şeyi son derece güzel pişiririm doğrusu… Biri patlıcan oturtma, diğeri elmalı pasta…
Kocası.. “Hımm.. Bu yediğim hangisi?”

***

SARIŞIN

Trafik Polisi: “Hanımefendi, ehliyetiniz lütfen”.
Sarışın: “Verdiniz mi ki istiyorsunuz?”

***

Pratik zeka durumunuzu ortaya çıkaran şu testi deneyin.

Dört sorumuz var:

1. Zürafa Sorusu.. Bir zürafayı buzdolabına nasıl koyarsınız?. Durun, iyi düşünün ve yanıtı okumadan önce kendi cevabınızı verin.
Doğru Yanıt.. Dolabın kapağını açın. Zürafayı içine koyun… Kapağı kapayın.
Bu soru, çok basit soruları içinden çıkılmaz hale getirme eğiliminde olup olmadığınızı dener.

2. Fil Sorusu.. Bir fili buzdolabına nasıl koyarsınız?.
Yanlış cevap.. Kapağı açar, fili koyar, kapağı kapatırsınız.
Doğru cevap.. Kapağı açar, zürafayı çıkarır, fili koyar, kapağı kapatırsınız.
Bu soru, beyninizin bir evvelki sorunla bağlantı kurma gücünü belirler.

3. Aslan Sorusu.. Aslan Kral hayvanları konferansına çağırdı. Bütün hayvanlar katıldı. Biri hariç.. Hangisi?.
Doğru yanıt.. Fil.. Fil hala buz dolabında.. Onu oraya siz koydunuz unuttunuz mu?.
Bu soru hafızanızı denemek için kondu.
İlk üç soruya doğru yanıt veremediyseniz, yeteneklerinizi gösterme konusunda hala bir şansınız var..

4. Timsah Sorusu.. Timsahlarla dolu bir ırmağı geçmek zorundasınız ama etrafta kayık yok. Nasıl geçersiniz?
Doğru yanıt.. Suya atlar yüzersiniz. Siz okuduklarınıza hiç dikkat etmez misiniz?. Bütün hayvanlar, Aslan Kralın konferansında. Bütün timsahlar da dahil.

Bu soru, yanlışlarınızdan hemen ders alıp almadığınızı görmek için kondu.

Yapılan araştırmalarda bu testin uygulandığı olgun insanların yüzde 99’u tüm sorulara yanlış cevap verdiler. Ana okullarında yapılan testte ise doğru cevap sayısı inanılmazdı.

Araştırmayı yapan kurum, “4 yaşındaki çocukların zekası, olgunlarda yok” diye sonucu açıkladı.

 

***

 

İsa bir gün çölde gezinirken, ağlayan bir ihtiyar görmüş ve yanına yaklaşıp, derdini sormuş. ihtiyar:

– kaybolan oğlumu arıyorum ama artık umudu kesmek üzereyim..

deyince İsa yaşlı adama acımış ve:

– oğlunu beraber arayalım..

demiş. ve sonra sormuş:

– peki, oğlunu tanıyacağımız bir işaret, bir iz var mı? mesela doğum lekesi filan…

ihtiyar:

-evet, oğlumun ellerinde ve ayaklarında çiviler vardı…

İsa’nın gözleri dolmuş ve haykırmış:

-baba!!!

ihtiyar da haykırmış:

-pinokyo!!!

————————————————————————————–

Bu “unutkanlık” hastalığının ya da “Alzheimer”in erkeklerde ki bir başka belirtisi ise hastalığın ilk aşamasında; “Su döktükten sonra pantalonun fermuarını kapatmayı unutmaları” ikinci aşamasında ise “Su dökerken pantalonun fermuarını  açmayı unutmaları” imiş, öyle diyorlar.;)))

 

————————————————————————————

40 yaşında erkek arkadaşlar o akşam nerede yemek yiyeceklerini tartışıyorlarmış. Sonunda Gausthof zum Lowen lokantasında buluşmaya karar vermişler, nedenleri Helga adlı garsonun mini etek giymesi ve bacaklarının çok güzel olmasıymış.

10 yıl sonra, 50 yaşına geldiklerinde aynı konuyu tartışmışlar ve Gausthof zum Lowen lokantasında buluşmaya karar vermişler, nedenleri lokantanın yemeklerinin güzel ve zengin bir şarap kavına sahip olmasıymış.

10 yıl sonra, 60 yaşına geldiklerinde aynı konuyu tartışmışlar ve Gausthof zum Lowen lokantasında buluşmaya karar vermişler, nedenleri lokantanın sessiz ve sakin olmasıymış.

10 yıl sonra, 70 yaşına geldiklerinde aynı konuyu tartışmışlar ve Gausthof zum Lowen lokantasında buluşmaya karar vermişler, nedenleri lokantanın tekerlekli sandalyeler için uygun olması ve asansörünün bulunmasıymış.

Bir 10 yıl daha geçmiş, 80 yaşına gelmiş ve tekrar buluşup yemek yemeye karar verdiklerinde yine Gausthof zum Lowen lokantasında buluşmaya karar vermişler, bu kez nedenleri lokantaya daha önce hiç gitmedikleri ve yeni bir mekan tanıma arzularıymış.

——————————————————————————————————

 

Hahamın Karısı

Eski ve küçük bir kasabada haham ölür. Karısı çok kederlidir. Kasaba halkı tekrar evlenmesi gerektiğine karar verir. Fakat küçücük kasabada onunla evlenebilecek tek adam kasabanın kasabıdır. Zavallı dul kadın biraz hayal kırıklığına uğrar, çünkü kasap alim bir adam değildir ve herhangi bir okul bitirmemiştir. Tek başına kaldığından kabul eder ve evlenirler.

Evlendikten sonra. Cuma günü kadın Batağa (Mikvah- dinsel Yahudi banyosu) gidip yıkanır. Eve döner mumları yakmaya hazırlanır.

Kasap ona doğru eğilerek: “Annem Hana, bana bataktan sonra mumları yakmadan önce seks yapmak iyidir” derdi. Seks yaparlar!

Kadın mumları yakar, kasap tekrar ona doğru eğilir: “Babam Şamuel bana mumları yaktıktan sonra seks yapmak iyidir” derdi. Tekrar seks yaparlar!

Dualarını ettikten sonra yatağa giderler, Uyandıkları zaman kasap: “Büyükannem Rivka Sinagoga gitmeden evvel seks yapmak iyidir” derdi. Ve seks yaparlar!

Bütün sabah boyunca dua ettikten sonra dinlenmek için eve gelirler. Kasap kadının kulağına: “Büyükbabam Moşe duadan sonra seks yapmak iyidir “ derdi diye fısıldar. Yine Seks yaparlar!

Pazar günü alış verişe giderler kadın bir arkadaşı ile karşılaşır. Arkadaşı Yeni kocan nasıl? Diye sorar.

Kadın: Eh, alim bir adam değil, fakat çok geniş ve bilge bir ailesi olduğu kesin!

————————————————————————————————-

 

İroni nedir:

Avukat başınızın derde girmesini bekler,

Doktor hastalanmanızı bekler,

Dişçi dişinizin dayanılmaz derecede ağrıması için dua eder,

Polis arabanızı hatalı sürmenizi bekler,

bütün bu kötü niyetli (!) insanlar arasında bir kişi sizin gece huzur içinde yatıp sabaha kadar deliksiz bir uyku uyumanızı ümit eder: evinizi soymaya hazırlanan hırsız…

——————————————————————————————-

 

Yaşlı rahibe manastırın yanında başlayan inşaatta, işçilerin sabahtan akşama birbirlerine çirkin sözler, küfürlerle bağırdıklarını görünce, onlara biraz nasihat etmeye karar verdi..
Ertesi gün öğle paydosu sırasında yemeğini manastırda yemedi. Bir piknik sepetine koydu. İşçilerle oturup konuşacaktı.
İnşaatın oraya geldi, işçilerin arasına karıştı.. “Çocuklar siz İsa’yı tanıyor musunuz” dedi..
İşçiler şaşkın şaşkın birbirlerine baktılar. Kimseden ses çıkmayınca, biri yukarıda çalışanlara bağırdı..
“Hey!.. Orada İsa’yı tanıyan var mı?.”
“Yok” dedi, bir ses.. “Niye sordun ki?.”
“Annesi burda da.. Yemeğini getirmiş!..”

———————————————————————————————-

 

ESKİ FIKRAYA YENİ ŞAPKA
Öğretmen Temel’e sorar: “İstanbul’u kim fethetti?”
Temel net cevap verir: “Valla ben bir şey yapmadım hocam”…
Öğretmen sinir içinde kapıyı çarpıp müdüre gider.
“Düşünebiliyor musunuz” der. “İstanbul’u kim fethetti diyorum, ben yapmadım diyor.”
Müdür sakince “sinirlenmeyin hocam, bunlar hep birbirinin aynı. Önce yaparlar, sonra yapmadım derler, davayı kaybedince yeniden mahkemeye başvurur bu sefer de kazanırlar. Şimdi akıllı davranalım, işin üstüne gitmeyelim, sonra madara olma ihtimalimiz var…”

——————————————————————————————

 

Karadenizlinin Oğluna Mektubu

Uy sevgili usagum, Allah’in selami tabiidur.
Mektubumu çok yavas yazayrum, Çünkim bilirumki, okuman zayuftur, çabuk okuyamazsun…Benden sana sual edersen, Allahuma pin sükür iyiyum,
yeni pir is buldum.
Emrimde 1500’e yakin adam var, hepside sessuz sedasuz, kendi hallerinde… Ne is puldugumu soraysan söyleyecegum patlama, mezarluk pekçisi oldum…
Geçtigimiz hafta puraya iki tefa yagmur yagdu… Piri pazartesinden persembeye öbüride persembeden pazara…
Bacin Emine bir usak doguracak, daha erkekmidir kizmidir pelli degil, haçan o yüzden saga dayi mi oldin, teyzemi oldin söyleyemeyrum…
Kötü havadisler piter mu? Pahriyede askerlik yapan 10 usagu da kaybettuk.Pindikleri denizaltu pozulmus,motoru turmus , inmis asagu, denizaltuyu itekleyup, motorunu çalistirmak istemuslar…
Temel emicende tükkan açtu, o da 30 a alduguni 25 e verir, sürümden kazaniyormus öyle dedu…
Bizim köye findukçularun Temel’i muhtar seçtuk, akullu usakta…Geçen gün hepimizu zelzeleye karsi asi etturdu. Temel hem akillidur, hemde dürüsttür… Geçenlerde bir taksinin soförü köye varmis, muhtari ariyor, meger yolda bir tavuk ezmis sahibini soraymus. Muhtar Temel tavuga pakmis, ha bu pizden deguldur pizumköyde yassu tavuk yoktir demis…
Senin küçügün Ergin çok akullu usak çikti. Geçen gün tepeye varmis, elinde bir ip sallayip duriy. Anan uy usagum ne edeysun orada, demis.O da heva durumuna bakayrum demis. Çektum oni aksam karsuma, anlat bakayum su hava turumu isinu dedum. Anlattu, meger ip sallaninca havanin Rüzgarli olduguni; ip islanunca da yagmur yagduguni anlaymis. Çok akillu usak vesselam. Sen o yasta böyle akillu degildun.
Senin gönderdigun resmi alduk, pir yaninda bir Alman herif piryaninda pir Alman karisi var, ortada da sen. Iyiki resmin arkasina ortadaki penum diye yazmissun yaksam tanimayacaktuk.
Yaa iste böyle usagim. Memleçetten saga pol pol havadis..
Yeni havadis olursa yine yazarum. Baki hüdaya emanet ol.

Baban Temel

NOT: Mektupa para koyacaktim, ama geç akluma geldi, zarfi kapatmisum.

———————————————————————————————–

Oflu hoca Cuma namazında içki içenleri fena azarlıyordu:
-“Paranızı sokağa atıyorsunuz! Kazanan kim? Meyhaneci…
En büyük dükkan kimin? Meyhanecinin…
En güzel ev kimin? Meyhanecinin…
Ya en güzel araba? Meyhanecinin.
Bu paraları veren kim? Ha sizin gibi kafasızlar…”
Aradan 2 hafta geçer, bir adam koşarak hocanın yanına gelir ve ellerine sarılıp öperek:
-“Allah razı olsun hocam, senin verdiğin içki vaazı sayesinde hayatım kurtuldu..”
Hoca memnun:
-“Aferin, içkiyi bırakmanın mükafatlarını ahirette de göreceksin oğlum.” der. Adam düzeltir:
-“İçkiyi bırakmadım hocam, MEYHANE AÇTIM!” :))

 

——————————————————————————————–

 

Fıkra bu ya.. Peder Francis, Haham Salomon ve Oflu Hoca orman kenarında pikniğe gitmişler. Laf lafı açınca, konu kimin işinde en iyi olduğuna gelmiş.. Bakmışlar ki, övünmekle çözülmüyor.. “Herkes denesin” demişler. Hemen yanda bir orman var. O ormana gidecekler, bir ayı bulacaklar ve onları inançlarına davet edecekler. 15 gün sonra da, gene ayni yerde buluşup sonucu anlatacaklar.
15 gün geçmiş. Toplanmışlar. Peder anlatmaya başlamış..
“Bir ayı buldum. Ona en güzel ilahileri söylemeye başladım. Öyle duygulandı ki, şimdi her hafta ayine geliyor.
Haham başlamış söze..
“Ben de bir ayı buldum. Açtım kitabımı.. Ona Musa’nın Kızıldeniz’i geçişini anlatmaya başladım. Öyle heyecanlandı ki, öyle duygulandı ki, hemen ayaklarıma kapandı. Bize katıldı.”
Sessizlik olunca, peder ve haham Oflu Hocaya bakmışlar. Kırık kolu askıda. Bir gözü mosmor.. Boynunda koca bir boyunluk..
“Nerde hata yaptığımı düşünüyorum da..” demiş Oflu Hoca.. “Galiba işe sünnetle başlamamalıydım..”

———————————————————————————————-

 

Performans değerlendirme terminolojisi ve gerçek anlamları

1.şahsa ait
Motivasyonu yüksek: Sazan gibi her işe atlayan, bilumum angarya yüklenebilir şahsiyet
Etkili sunuş yeteneğine sahip: Ortalamanın üzerinde güzel/yakışıklı kişi; cillop gibi
Beden dilini kullanabilen : “Bi su alabilir miyim” derken kasi gozu oynayan sakat kisilik;Ne yapacağı belli olmaz,
Problem çözme yeteneği olan : Havuz problemleri çözerek büyümüş oldugundan her konuda çözülecek bir problem arayan, rahatsız mizaçlı kolej talebesi; problem çözebiliyosa, problem de çıkartabilir,dikkatle izlenmesi lazım gelir

Takım çalışmasına yatkın : Iki eliyle bi seyi dogrultamayan, lakin kalabaligin arasinda kaynamayi becerebilen ve is yapiyo imajı çizebilen; çakal

Stresle başa çıkabilir : Dünya yansa umurunda olmayan rahat kişilik, gevşeklikte ve lakayitle sınır tanımayan (Not: Polyannagillerin istihdam edilebilenleri de benzer özellikler gösterir, zinhar karıştırılmamalıdır)

Zamanı iyi kullanan : Müdürünün ruhu bile duymadan, mesai saatleri içinde kahve içip fal baktıran, internette gezip solitaire oynayan, icabında kuaföre gidip saç-baş bile yaptıran yaratici, neşeli, eğlenceli kişilik; ha bi de saat 6 oldu mu bi dakka bile durmaz ve çıkar gider bu tipler.

Değişime açık : Yalaka, bukalemun, fırıldak kişilik
Koç’luk yapabilir : Ara gaz verip çalışanları bedavaya çalışmaya ikna edebilen hin oglu hin.
Etkili satış becerilerine sahip : Agizlarindan girip burunlarindan cikmak suretiyle, müşterileri kandırmayı başarabilen tilki şahsiyet; herşeyi satabilir bu tipler, sizi de satabilir,dikkatli olun.

Müşteri odaklı : Şirkete karşı müşterilerle ittifak yapan hain tip; brütüs.
Temsil yeteneği olan : Her toplantıda basına demeç veriyormuşçasına havalara giren, kendini bi birşey sanan, …. havada kisilik

Uyumlu : Suya sabuna dokunmayan, etliye sütlüye karışmayan silik kişican, TRT’nin beraber ve solo şarkılar korosunda 30 yıl soloya çıkmadan durabilir, otistik te olabilir.

2.şahsa ait :
Disariya acik bir kisilige sahip : Sürekli ofis dışında
Iyi iletisim becerilerine sahip : Surekli telefonla konuşur
Ortalama bir eleman : Kafası pek basmaz
Ustun niteliklere sahip : Şimdiye kadar önemli bir hata yapmadı
Isi her zaman birinci onceliktir : Flört bulamayacak kadar çirkin
Sosyal hayatinda aktif : Sürekli kafa çeker
Ailesinin sosyal hayati aktifdir : Esi ve çocukları da kafa çeker
Bagimsiz calisabilir : Kimse tam olarak ne is yaptığını bilmez
Suratli dusunur : İyi bahaneler uydurur
Dikkatlice dusunur : Karar veremez
Mantigini iyi kullanir : Isi baskasina yaptirir
Kendini cok iyi ifade edebilir : Turkce konusabilir
Liderlik yeteneklerine sahiptir : Uzun boyludur veya bagira cagira konusur
Gelecegi cok iyi okur : Bayagi sanslidir
Nesesi yerindedir : Belden asagi bir cok fikra bilir
Kariyerine cok onem verir : Adami arkadan bicaklayabilir
Sadiktir ve guvenilirdir : Baska yerde is bulamamistir..

 

—————————————————————————————————-

 

Sürücü dikiz aynasında kendisini izleyen polisi görünce kaçabileceğini düşünüp
basmış gaza.
Ancak polisi atlatamayacağını anlayınca, pes edip çekmiş kenara.
Polis arabasından inmiş.
Bezgin, kızgın ve de küskün bir sesle:
– Bana bak, çok yorgunum, üstelik keyfim de kaçık. Mantıklı bir özür söyle yoksa yaktım çıranı! Kısa bir ara ve Sürücü:
– Karım geçen ay bir polisle kaçtı. Aynada sizin aracınızı görünce, kaçtığı polis, onu bana geri getiriyor sandım…

—————————————————————————————————

Temel oldukça şiddetli bir ishale yakalanmış ve hastaneye gitmiş.
Tıbbi ilk muayeneyi yapan Doktor bakmış ve hemen Dâhiliye bölümüne sevk etmiş.
İş bu ya, bizimkinin her nasıl olduysa evrakları karışmış olduğundan Dahiliye yerine Psikiyatriye yatırılmış. Tedavi görmeye başlamış, aradan birkaç hafta geçmiş, ishal raporunu yazan doktor psikolog arkadaşına uğramış, bir bakmış Temel orada. Ne yapıyorsun burada demiş. Temel de beni buraya havale ettiler, tedavi görüyorum demiş. Peki ishalin geçti mi?

Geçmedi ama artık kafaya takmıyorum…

————————————————————————————————-

Adam bara girer, iri yapılı barmenin karşısına oturur iki viski, biri senin için” der. Barmen teşekkür eder, içkilerini içerler, biraz sonra adam “iki viski, biri senin için” der. Barmen teşekkür eder. İçkiler bittikten sonra adam kalkar, barmen ücreti ister, adam “hiç param yok, onun için sana da ısmarlamıştım” der. Barmen adama iki yumruk atıp, gözünü şişirir ve kapının dışına atar. Ertesi gün adam gene gelir. Bara oturur “bir viski” der. Barmen sırıtarak “bu sefer bana yok mu?” der. Adam: “sana yok, sen içince sapıtıyorsun”…

———————————————————————————————-

 

Serçenin bir tanesi bahar günü dalgın dalgın uçuyormuş.
Bir anda farketmiş ki, bi…r yolun üstünde uçuyo ve karşıdan da
motorsikletli bir adam geliyo.
Her ikisi de çarpışmayı engellemek için ellerinden geleni yapmışlar ama nafile…
Serçe “çotaaank” diye kaska çarpıp düşmüş.
Şimdi, motorcu arkadaşımız, Allahı var sıkı bi hayvansever.
Doğal olarak hemen atlamış motordan ; koşmuş serçenin yanına.
Serçe baygın yatıyo.. Kıyamamış, bırakamamış yolda; almış getirmiş eve.
Eskiden kalma bi de kafesi var evde.. Baygın serçeyi kafesin içine
güzelce yerleştirmiş..
Yanına da az biraz su, az biraz ekmek koymuş, vurmuş kafayı yatmış….
Bizim serçe bi müddet sonra ayılmaya başlamış..
Daha tam seçemiyo ortalığı.. Hafif bulanıklık var yani…

Bi bakmış parmaklık, ekmek, su falan var bulunduğu yerde…
Birden dank etmiş vaziyet:
– Motorcuyu öldürmüşüz beaaa …

———————————————————————————————-

80 yasinda bir adam doktora gider. Doktor adamin sagligini sordugunda adam
“harika, 18 yasinda bir karim var ve hamile” der.
Doktor birkaç dakika
düsündükten sonra adama döner ve “sana bir hikaye anlatacagim”demis.
“Avlanmaktan cok hoslanan bir adam varmis. Her gün tufegini alarak ava
gidermis. Fakat bir gün dalginlikla yanina tüfek yerine şemsiyesini almis.
Ormana gitmis.Agaclarin arasinda yürürken karsida bir geyik görmus. Hemen
semsiyeyi çikarmis nisan almis ve…pat…geyik yere yigilmis. ” Ihtiyar
sasirmis ve doktora dönerek
“Olamaz…Baska birisi vurmus olmali” demis.

Doktor “KESiNLiKLE” :))))

——————————————————————————————
Adama sormuşlar;- Sevişirken karınızla konuşur musunuz?

Adam- Tabii, ararsa neden olmasın

———————————————————————————————

Adam bir dükkâna girer ve bir kova, 10 kg.lık bir boya, bir kaz ile iki tavuk alır. Satıcı aldığı malzemeleri dükkanın dışına kadar taşımasına yardım eder. Adam tüm bu yükleri eve  kadar nasıl taşıyacağını düşünürken yanına yaşlıca bir  kadın yanaşır ve bir adres sorar. Adam cevaplar;
– Orayı biliyorum yürüyerek gidebiliriz, benim evime  çok yakın ama bu yükleri nasıl taşıyacağımı düşünüyorum.  – Çok kolay, der yaşlı kadın. Boyayı kovanın  içine koy ve bir elinle tut; iki tavuğu da koltuk altlarına yerleştir,  diğer elinle de kazı tut der. Adam yaşlı kadının dediği gibi yapar. Eve
doğru yürürlerken adam;  – Şurası biraz kestirme oradan daha çabuk varırız.  – Olmaz, der yaşlı kadın. Ya o tenhada beni duvara dayayıp eteğimi kaldırıp bana tecavüz edersen?
– Yapma kadın, bu kadar yüküm var. Allah aşkına bunları bırakıp bu dediklerini nasıl yaparım saçmalama. Kadın;  – Kazı yere koyarsın, kovayı üstüne kapatır boyayı da kovanın üstüne koyarsın. ..
Adam sorar :  – Tavuklar ne olacak?
-Tavukları ben tutarım.

———————————————————————————————-

 

Tımarhanenin birinde bir gün isyan çıkmış.
Deliler salon gibi bir yerde toplanmış, sağı solu dağıtıyorlarmış.
Doktorlar dahil hiç kimse bunlara yaklaşamıyormuş; deli ya!.

Hastanenin Başhekimi ‘- Bir şey yapmak lazım’ demiş ve odasına dalmış, kitapları karıştırmaya başlamış. Bir süre sonra çıkmış ve diğer doktorlara şöyle demiş..
‘- Şimdi Doktorlardan biri soyunup koşa koşa delilerin yanına gidecek ve ‘Ben canlı bombayım’ diye bağıracak, literatüre göre bunlar dağılacak, başaracağız!..’

Doktorlar kendi aralarında birini seçmişler ve çırılçıplak soymuşlar.
Kapıyı açmışlar ve ‘- Hadi şimdi!..’ demiş Başhekim….
Çıplak doktor başlamış koşmaya ve bağırmaya….

‘- Ben canlı bombayım, ben canlı bombayım, patlayacağım…’
Deliler bakmışlar Doktora. Sonra yakalayıp pencereden aşağıya atmışlar.

‘- Eyvah!..’ demiş başhekim…

‘- Literatüre göre yeniden denememiz lazım’ deyip başka bir Doktoru soymuşlar
ve onu da yollamışlar delilerin arasına…
O da çıplak bir vaziyette dalmış delilerin arasına..
‘- Ben canlı bombayım patlayacağım’ diye bağırmış ama, onu da yakalayıp atmışlar pencereden deliler…

Başhekim bakmış ki olmuyor…
‘- Ben gidiyorum!..’ demiş . O da soyunmuş diğerleri gibi dalmış odaya…
Deliler Başhekime bakınca…!..hepsi odalarına kaçışmışlar, ortalık sakinleşmiş.
– Bu duruma bütün Doktorlar şaşırmış tabii ki …

Sonra Başhekimi neden pencereden atmadılar diye araştırmaya başlamışlar…
Ve delilere sormuşlar…..
‘- Diğerlerini aşağıya attınız da onu neden atmadınız?’..

Deliler hep birlikte cevap vermişler:
‘- Onun fitili çok kısaydı… Her an patlayabilirdi…’kendimizi sağlama aldık…

 

————————————————————————————————————-

 

Oldukça yakışıklı ve cüsseli kısaca her hali ile dört dörtlük bir adam bardan içeri girer.

Yanında da bir devekuşu vardır. Birlikte bara yaklaşırlar. Kadınlar adama hayran kalırlar.
Adam barmene seslenir;

– Bana bir viski. Devekuşunu göstererek
– Buna da bir tas su. Der ve içtikçe içerler. Sonra adam,
– Hesap der. Barmen
– 26 $ 48 cent der. Adam elini cebine atar. Cebinden çıkardığı paranın hepsini bırakır çıkar.

Barmen sayar, tamı tamına 26 $ 48 cent. Adam ve devekuşu ikinci gün yine gelirler içerler.
– Hesap! der. Barmen
– 32 28 cent der. Adam elini cebine atar bütün parayı bırakır çıkarlar.

Barmen sayar 32$ 28cent tamamdır. Barmen şaşkın olayın sırrını çözmeye çalışır, ama nafile.

Üçüncü gün, dördüncü gün adam ve devekuşu geliyor gece geç saatle re kadar içiyorlar

hesap ne kadar olursa olsun adam elini cebine atıp, bütün parayı bırakıyor, barmen sayıyor hesap tamam.

Ne 1 cent eksik ne fazla.. Barmen kafayı yemek üzere dayanamaz ve adama bu isin sırrını sorar. Adam anlatır;
– Bir gün yolda Aladdinin sihirli lambasını buldum. Oğuşturdum, içinden Cin çıktı ve bana üç dilek dilememi söyledi.
Ben de diledim…
– 1. Çok yakışıklı ve kadınların hayran olduğu bir tipim olsun.
– 2. her yerde ve her zaman ne kadar paraya ihtiyacım olursa olsun elimi
Cebime attığımda o kadar para hazır olsun.
Barmen paranın sırrını öğrenip, rahatlamıştır. Sonra devekuşunu göstererek sorar;
– Peki bu nedir bu? Adam cevap verir,
– Haaa o mu?
– Üçüncü dileğimdir O der..
– Beni hiç yalnız bırakmayacak uzun bacaklı bir piliç istemiştim, üzgünüm cin yanlış anlamış…

 

——————————————————————————————————–

Adamın biri bir sabah kalkar ve evinin çatısında bir goril görür. Ne yapacağını bilmez ve eve girip telefonun başına geçer. Rehberi karıştırınca bir ilan görür. “Gorilleriniz itina ile yakalanır!!! Adam telefon eder ve goril avcısı yarım saatte gelir. Araç panelvan tipinde bir kamyonettir. İçinden orta yaşlı bir adam ve aptal bakışlı bir bulldog iner. Adam elinde bir beyzbol sopası, bir ip merdiveni ve bir de çifte taşımaktadır. Ev sahibi sorar :
-Nasıl yakalayacaksın onu? Adam cevaplar :
-Çok basit, önce merdivenle çatıya çıkacağım, beyzbol sopasıyla gorile vurup onu çatıdan düşüreceğim. Köpek özel eğitilmiştir, hemen gorilin bacağını ısırır ve ben inip onu araca kapatana kadar gitmesine izin vermez. Derken adam çifteyi ev sahibine bırakarak yukarı çıkmaya başlar. Ev sahibi :
-Peki ben bu silahla ne yapacağım? diye sorar. Adam :
-Eğer işler ters gider de goril beni çatıdan atarsa, köpeği hemen vur.

 

———————————————————————————————————

–Genç, kız arkadaşını evine bırakmak için evin kapısının önüne gelir.
Elini kapının kenarına koyup, ayrılık öpücüğü almaya çalışmaktadır.
-Bir öpücük!
…-Hayır.
-Lütfen!
-Hayır.
-Neden?
-Babam kızar.
-Nerden haberi olacak ki?
Bu arada içerden kızın küçük kardeşi gelir.
-Babam diyo ki,öptürecekse öptürsün,
öptürmeyecekse, söylesin o geri zekalı arkadaşına, elini kapı zilinden çeksin!!!!!

 

 

 

—————————————————————————————————————–

Zencinin biri Türkiye’ye gelecekmiş.
Gelmek üzere yola çıktığında pasaportunu kaybettiğini anlamış.
Üzgün üzgün yürürken yerde bir pasaport bulmuş.
Üzerinde Leonardo Di Caprio yazıyormuş.
Çaktırmadan pasaportu atmış cebine düşmüş yola.
…Kapıkule’ye geldiğinde gümrük memurları Temel ve Dursun zenciye
pasaport sormuşlar.
Zenci yerde bulduğu pasaportu Temel’e vermiş.
Temel uzun uzun pasaporta bakmış.
Sonra zenciye bakmış,dönüp Dursun’a sormuş:
– Ula Dursun, Titanic Batti miydii, Yandi miydii….

 

———————————————————————————————————–

Adam bir gün evine erken dönmüş, arabasını park edip kapıları kilitlemiş, evine doğru giderken bir bakmış adamın biri evinin önündeki kaldırımda çırılçıplak jogging yapıyor.. “Heyy! Arkadaş” diye bağırmış arkasından, “Niye böyle çıplak koşuyorsun?”
“Niye mi” demiş adam, uzaklaşırken.. “Eve erken geldin de..!”

 

————————————————————————————————————-

Ufak tefek yaşlı bir kadın iki plastik torba taşıyarak caddede yürüyormuş.
Torbalardan biri delinmiş ve 20 dolarlıklar uçuşmaya başlamış.
Polisin biri kadını durdurup; “Ham’fendi torbadan paralarınız dökülüyor.” demiş.
“Kahretsin!” demiş kadın. “Uyardığınız için sağolun. Ben şimdi dönüp toplarım onları.”
“Bir durun bakalım! O kadar para nereden geliyor? Çaldınız mı yoksa?”
“Yok canım!” demiş kadın. “Benim bahçe stadyum parkına bakıyor.
Orada arada sırada araçlarda parti veriyorlar.
O partilerden çıkan adamlar çoğunlukla benim çiçek tarlalarımı tuvalet olarak kullanıyor.
Ben de elektrikli kesiciyle çalıların arkasında bekliyorum.Onlar işlerini görmeye hazırlandığı anda benim kesiciyi çalıştırıp;
‘Ya 20 dolar verirsin ya da senin ki uçar gider!’ diyorum.”
“Vay be!” demiş polis gülerek. “İyi fikirmiş. Peki öbür torbada ne var?”
Yaşlı hanım cevap vermiş;
“Eee… Hepsi ödemiyor tabii.

————————————————————————————————————

Temel bir gün yanına torununu almış ve askerlik anılarını anlatmaya başlamış.
– Pen askerlik yaparken savaş çıktı , pizi savaşa cönderdular.Nasil savaşiyoruz, nasil savaşiyoruz. Aslanlar cibi.
Tüşmanlari pir pir öldüreyruz.Derken pir gün pusuya düştük ve bizi esir aldular.Cünler sonra düşman ordularinin komutani geldi.
– İki seçeneğinuz var. Ya hepinizi öldürürüz, ya da tecavüz ederuz, dedi.Temel`in torununun gözleri parlamış.
– Ee sonra.
Temel, lafı ağzından kaçırdığına pişman,
– Sonra hepimizu öldirdüler…

——————————————————————————————————-

 

Arkadaşlarımdan biri bana sordu, “Evliliğinizin bu kadar başarılı olmasının sebebi nedir?” “Sorumlulukları paylaşmak” diye cevap gelmiş. Soran anlamamış “Biraz açıklar mısın lütfen?” diye ısrarını sürdürmüş.
“Bizim evde büyük kararları hep ben veririm, karım da ufak kararlardan sorumludur.” “Rica etsem bana örnek verebilir misin?” diye merakla sorar.
“Mesela ufak kararlardan hangi tip araba alınacağı, senede kaç para tasarruf etmemiz gerektiği, ne sıklıkta tatile çıkılacağı, hangi marka televizyon, buzdolabı alınacağı gibi konulara karım karar verir. Ben hiç karışmam ve bu konuda ona güvenim ve saygım sonsuzdur.”der.
Adam sorar” Peki senin rolün tam olarak nedir?”
Cevap verir. “Ben sadece büyük kararları veririm. Mesela Amerika İran’a Saldırsın mı? Afrika ekonomisini canlandırmak için ne lazım? Galatasaray’ın ilk 11’i kimler olmalı gibi. Ve biliyor musun karım hiç birine hiç bir zaman itiraz etmez.”

 

————————————————————————————————–

 

4.murat neden intihar etmiş?
İlk 3’e giremediği için

Evlenmeden olmaz Erhan!
O zaman evlenince ara beni…

Temel yeni bir ayakkabı almış ayakkabıcıda ilk bir hafta sıkabilir demiş.
Temelde ilk hafta giymemiş.

Medyum Memiş kaç kardeştir?
Dört kardeştir.
1-Small Memiş
2-Medium Memiş
3-Large Memiş
4-Xlarge Memiş

Adamın biri havuzdan çıkmış Havluyla kurulanmaya çalışıyormuş ama
bir türlü kuruyamıyormuş.
Çünkü adamın yaş günüymüş

Bir adam OMO’yla yıkanmış ve maymuna dönüşmüş neden?
Çünkü OMO’yla yıkanan her şey ilk günkü gibi olur.

Cem’in sana selamı var
Hangi Cem’in
Sivilcemin

Adamın biri Hindistan’da yürüyormuş. Kafasına BUDA heykeli düşmüş
Ne demiş?
Başıma buda mı gelecekti?

Hisbullah’ın kız kardeşinin adı nedir?
Herbullah

Adamın biri bilgisayarın başında sabahlamış, sabah hasta olmuş niye?
Çünkü Windows açıkmış.

Bir çocuk hiç patik giymiyormuş neden
Çünkü anti-patikmiş

 

Sarışın sigarasını bir metre uzunluğunda bir ağızlıkla içiyormuş.

Çünkü doktoru “sigaradan uzak dur” demiş.

————————————————————————————-

Kırmızı spor arabası ile aşırı hız yapan sarışın sürücüyü sarışın bir polis memuru durdurmuş.

“Ehliyetiniz lütfen” demiş.

Sarışın sürücü bir süre çantasını karıştırmış, sonra “o nasıl bir şey” demiş.

Sarışın polis “dikdörtgen bir şey, üstünde resminiz var” demiş.

Sarışın sürücü çantasını biraz daha karıştırıp dikdörtgen el aynasını bulmuş. Çıkartıp bakmış, memnun bir şekilde polise uzatmış.

Sarışın polis aynayı alıp bakmış ve geri uzatmış: kusura bakmayın, polis olduğunuzu bilmiyordum”…

———————————————————————————————————–

Alışveriş merkezinde iki genç adam karılarını kaybetmişler, aramakla çok vakit kaybettiklerini anlayınca daha organize bir plan yapmaya çalışmışlar. Birbirlerine karılarının tarifini verip dağılıp aramaya devam edip belli bir saatte kahvecide buluşmayı planlamışlar. Biri karısını tarif etmiş: sarışın, mavi gözlü, 1.80, kırmızı mini etekli..” diğeri bir an düşünmüş ve “benimkini boşver, gel seninkini arayalım…”

————————————————————————————————————

Hoca en önde oturan öğrenciye sorar: “siz evde yemekten önce dua ediyor musunuz?”, öğrenci cevap verir: “hayır, biz yemekten sonra dua ediyoruz”. Hoca şaşırır, “neden” diye sorar. Öğrenci: “hocam siz annemin yaptığı yemekleri bir görseniz…”

——————————————————————————————————–

Hoca en önde oturan öğrenciye sorar: “siz evde yemekten önce dua ediyor musunuz?”, öğrenci cevap verir: “hayır, annem iyi bir aşçıdır, duaya gerek yok…”

———————————————————————————————————-

 

Küçük Moiz okuldaki ilk gününden sonra eve geldiğinde annesi ve babası tarafından merakla sorguya çekilir, “bu gün okulda ne öğrendin?”. Moiz başlar anlatmaya: “Musa’yı öğrendik, kavmini kötü firavundan kurtarmak için çölden geçirip Kızıl Denizin kıyısına kadar getirmiş, sonra CIA’e haber verip SAT komandolarını çağırtmış, botlarla halkı karşı kıyıya geçirmiş, yakındaki uçak gemisinden kalkan uçaklar da arkadan gelen firavunun ordularını bombalamışlar”. Anne, baba şaşkınlıkla “gerçekten hikayeyi böyle mi anlatı hocan” demiş. Moiz: “yok ama onun anlattığını size anlatsam hiç inanmayacaksınız.”

——————————————————————————————————–

Yılların kankaları artık iyice yaşlanmışlar… İdris iyice elden ayaktan kesilmiş, yatağa düşmüş! Arkadaşı onu hiç yalnız bırakmamış. Her gün ziyaretine gitmiş…

İdris’in öleceği artık iyice kesinleşince Temel arkadaşından bir ricada bulunmuş:

“- İdris kardeş… İkimiz de yaşamlarımız boyunca futbol oynadık biliyorsun. Cumartesi günlerini nasıl iple çekerdik hatırla!.. Yıllar dindiremedi futbol aşkımızı!! Şimdi senden bir ricam var. Cennete varınca bir şekilde bana iletmeni istiyorum orada futbol var mı yok mu?..”

İdris bin bir zorlukla başını doğrultmuş ölüm döşeğinden;

-‘Temelim, söz!!.. Eğer olursa bu ricanı yerine getireceğim!’

..Ve tüm hikayelerde olduğu gibi bu son muhabbetleri olmuş!

Birkaç gün sonra bir gece yarısı Temel derin uykusundan beyaz bir ışık hüzmesi ve adını çağıran bir dış ses ile uyanmış..

-‘Temellllllll… Temellllllll….’

Temel anında doğrulup

-‘Kimsin?’ diye mırıldanmış korkuyla.

-‘Benim’ demiş sesin sahibi…’İdris!!’

-‘Sen İdris olamazsın. İdris öldü!’ diye haykırmış Temel.

-‘Benim oğlum!..İdris..’ diye ısrar etmiş! dış ses..

-‘İdris!? Neredesin’ diye sormuş Temel

-‘Cennette’! demiş İdris… ‘Şimdi beni iyi dinle Temel… Sana hem acayip iyi hem de biraz kötü haberlerim var!!’

-‘Önce iyi haberleri ver’ demiş Temel heyecanla..

-‘İyi haber’ demiş İdris ‘Cennette futbol var!!.. Hem de bizden önce ölen tüm eski kankalarımız burada… Daha da iyisi hepimiz gençlik yıllarımızın fiziğindeyiz!!.. Hava hep bahar. Ne yağmur, ne kar söz konusu. İstediğimiz kadar oynuyoruz ve inanmayacaksın, hiç yorulmuyoruz!!’

-‘Süper lan’ demiş Temel. Bunu hayal bile edemezdim! Peki kötü haber ne?

İdris:  ‘Cumartesi ilk 11’desin!!’

——————————————————————————————————————

Temel’le İdris yaşlılık günlerinde birbirlerine söz vermişler, kim önce ölürse mutlaka bir yolunu bulup öbür taraftan dünyayı arayıp orada işlerin nasıl gittiğini anlatacak.  Temel önce ölmüş, kısa bir süre sonra İdrisle bağlantı kurmuş, arkadaşım burada hayat seks üzerine kurulu, sabah kahvaltıdan önce seks yaptık, öğlene doğru çayırlıkta gene seks yaptık, akşam üstü ağaçların gölgesinde gene seks. İdris “vay canına Temel sen cennete düştün galiba”. “Yok be İdris ben çayırlıkta otlayan bir tavşan olarak geri geldim.”

——————————————————————————————————————-

Adam Hava Alanında Londra Uçağı için biniş kartını alır, bavullarını görevliye teslim ederken “birini Frankfurt’a, diğerini de Milano’ya gönderin lütfen” der. Görevli şaşkınlıkla “ama öyle bir şey yapamayız ki” diye
cevap verince gülümseyerek cevap verir: “Ama geçen uçuşumda aynen öyle yapmıştınız”.

——————————————————————————————————————–

..Ve tüm hikayelerde olduğu gibi bu son muhabbetleri olmuş!
Birkaç gün sonra bir gece yarısı Temel derin uykusundan beyaz bir ışık hüzmesi ve adını çağıran bir dış ses ile uyanmış..
-‘Temellllllll… Temellllllll….’
Temel anında doğrulup
-‘Kimsin?’ diye mırıldanmış korkuyla.
-‘Benim’ demiş sesin sahibi…’İdris!!’
-‘Sen İdris olamazsın. İdris öldü!’ diye haykırmış Temel.
-‘Benim oğlum!..İdris..’ diye ısrar etmiş! dış ses..
-‘İdris!? Neredesin’ diye sormuş Temel
-‘Cennette’! demiş İdris… ‘Şimdi beni iyi dinle Temel… Sana hem acayip iyi hem de biraz kötü haberlerim var!!’
-‘Önce iyi haberleri ver’ demiş Temel heyecanla..
-‘İyi haber’ demiş İdris ‘Cennette futbol var!!.. Hem de bizden önce ölen tüm eski kankalarımız burada… Daha da iyisi hepimiz gençlik yıllarımızın fiziğindeyiz!!.. Hava hep bahar. Ne yağmur, ne kar söz konusu. İstediğimiz kadar oynuyoruz ve inanmayacaksın, hiç yorulmuyoruz!!’
-‘Süper lan’ demiş Temel. Bunu hayal bile edemezdim! Peki kötü haber ne?
İdris:
‘Cumartesi ilk 11’desin!!’

 

 

Sabah Sabah Seda Sayan’da telefon bağlantısı yapılır:

Alo… Alo… İyi yayınlar.

Sağol, kimsin?

Mustafa

Naber lan Mustafa?

İyiyim…

Nereden arıyorsun bakalım beni Mustafa?

Şişli’den arıyorum.

Ne iş yapıyorsun lan Şişlide Mustafa?

Belediye Başkanıyım…

 

————————————————————————————————————————

O da pek ne olduğunu anlamamış ya..
Aradan şöyle 1_2 hafta geçince sevki yapan Doktor Psikiyatri bölümünde bir arkadaşını görmeye gittiğinde bakmış bizim Temel orada…
– Yahu , sen ne arıyorsun burada ?
– Bilmeeeeem… Beni buraya yatırdılar.
– Eeeee… n’oldu? … ishalin geçti mi bari?
— Yok canım… aynı hızda devam ediyor .. Ama artık kafama takmıyrum! :)))))

 

İlk yemeğe çıkışımızda cep telefonu çaldı. Elini çantasına attı. Kurcaladı, kurcaladı. Telefon uzun uzun çalmaya devam ediyordu. Bir türlü bulamadı. Sonra o güzel cümle döküldü dudaklarından:

“Evde mi bıraktım acaba?” İşte o an aradığım kız bu dedim

 

———————————————————————————————————————-

4.murat neden intihar etmiş?
İlk 3’e giremediği için
Evlenmeden olmaz Erhan!
O zaman evlenince ara beni…
Temel yeni bir ayakkabı almış ayakkabıcıda ilk bir hafta sıkabilir demiş.
Temelde ilk hafta giymemiş.
Medyum Memiş kaç kardeştir?
Dört kardeştir.
1-Small Memiş
2-Medium Memiş
3-Large Memiş
4-Xlarge Memiş
Adamın biri havuzdan çıkmış Havluyla kurulanmaya çalışıyormuş ama
bir türlü kuruyamıyormuş.
Çünkü adamın yaş günüymüş
Bir adam OMO’yla yıkanmış ve maymuna dönüşmüş neden?
Çünkü OMO’yla yıkanan her şey ilk günkü gibi olur.
Cem’in sana selamı var
Hangi Cem’in
Sivilcemin
Adamın biri Hindistan’da yürüyormuş. Kafasına BUDA heykeli düşmüş
Ne demiş?
Başıma buda mı gelecekti?

Hisbullah’ın kız kardeşinin adı nedir?
Herbullah
Adamın biri bilgisayarın başında sabahlamış, sabah hasta olmuş niye?
Çünkü Windows açıkmış.
Bir çocuk hiç patik giymiyormuş neden
Çünkü anti-patikmiş

 

Sarışın sigarasını bir metre uzunluğunda bir ağızlıkla içiyormuş.

Çünkü doktoru “sigaradan uzak dur” demiş.

 

——————————————————————————————————————

 

Karım, yaklaşmakta olan yıldönümümüz için çaktırmadan ayak yapıyordu ..
“Üç saniyede hızla 0 dan, 100 ye çıkabilen bir nesne istiyorum” dedi,
Bir baskül aldım ona!.
İşte kavga böyle başladı…

——————————————————————————————————————–

Cumartesi sabahı sakin sakin giyindim, Kahvaltımı ettim, kapıyı kapatıp sessizce garaja geçtim. Balık takımlarını arabaya atıp iskeleye doğru yola çıktım.
Kıyıya vardığımda denizin dalgalı ve çok rüzgarlı olduğunu görünce hevesim kaçtı, eve geri döndüm.

Sessizce soyunup sıcacık yatağa geri döndüm. Karım uyanır gibi oldu. Hava dışarıda çok soğuk dedim.

Karım mırıldandı: “ve benim salak kocam bu havada balığa çıkıyor, inanabiliyor musun?…

İşte kavga böyle başladı…

 

————————————————————————————————————————-

Karımla yatakta “kim 500 milyon ister”i izliyorduk. .
Ona doğru dönüp dedim ki, “Sevişelim mi?” “Hayır,” dedi.
Sonra ekledim, ” son kararın mı?” Bana bakmadı bile, sadece ekledi
“Evet.”
O zaman dedim ki, “Öyleyse telefon hakkımı kullanayım?”
İşte kavga böyle başladı!….

———————————————————————————————————————–

 

Akıl hastanesinde deliler bir araya gelip kaçış planı yaparlar. Elebaşları planı anlatır:
“Büyük bir kütük bulup, önce birinci kapıyı, sonra ikinci ve en son da üçüncü kapıyı kıracağız. Sonra da herkes başının çaresine bakıp kaçacak.”
Sabah olunca bir kütük bulup doğruca birinci kapıyı kırarlar, ikinci kapıya koşup onu da kırdıktan sonra üçüncü kapıya yönelirler. Üçüncü kapının açık olduğunu gören elebaşları umutsuz konuşur:
“Arkadaşlar plan bozuldu, geri dönün.”

 

—————————————————————————————————————————

 

Evin hanımı işe yeni başlayan hizmetçiye talimatlar veriyordu.

“Bak kızım, biz sabah yedide kalkarız, sekiz gibi kahvaltıya otururuz. Tamam mı?”

“Tamam efendim, bence uygun ama gecikirsem beni beklemeyin”…

 

—————————————————————————————————————————-

 

Doktor Temelin bütün tahlillerini masaya yaymış Temeli de karşısına oturtmuş,  ciddi bir suratla “Temel, bütün tahliller, raporlar burada ama anlayamıyorum, sanki her şeyin sebebi alkol gibi geliyor”.

“Tamam o zaman” demiş Temel, “siz ayılınca ben gene gelirim”…

 

—————————————————————————————————————————–

 

 

 

 

Reklamlar