SONSÖZ

Son Söz Başkan ve Aile

Önsözde belirttiğim gibi kürekçilerimizin neden Olimpiyatlara katılamadığını düşünerek bazı sonuçlara vardım. 1966 yılında kürek sporcusu olarak lisansımın çıkmasından bu güne kadar geçen 48 yılda biriken tecrübe ve gözlemlerin beni bir yere götürmesi doğaldır ancak aşağıdakiler şahsi fikrimdir, başka kişi ve kurumları bağlamaz.

Türkiye Şampiyonası konseptinde ve milli takımların teşkil edilmesinde radikal değişiklikler yapmak gerekir. İlk değiştirilmesi gereken olay bütün dünyada olduğu gibi Türkiye Şampiyonasında takım puanlaması sistemini kaldırıp, tekne birinciliğini esas almaktır. Böylece kulüpler en iyi sporcularını toplam takım puanı konusunda endişe duymadan en iyi oldukları yarışa sokacaklar ve ekipler başarılı oldukları sürece de uzun ömürlü olacaklardır, başarının temeli burada gizlidir. Günümüzde uygulanan sistemde kulüpler en iyi sporcularını günde iki yarış yapmaya zorlayarak mümkün olduğu kadar çok tekne sınıfında yarışarak puan toplamaya çalışmaktadır. Böylece yıllardır süre gelen dar bir vizyonla, sadece Türkiye Şampiyonası hedeflenerek hazırlanan ekipler fanatik kulüp idarecilerinin eline kalmakta ve Olimpiyat elemelerinde başarısız olmaktadır ancak ne yazık ki bu başarısızlıktan kulüp idarecileri sorumluluk almamakta, suçu federasyon antrenörlerine atmaktadırlar.

Türkiye Şampiyonasının FISA programına uygun olarak erken bir tarihe alınması ile federasyon antrenörlerinin uluslar arası önemli yarışlara karma ekipler kurma şansı olacaktır. Bugün olduğu gibi şampiyonalarda başarılı olan kulüp takımlarını hiç değiştirmeden milli takıma seçerek uluslar arası yarışlara yollamak başarısızlığın birinci adımı olmaktadır. Buna karşılık ileriye dönük olarak en az iki yıllık programlar yapılarak karma ekipler yaratılmalı ve artık nihayet kürek sporunda gelişmiş diğer ülkelerdeki gibi Türkiye Şampiyonasında da bu karma teknelerin yarışması mümkün olmalıdır. Ancak bu şartlarla hazırlayabileceğimiz ekiplerle uzun vadede uluslar arası parkurlarda başarıyı yakalayabiliriz. Karma ekiplerin kurulmasından bahsederken sadece büyük tekneleri değil iki tek ve iki çifteleri de ifade ediyorum.

Galatasaray kulübünden sonra ikinci evim olan Frankfurter Germania 1869 kulübünde 1980 yılında yetiştirdiğim ve Almanya Şampiyonasında Madalya alarak milli takım kadrosuna seçilen Achim ve Harald’ı örnek olarak göstermek isterim. Onlar milli takım aday kadrosuna seçildikten sonra önce parkurda, sonra ergometrede ve en sonunda kürek havuzunda uzun fiziksel, tıbbi ve mental elemeler, testlerden sonra Alman Sekiz Tek ekibinde yer almışlardı ancak Achim hamlaya otururken Harald kendisine bir numarada yer bulmuştu. Aradaki altı kürekçi başka kulüplerden toplanan ikililerden seçildi, hatta bazı ikililer de bozularak değişik teknelerden gelerek testlerde daha iyi uyum sağlayan sağ veya sol kürekçiler Sekiz Tek teknesinde yer buldu.

Bizim milli takım ekipleri de aynı titizlikle seçilmeli ve kesinlikle uzun ömürlü olmalıdır. Milli takımın başına uluslar arası parkurlarda tecrübesi olan ama her yıl başka ülkelerle anlaşmalar yapıp part-time çalışan tüccar antrenörler yerine uzun süreli bir kontratla Türkiye’ye yerleşecek ve sadece sporcu değil aynı zamanda antrenör de yetiştirecek kalibrede kişiler bulunmalıdır. “Kişiler” derken, tek kürek, çift kürek, erkekler, kadınlar, hafif kilolar için ayrı antrenörleri kastediyorum. Bütün bunlar için sadece bir antrenöre bağlanmak fakir bir çözümdür.

Son Söz Başkan ve Aile

SONSÖZ olarak bu kitap aracılığı ile yaşıtlarıma eski güzel günleri hatırlatmak, gençleri kürek sporu hakkında bilgilendirmek, ilgilerini çekmek konusunda bir adım atabildiğimi ümit ediyorum. Bu adımı atarken, kitabın hazırlanmasında bana destek olan aileme, bilgi toplarken yardımını esirgemeyen eski sporcu arkadaşlarıma ve kitabın yayınlanmasında önayak olan Sn. Yönetim Kurulu Üyelerimize ve özellikle Başkanımız Sn. Ünal Aysal’a teşekkür ediyorum.

 

Reklamlar