Uzay Yolunda Uyutulmak

images

19 yaşındaydım. Galatasaray’da kürek çekiyordum. 20 Temmuz 1969 günü antrenmandan sonra Bebek Vapur İskelesinin yanındaki Özsüt’te midemizde kalan son boş yerleri doldurmaya çalışırken radyoda ilginç bir anons duyduk. (Daha evlerimizde televizyon yoktu. Bizim evimize ilk televizyon 1972 Olimpiyatlarını izleyebilmek için alınmıştı). Radyodaki spiker Apollo 11 ile uzaya giden ve aya ayak basan ilk insandan bahsediyordu. Biz de yolun ortasına çıkıp aya bakmıştık, acaba bir değişiklik oldu mu diye!!!

Daha sonra aya birçok kez gidildi. Son giden araç 1972 yılında Apollo 17 olmuştu.

Yıllar sonra konu hakkında kitaplar okuduktan sonra bütün diğer düşünebilen insanlar gibi aldatıldığımızı fark ettim. Bu gün bana sorsalar; “aya gidebilen bir araç yaptık, aya inecek ilk insan kim olsun?” deseler nasıl cevap verirdim? Her halde bir bilim adamı olmalı, tercihen jeoloji konusunda uzman biri olmalı ki ay yüzeyindeki taş topraktan bir şeyler anlayabilsin diye düşünürdüm. Ancak gerçek böyle olmadı. Çok sonraları aya ilk giden bilim adamı gerçekten de bir jeolog idi ama uydumuzu üzerine ayak basarak inceleyen ilk bilim adamı olan Harvard’lı Jeolog Harrison “Jack” Schmitt aya giden son araç olan Apollo 17 ile uçabilmiş, sonra da Apollo Programı mali gerekçelerle iptal edilmişti… Galiba ayda hayat yoktu…

Aslında ilk seferde bir bilim adamı aya inseydi, orada ilgi çekici bir şey olmadığını anlar, bundan sonraki 16 seferle yüzlerce milyar dolar harcanmasını önlerdi. Ancak Amerikalı toplum mühendisleri bu yolu tercih ettiler.

Tarihi daha derin incelediğimde Amerika’nın alel acele aya insanlı araç göndermesinin sebebini açıklayan bazı tarihçilerin görüşüne katılıyorum. Kennedy’nin Domuzlar Körfezi çıkartmasında yaşadığı fiyasko ile çizilen karizmasının bir başarı hikayesi ile düzeltilmesi gerekmişti. Bunun için aya bir robot araç göndermek yerine daha çok milyar dolarlar harcayarak insanlı bir modül gönderildi. Neticede Sovyetler Birliğine karşı bir sıfır galip duruma geçilmişti ve Amerikan halkı çok mutluydu. Kimsenin aklına aya neden bir bilim adamı gönderilmedi sorusu gelmedi. Amerika, bu başarı hikayesi ile kendi halkı dahil bütün dünyayı uyutmuştu.

Artık paralar suyunu çekti, ay projesi yıllardır raflardaki tozlu yerini aldı, şimdi Mars hikayeleri ile ninni dinliyoruz. Maksat günü kurtarmak. Birkaç yıl sonra nelerin masal, nelerin gerçek olduğunu göreceğiz ama iş işten geçmiş olacak.

Tıpkı ülkemizdeki her gün bilinçli olarak değiştirilen gündemler gibi.

Reklamlar