Kültür Şoku 2

bodrum-2

Bodrum Gündem web sitesinde 28 Eylül 2012 tarihinde yayımlanan Kültür Şoku yazıma bizi yakından tanıyan kişilerden “bir de buraya dönünce yaşadığın alaturka kültür şokunu anlatsana” şeklinde öneriler gelmişti. İlk yazımda Almanya’ya gittiğimde yaşadıklarımı, oradaki sosyal hayatın, günlük dertlerin ne kadar farklı olduğunu, insanların değer yargılarının, toplum baskısının ne kadar değişik seviyede olduğunu anlatmıştım.

Yakın çevremin tavsiyesine uyarak o yazının hemen ardından bu sefer de döndükten sonra Türkiye’de yaşadığım kültür şokunu yazmıştım ama yayınlamaya göndermeye cesaret edememiştim. Yazdıklarım buradaki hayatımızı yerden yere vuran, sosyal devlet kavramının olmadığı, insanların birbirin aldattığı, güçlünün güçsüzü ezdiği, erkeklerin karılarını çocuklarını dövdüğü bir toplumu, haksız kazançları, fikir hürriyetini hiçe sayanları, sporda şike yapanları, trafik magandalarını, sanatçılara dil uzatanları, siyaseti rant kapısı yapanları anlatıyordu.

Uzun süre bu yazıya baktım, tekrar tekrar yüzüm kızararak okudum ama yayına göndermeye kıyamadım. Biz bu kadar kötü müyüz diye düşünüp durdum. Aradan altı ay geçti, ben hala yayınlayamayacağımı bilerek bu yazıya eklemeler yapıyorum. Çevremdeki insanlarla konuşuyorum, acaba bu yazıdaki bir iki cümleyi silebilir miyim diye iyimserliğimi korumaya çalışıyorum ancak benim bakış açıma göre hayatımız giderek daha sahte ve yanlış bir yola doğru gidiyor.

Yaşadığım çevreye ve en basit günlük problemlere bakıyorum, hani Almanya’da olmadığı için varlığına şaşırdığım bize has problemleri tekrar gözden geçiriyorum. En küçük bir düzelme görmüyorum. Ben bunun neresini yazayım ki?

Bir düşünün. Çocuklarımıza nasıl bir hayat bırakıyoruz? Bizim düzeltemediklerimizi onların iyileştirmesini umut ediyoruz ama eğitimi, hukuku, politikayı, günlük hayatımızı bu kadar çelişkili bir hale soktuktan sonra onlardan ne bekleyebiliriz acaba? Paranın bütün değer yargılarının üstüne çıktığı bu devirde klasik bir deyişle tıpkı “Roma’nın son günleri” gibiyiz.

Bodrum, Türkiye’nin kültür seviyesi en yüksek beldesidir. Burada yaşayanlar ülkenin ve dünyanın çeşitli yerlerinde en üst düzeyde çalışarak ve yaşayarak emekli olmuş, huzurlu bir nefes alabilmek için buraya göç etmişlerdir. Bu yeni Bodrumlular, cennetteki hayatlarının ilk günlerinde doğanın hediye ettiği güzellikler karşısında gülümserken zamanla çevrelerini saran insan katmanlarının altında ezilerek farkında olmadan asık bir surat takınmaktadırlar. Bazıları isyan ederek bazı sivil hareketlere katılmakta ama kısa süre içinde akıntıya karşı kürek çekemeyeceklerini anlamakta ve çareyi kabuğuna çekilmekte bulmaktadırlar.

Ne yapmalı?

Acaba Bodrum Kent Konseyi bir çare olabilir mi?

 

Bu yazı 12.04.2013 tarihinde www.bodrumgundem.com sitesinde yayımlanmıştır.

Reklamlar