Stres içinde Kriz Yönetimi

kriz

Kış mevsiminin bu sakin ve göreceli olarak boş geçen iş günlerinin stres ve kriz yönetiminden bahsetmek için en uygun zaman olduğunu düşünüyorum. Yazın kalabalığı ve insanüstü çalışma saatleri arasında böyle bir konunun ilgi çekmesi zor olacaktı.

Kriz ve Stres yönetimi konusundaki eğitimin amacı çevredeki belirsizlik ve değişiklik durumundan etkilenen yöneticileri beklenmedik tehlike veya fırsatlara karşı tedbir alabilmenin yollarını öğretmektir. Otoritenin sürdürülebilmesi ve kazançlı durumun devam edebilmesi, yöneticinin bu tehlikeli durumlardan sıyrılabilecek manevraları yapması ve fırsatları değerlendirebilecek doğru kararları alması ile mümkündür.

Önceden belirlenemeyen, geldiği sezilemeyen olaylar kişileri plansız değişmeye ve spontan kararlar almaya itmektedir. Bu kararların hatalı olanları krize yol açar. Bu durumu yönetmek

kişinin tecrübelerine, reflekslerine ve çabuk plan yapabilme yeteneğine bağlıdır. En kötü plan bile plansızlıktan daha iyidir. Yönetici böyle bir durumla karşılaştığında önünde iki seçenek vardır: Krizden kaçmak veya krizi yönetmek.

Bodrum’daki yönetici profilleri burada yetişenler (Bodrum’lular) ve dışarıdan gelenler olarak ikiye ayrılmaktadır. Dışarıdan gelenler genellikle büyük şehirlerde hatta yurt dışında iş hayatında pişmiş, profesyonel eğitimler almış tecrübeli kişilerdir. (Bodrum’a macera ve hızlı para için gelen fırsatçıları bu kategorilerin dışında tutuyorum). Buna karşılık Bodrum’lu yöneticilerin çoğunu önceki yıllarda çok kolay para kazanmanın verdiği bir rahatlık içinde görüyorum. Bu rahatlığın giderek daraldığını, büyük sermayelerle beslenen öldürücü rekabet ortamının hızla piyasalara çöktüğünü görebilenler şirketlerinin yönetimini aile idaresinden, ahbap çavuş ilişkilerinden kurtarıp profesyonel eğitimli kişileri işe alarak kurumsal temellere oturtmaya çalışıyorlar ve başarılı olma ihtimalleri yükseliyor. Hala “yazın nasıl olsa para kazanıyoruz” diye düşünerek kurumsallaşmayan ve kendini eğitmeyenler için ise tehlike çanları çalıyor.

En kolay gibi gözüken metot olan krizden kaçmak yolunu seçerlerse yerlerini doldurmak için hazırda bekleyen büyük sermaye şirketlerine piyasayı kaptıracakları kesin. Bu durumda karşılarında tek bir seçenek kalıyor. Bu güne kadar içinde birlikte büyüdükleri pazarı korumak ve yerlerini kaybetmemek için akıllarını kullanarak mücadele etmek.

Kriz, gerçekte arzu edilmeyen bir durumdur. Ancak işletmenin zayıf yönlerini ortaya çıkarması yönüyle de olumlu fonksiyonlara sahip bulunmaktadır. Bu olumlu fonksiyonlardan hareketle yönetici, krizi işletme için faydalı hale getirebilir. Kriz yönetiminde ideal olan, krizi başarıya dönüştürmektir. Krizin başarıya dönüştürülmesi, yönetimin duruma aktif müdahalesini gerektirir. Krizi çözme yaklaşımı, hem kriz öncesi durumu tahmin etmeye hem de problemlerin çözümü için uygun zamanda harekete geçmeye bağlıdır. Krizi çözme yaklaşımına göre kriz yönetimi; olası kriz durumuna karşılık, kriz sinyallerinin yakalanarak değerlendirilmesi ve örgütün kriz durumunu en az kayıpla atlatabilmesi için gerekli önlemlerin alınması ve uygulanması sürecidir.

Bu kapsamda kriz yönetimi için gerekli olan (olmazsa olmaz) bazı aşamalar vardır. Yöneticinin en kısa zamanda bu konuda tecrübeli bir kriz çözücüye danışmasında fayda vardır. Kısa sürede yapılacak bir konsültasyonla kriz sinyallerinin neden daha önce algılanmadığı, hazırlık yapılmadığı, işletmenin denetim altına alınmadığı anlaşılır ve normale dönüş tedbirleri alınabilir. Bütün bunlardan çıkacak olan öğrenme ve değerlendirme safhası da yöneticinin bundan sonraki kariyeri için altın değerinde bir tecrübe olarak yanına kar kalır.

Burada yöneticinin kesinlikle başarılı olması gereken iki faktör vardır: İletişim ve Halkla İlişkiler.

Tüm Bodrum’lu yöneticilere krizsiz ve stressiz bir işletme yılı dilerim.

Bu yazı 16,01,2013 Çarşamba günü www.bodrumgundem.com gazetesinde yayımlanmıştır.

Reklamlar