DIŞ TİCARETTE DARALAN TEHLİKELİ ÇEMBER

Ticaretin globalleşmesi firmalarımızın aleyhine gelişiyor.

DIŞ TİCARETTE DARALAN TEHLİKELİ ÇEMBER

Ticaretin globalleşmesi firmalarımızın aleyhine gelişiyor.

Yıllardır komşuları ile olan ticaretini geliştiremeyen ülkemiz son yıllarda yapılan çabalarla en büyük potansiyeli olan Irak ve İran pazarlarında etkili olmaya başlamış ve komşularla olan ticaret hacmimizi %4’lerden %20’lere kadar çıkartmıştı. (Avrupa ülkelerinde ve Amerika’da bu oran %60’lar civarındadır.)

Türkiye’nin 2010 yılı İran ticareti 10 milyar doların üstündedir ama ne yazık ki Birleşmiş Milletler ambargosu nedeniyle ihracatımız zorluklarla karşılaşmaya başladı. Avrupa ve Amerikalı bazı firmaların bu ülkeye serbestçe ihracat yapmalarına karşın, bizim firmalarımızın önünde engeller konulmakta. Geçen yıl ülkemize gelen Amerikan heyeti hem bankalarımızı, hem Merkez Bankamızı ziyaret ederek, İran’la ticareti  engellemek için adeta tehditlerde bulundular. Bankaların akreditif açmaları halinde yurt dışı varlıklarını dondurma, yöneticilerini tutuklama tehdidinde bulundular. Özel şirketlere de benzer tehditler olduğu biliniyor.

Irak ticaretimiz Körfez Savaşı öncesi önemli boyutlara ulaşmıştı. Ancak, savaş sonrası ambargo nedeniyle bıçak gibi kesildi. Bu ülke ile olan çoğunluğu ihracat olmak üzere 7 milyar doların üstündeki ticaretimiz yeni bir kararla kontrol altına alınmak istenmekte. Bu karara göre sınırda denetleme yapacak olan iki Fransız firma geçen TIR’lardan 400 dolar vergi alacak ve buna ilave olarak ihracat ürünlerimize sınırlama getirecek başka hükümler de var.

Rusya, Ukrayna, Bulgaristan, Romanya, Azerbaycan gibi ülkelerle eski zamanlardan beri yapılagelen barter ticareti 1990’lı yılların başında Sovyetler Birliğinin dağılması ile bir canlanma yaşamıştı. O tarihten sonra özellikle Laleli merkezli olarak gerçekleşen inanılmaz volümlerdeki kontrolsuz bavul ticareti batılı ülkeleri rahatsız etti ve 90’ların sonunda Rus sınırlarına kurdukları bilgisayar sistemleri ile mal girişini kontrol altına aldılar.

Bütün bunlar bir araya gelince komşularımızla yapmayı hayal ettiğimiz dış ticaret batılılar tarafından sınırlanmış oluyor. Cari açığın giderek artması da bu tehlikeyi daha belirgin hale sokuyor. Bildiğiniz gibi Merkez Bankasının Mart ayı ikinci dönem beklenti anketi sonuçlarına göre yıl sonu cari açık beklentisi 50,9 milyar dolardan 51,6 milyar dolara çıktı.

Buna ilave olarak ülkemizdeki yanlış pamuk politikaları yüzünden tekstil sektörü de yara almakta. Dünyanın en büyük tekstil alıcılarından biri olan H&M, bizden yaptığı alımları azaltarak satın alım elemanlarını Bangladeş, Çin ve Vietnam gibi ülkelere yönlendirdi. Dünya üzerinde iki binden fazla mağazası olan ve 19 yıldır ülkemizden pamuklu dokuma ve penye alımı yapan H&M’in açıklaması ülkemizde ham madde (pamuk) fiyatlarının artması ile rekabet şartlarından uzaklaşmamız olarak belirtildi.

Çanlar çalıyor, sadece dinlemekle kalmayıp tedbir almalıyız.

Reklamlar