Türkiye İstatistik Kurumu TÜiK tarafından açıklanan 7 aylık Dış Ticaret rakamlarına göre 7 aylık dış ticaret açığı 34 milyar 930 milyon dolara ulaştı.

2010 yılının 7 aylık döneminde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 59.9 seviyesine gerilerken, dış ticaret açığımız da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 89.4 artış göstermiştir.

Bu ürkütücü matematiğe büyük üretici firmaların ve ihracatçıların üretimlerinde daha çok ithal hammadde ve ara malı kullanmalarının sebep olduğu anlaşılıyor. Başka bir bakış açısından bu rakamlar ithalatla rekabet edemeyen birçok üretici KOBİ’mizin ticaret hayatından çekilmesi anlamına geliyor.

KOBİ’ler yeterli destek alamamaktadırlar. Dış pazarları zamana karşı yaptıkları yarışta kaybetmekteler ve öz sermayeleri erimektedir. Devlet mali konuları bir kenara iterek son ayları oy peşinde koşmakla geçirmektedir.

Ekonomiden sorumlu devlet bakanı Ali Babacan’ın önemini her platformda çizerek gündemde tutmaya çalıştığı “Mali Kural”ın yasalaşmaması bile, ciddi bir tartışmaya konu olmadan gündemden silinip gitti.

Ne yapmalı?

KOBİ’lere sadece kredi vermek yetmez, devlet onların pazarlama yollarını açmaya yardımcı olmalıdır. İthalatı yasaklayarak da çözüm bulamayız. KOBİ’lerin rekabet seviyelerini yükseltmek gerekir. AB pazarından daha büyük pay alabilmek, devasa büyüklükteki ABD pazarına girmek, komşularla ticaretimizi artırmak önde gelen hedeflerimiz olmalıdır.

KOBİ’lerin ithalata yenik düşmesinin açacağı yaralar kolay tamir edilemeyecektir.

Bu yazı Bodrum Gündem gazetesinin 8. sayısında yayımlanmıştır.

Reklamlar