Kaliteli turistin gelmesini hayal edebilmek için önce kendi kalitemizi yükseltmek zorunda olduğumuz konusunda hemfikir olduğumuzu sanıyorum.

Bu bağlamda turistle direk ilişkisi olsa da olmasa da Bodrum’daki bütün firmaların belli bir reforma ihtiyacı olduğunu gözlemliyorum. Değişmesi gereken firmalarımızın işletme sistemlerindeki eski tip çalışma metotlarıdır.

     Hepsinin ISO belgesi almasını beklemiyorum ama bu gün dünyada kabul görmüş bir çalışma sistemi vardır. Firmanızın iştigal konusu ne olursa olsun bu sistem değişmez. Bodrum’da tanıdığım firmalardaki eksikleri saymaktansa bu sistemi kısaca özetlemek istedim. Böylece firma yöneticilerinin kendi eksiklerini görmeleri ve düzeltmeleri mümkün olabilir.

     İlk olarak işletmede çalışan en üst ve en alt personel dahil olmak üzere tüm elemanların görev tanımlarının yapılması ve o elemanların bu tanımı tam olarak karşılayabilecek eğitim, yetenek, tecrübe ve istekte olup olmadıkları açıklığa kavuşturulmalıdır. 

     İkinci olarak alt ve üst arasındaki emir komuta zincirinin net bir tarifini yapmak ve bunu sağlayacak olan iletişimi YAZILI olarak uygulamak gerekir. Hata ortaya çıktığında işi geriye doğru takip edip problemin nereden kaynaklandığını bulmak ancak böyle mümkündür.

     Üçüncü olarak her firma kendi konusuna göre iki farklı ölçüm yapabilmelidir. Bu ölçümlerin birincisi çalışanların memnuniyetinin ölçülmesi, ikincisi müşterinin memnuniyetinin ölçülmesidir. Çalışan memnun değilse dışarı taşan negatif elektrik firmanızın kalitesizliğini ortaya koyacaktır. Sattığınız ürünün ne olduğu burada hiç önemli değildir. Mercedes firması bile sırf bu noktadan hareketle her yıl bayilerini denetleyip yüzlerce elemanını işten çıkartmaktadır. Yani örneğin Mercedes satabilmek için bile en azından güleryüzlü olmak şarttır!!!

     İkinci ölçüm olan müşteri memnuniyeti zaten bulunduğunuz yeri açık olarak ortaya koyacaktır, burada önemli olan sizin hedefinizdir. Dünya fotoğraf filmi piyasasının %70’ini elinde tutan Kodak firmasının eski Genel Müdürü Colby Chandler’in görüşü sizin de hedefiniz olmalıdır: “Kalite, “müşteri tatmini”nin de ötesinde onun “hayran bırakılması”dır”…

    Dikkatinizi çekmiş olmalı, burada ne malın fiyatından, ne satın alım sisteminizden, ne pazarlama metodundan ne de reklamdan bahsetmedim. Bunlar firmanın iç işidir ve hepsi yapılan ölçümlerin neticesine göre değişkendir. Yukarıdaki üç basamak kullanılırsa her firma kendine göre en doğru yolu kısa sürede bulacaktır. Peki bu nasıl gerçekleşecek, pratik hayata nasıl uygulanacaktır?

     Bodrum için önerim şudur: Ticaret Odasındaki faal 10 sektör gurubunun içinden her sektör için üçer kişilik, gönüllü, idealist “Kalite Geliştirme” komiteleri kurulmalı, bu üç kişilerin toplamından oluşacak 30 kişilik komite de Ticaret Odasının görevlendireceği bir koordinatör yönetiminde kendi firmalarından başlayarak sektörlerinde kalitenin yükselmesi için örnek olarak gösterilebilecek bir çaba göstermeliler.

     Bodrum Ticaret Odası konumu ve gücü ile bunu başarabilecek yapı ve otoriteye sahiptir. Türkiye’de bir ilki gerçekleştirmek onlara yakışacaktır.

     Bodrum’un topyekün bir kalite reformuna kavuşması da ancak böyle elbirliği ile mümkündür.

Bu yazı 9 Ağustos 2010 tarihinde www.bodrumgundem.com sitesinde ve Bodrum Gündem gazetesi 4. sayısında yayımlanmıştır.

Reklamlar