Avrupa Birliği ile 1996 yılında Gümrük Birliği anlaşmasını imzaladık. O zamanlardaki hayalimiz bu anlaşmanın bizi Avrupa Birliğine katılmamızı hızlandıracağı şeklindeydi.

Aradan geçen zaman içinde ortaya çıkan planlı olaylar bu süreci uzattı ve belki de bu hayal artık hiç gerçekleşmeyecek.

Gümrük Birliği anlaşması da ülkemizin aleyhine çalışmaya başladı. Bu anlaşma ile AB ülkeleri ile ticaretimiz bir düzene kavuşmuş gibi gözükürken diğer taraftan büyük zararlar görmeye başladık zira AB içinden bir ülke üçüncü bir ülkeyle STA (Serbest Ticaret Anlaşması) imzalarda biz de o ülkenin ihracat koşullarını ve gümrük indirimlerini aynen kabul etmek zorunda kalıyoruz. Gümrük vergilerimizi indiriyor veya sıfırlıyoruz, buna karşılık AB üyesi olmadığımız için o ülkeye ihracat yaparken gümrük sınırlamalarıyla karşılaşıyoruz.

Özellikle otomotiv, beyaz eşya, tekstil, konfeksiyon, tarım ürünleri gibi ihraç ürünlerimiz gümrük engelleri ve kotalarla karşılaşıyor. Daha ileri safhalarda o ülkeler AB’den avantajlı koşullarla hammadde ve üretim ara malı alımlarında avantajlı duruma geçerek global pazarda bize rakip olarak piyasaya çıkıyorlar.

Bu dengesizliği yıllardır ABD ile yaşıyoruz. AB’nin Amerika ile yaptığı STA yüzünden bizim ürünlerimiz ABD sınırlarına gümrük duvarlarıyla karşılaşıyor.

Son günlerde AB’nin Güney Kore, Rusya, Hindistan ve Çin ile yapmaya hazırlandığı STA’lar  gündemde.

Bu anlaşmalar çok yakında gerçekleşecek ve sonunda bizim ihracatımız büyük zarar görecek.

Çok geç kalınmış olmasına rağmen AB ile durumun tekrar ele alınmasında yarar var. Bütçemizin bu zararı karşılaması mümkün değildir. Zayıf Afrika ülkeleri veya komşularımız ile yapılmaya çalışılan ticaretin hacmi bu açığı kapatmaya yetmeyecektir.

Bu yazı 9 Temmuz 2010 tarihli Bodrum Gündem gazetesinin 1. sayısında yayımlanmıştır.

Reklamlar