1973 yılında Kürek Federasyonu iki dış seyahat planladı. İlk olarak erken bir tarihte Viyana Uluslararası Yarışlarına katılacak, yazın sonuna doğru da Kopenhag’da yapılacak olan Avrupa Şampiyonasına gidecektik. İlk yarış için Nisan ayının başında Ankara’da Mogan Gölünde kamp düzenlendi.

Ben üniversite bitirme imtihanlarına girebilmek için izin aldım İstanbul’da kaldım ve antrenman programını Tek Çifte ile uygulamaya başladım. Bir sabah erken saatte tekneyi indirirken Erdinç’in kardeşi Fethi geldi. O da bir tekne indirdi ve Boğazın yukarılarına doğru çıktık, dönüşte hızımıza uygun bir tanker yakaladık, yarışarak Akıntıburnu açıklarına kadar geldik. Fethi Vaniköy tarafında kaldı, ben gemi geçtikten sonra dalgaları karşılayıp sonra koya girmeyi düşündüm. Gemi ağır yolda gittiği için dalgalar pek büyük değildi ama altımdaki ihtiyar tekne ilk sallantıda ortadan ikiye ayrıldı ve battım. Teknenin içi hava dolu olan baş ve kıç taraflarına tutundum ve anında donmaya başladım.

Fethi durumu görüp Akıntıburnu’ndaki çekek yerine gidip bir sandal indirmeye çalıştı ama mevsim olmadığı için hepsi bağlı durumdaydı. Ben yavaş yavaş kendimden geçtim, aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum, yaklaşan bir motor sesi ile etrafıma bakındım, Kulelinin önlerine kadar akmıştım. Emin Hoca adanın eski İşkampanya’sını çalıştırıp yanında bekçi Ramazan ile beraber gelip beni kurtardılar. Adada soğuk suyun altına soktular, su bana ılık geldi, zaten direk sıcak suya girsem tehlikeli olurmuş, vücudum kızardı, kaşındı sıcak ve bol şekerli çay içirdiler, ancak kendime geldim. Meğer Akıntıburnu üstlerinde bir evde oturan eski bir kürekçi battığımı görüp adaya telefon etmiş haber vermiş. Yoksa iş kötüye gidiyordu.

Bundan tam on sene sonra Frankfurt’ta nehirde buz parçacıklarının yüzdüğü ve hafif kar atıştırdığı bir gün yaptığımız antrenman sırasında iki futa çarpıştı Tek Çifte hemen battı, diğer tekne az hasarla kurtuldu. Batan kürekçiyi motora aldım, soydum, parkamı giydirdim, ikimiz de donarak kayıkhaneye geldik. Onu hemen soğuk suyun altına soktum, çay olmadığı için sıcak sütlü ve bol şekerli kahve içirdim, ancak kendine geldi. Bir hafta sonra kulüp yönetim kurulu bana çabuk ve doğru kararlar vererek soğukkanlı bir şekilde bir sporcunun hayatını kurtardığım için teşekkür mektubu yazdı. On yıl önce Boğaz’da batarak kazandığım tecrübe Frankfurt’ta işe yaramıştı.

Reklamlar