Almanya’da geçen 15 yıl içinde özlediğimiz o kadar çok farklı lezzet vardı ki, saymakla bitmez. Bu özlemimizi çevremizdekilere anlatmakta zorluk çekiyorduk. Bu zor bir işti. Hayatında Arnavutköy Çileği, Çengelköy Salatalığı, Kavak İnciri, Yarımca Kirazı, Değirmendere Fındığı, Bayrampaşa Enginarı yememiş insanlara bunların tadını nasıl anlatabilirsiniz ki. Almanlar haşlanmış mısırı bile bizim gibi yapamıyorlardı.

Ağzım sulanarak hatırlıyorum da yazın Boğaz’daki en zevkli midevi olaylardan biri sandalla geçen mısırcıdan mısır almaktı. “Sütlüce Mısırı” diye bağırarak kürekle geçerlerdi.

Sandalın içindeki kazanda mısırlar kaynardı. Kazanın kapağını açıp elindeki uzun bir maşayla güzel bir mısır seçer, onu yeşil koçan yapraklarına yatırıp, üstüne iyice tuz serptikten sonra itina ile kıyıya uzatırlardı. Bir de genellikle Arnavutköy’lü Rumların sattığı cevizler vardı. Sandalla yalıların önünde dolaşır, ayıklanıp suyun içine konmuş olan kocaman sarı cevizler satarlardı.

Ben yıllarca annemin denizden gelen bir motordan evin sebze ve meyve ihtiyacını tedarik ettiğini hatırlarım. Sebze halinden motorunu yükleyen adam ilkbahardan başlayıp sonbaharın soğuk günlerine kadar haftada iki kere denizden yalılara servis yapardı. Yanılmıyorsam Musevi idi. Yalıların önüne gelince aksanlı bir şekilde “patlıcan var, biber var” diye ahenkli bir bağırtı kopartırdı, bütün evlerden hanımlar ellerinde taslarla rıhtımlara koşarlardı. Çok akıllıca bir çözümdü. O sandalların kürekçileri ihtiyar, çelimsiz ama gene de Boğaz’ın sularında yorulmadan küreğe asılabilen tiplerdi. Aralarında şöyle yapılı, bizim tanıdığımız gibi bir kürekçi tipine hiç rastlamadım.

Boğaz’ın balıkçıları arasında adı geçen, bu işi profesyonelce yapan bazı efsane kişiler de vardı. Ben tek Taso’yu tanırdım ama arkadaşım Mehmet Ayata hatırlayabildiği efsane isimleri bir araya topladı: Anadolu Hisarı’ndan Lastik Hasan – Şekerci Kemal ( kürekçi arkadaşımız) – Kürekçi Usta Hasan – Kandilli’den Digo Reis (Erdinç Karaer) – Rahmetli Cenani abi – Pepe Necdet – Nuri ağabey (bir gece Orkinos’da olta başında uyumuş, o sırada gelen balığa tasma vuramamış) – Çengelköy’den Horoz İbrahim – Beylerbeyi’nden Salih Usta, Orkinos’a yalnız çıkar çoğu zaman da iki balık zıpkınlarmış.

Reklamlar