Boğaz’da ilk kar yağdığında “balığın kulağına kar suyu kaçtı” denir. Milyonlarca balık su üstüne çıkar yan yan yüzerek kıyıya vururlar ama bir taraftan da tekrar dibe dalmaya çalışırlar. Halk arasında buna “balık kırgını” da denir. Deniz kıyısına gelip bir kepçe bulan herkes kilolarla balık yakalar.

Aslında balığın kulağına kar suyu falan kaçmaz. Boğazda suyun üst tarafında Karadeniz’den gelen ve Boğazın akıntısı olarak bilinen az tuzlu soğuk su ile dipte Akdeniz’den gelen nispeten daha sıcak ve çok tuzlu olarak ters istikametteki suyun akıntısının yarattığı bir denge vardır. Kar yağdığı zaman suyun üstüne havadan donmuş olarak düşen soğuk su tabakası farklı yoğunluğu dolayısıyla hızla aşağıya doğru iner ve Akdeniz’den gelen ılık suyla karışır. Arada değişik seviyelerde bulunan ve oradaki ısıya alışmış olan balıkların hava keseleri bu ani ısı değişikliği ile balon gibi şişer ve bir süre kontrol dışında kalır, yan taraflarında bulunan akıntı çizgisinin içindeki yoğun sinirler de soğuk suda felç olur, yön duyguları kaybolur. Önce küçük balıklar, sonra da büyükler mantar gibi suyun üstüne yapışırlar. Kırgın olması için ani olarak mevsimim ilk kar yağışı, özellikle Gündoğusu rüzgarı veya kuvvetli Poyraz fırtınası ile suların karışması gerekir.

51-kirgin-web52-kirginda-kefal-web

Resimler: Kırgında kepçe ile İstavrit ve Kefal avlayanlar (Fotoğraflar: Erdal Günsel)

Biz de kıyı balıkçıları olarak elde kepçe veya çatal dediğimiz zıpkınlarla toplayabildiğimiz kadar çok balığı yakalardık. Konu komşu, eş dost günlerce balık yerdi. İşte bu kırgın sırasında biraz büyücek ve kuvvetli olan balıklar yakalanmazsa suyun dengesi tekrar kurulduğunda hava keseleri düzelir ve hayatlarına devam ederlerdi.

Kar tipisi olan çok soğuk bir günde kırgını fark edip rıhtıma indim, önce kıraçalardan yüklü miktarda kepçeledim, daha sonra ikinci katın penceresinden bakan annem camı açıp sağ taraftan büyük bir balık geldiğini haber verdi. Gerçekten de çok büyük bir Kırlangıç yan yatmış kıyıya doğru dipten geliyordu, çatalla yakaladım, o sırada annem “bu sefer öbür taraftan gene büyük bir şey geliyor” diye bağırdı. Bu sefer iri bir Kefal çatalladım. Soğuk hevesimi kırmıştı. Yeteri kadar da balık yakalamıştım. Tekrar yukarı sobanın sıcağına iki kova dolusu balıkla çıkmıştım.
Şubat, Mart aylarında özellikle Kefal’ları etkileyen bir kırgın olur. Kefal’ların gözlerindeki yağ tabakasını dondurduğu için balık yüzebildiği halde önünü göremez ve yönünü kaybeder, farkına varmadan su üstüne çıkardı. Bu kırgında daha çok Vaniköy akıntısının Üsküdar yönüne doğru yoğun bir şekilde Kefal yakalanırdı.

Kırgın aslında balık nesli için zararlı bir olaydı. Kırgın sırasında balıkların sadece 1/7’si su üstüne çıkıyor ve bir kısmı yakalanarak faydalı bir şekilde tüketiliyor ama geri kalan büyük miktar su altında kalarak zamanla ölüyor ve ne yazık ki telef oluyor.

Kırgın olayını ticaret hayatına çok benzetirim. Ticarette de aynı şekilde sağlam sermayeli ve ne yaptığını bilen firmalar finans dünyasında oluşan ilk kırgın dalgasında hayatta kalmayı başarırlar, kıyıya toslamazlar hatta etrafındaki zor durumdaki küçükleri yutarak kuvvet toplayarak daha iyi bir konuma dahi gelebilirler. Bu felsefe en zor günlerimde ayakta kalabilmeme yardımcı olmuştur. Denizcilik ve sporculuk hayatımda öğrendiklerimin içinde iş hayatıma uygulamayı başardığım başka benzetmeler de vardır.

Örneğin gemilerin yan tarafında birkaç yuvarlak ve çizgiden oluşmuş garip bir işaret vardır. Bu geminin fazla yüklenmesini önlemek için konmuş bir işarettir ve adı Plimsol çizgisidir.

53-plimsol1

54-plimsol2
Resimler: Plimsol Çizgisi

Eski zamanlarda gemileri kasıtlı olarak taşıyabileceklerinden fazla yükleyip sonra batırıp sigortadan para almayı planlayan gemi işletmelerine karşı Samuel Plimsol adlı bir İngiliz’in bulduğu ve onun adıyla anılan bir işarettir. Özel hayatınızda da, iş hayatında da eğer “istiab haddi” denilen sınırı aşıp yapamayacağınız kadar sorumluluk ve iş yüklenirseniz tıpkı bir gemi gibi “yükünüzle birlikte” batarsınız.

Balık avlamaktan sosyal hayata ders çıkarttığım bir başka olay da Pendik’te gerçekleşmişti.

Reklamlar