Bulaşmak kelimesinin doğadaki anlamını Boğaz’daki kuşları gözleyenler iyi bilirler. Kışın Karabataklar ve Mekeler koyların içine kadar gelip suya konup yemlenmeye başlarlar. Marmara’dan Karadeniz’e doğru suya çok yakın olarak ve tıpkı Yaban Kazları gibi V formasyonunda uçarlar. Dikkatle izlerseniz en başta uçan sürü liderinin yorulunca sıranın en arkasına geçtiğini, yeni liderin de bir süre sonra değiştiğini görebilirsiniz. Evdeki eskiden kalma antika dürbünle uzun süreli ve çok dikkatli izlenimlerime göre küçükler sıranın en arkalarında yer alıyor ve hiç öne geçmeye çalışmıyorlardı. Yirmili yaşlarımda çok kuvvetli bir dürbün alarak bütün bu akıl sır ermez doğa olaylarını yakından izleme fırsatı bulmuştum.

 

106-mekeler-web

Resim: Mekeler ve tipik bir (yarım ayna kıç ve Livar’ı olan) Boğaz Sandalı (Fotoğraf: Erdal Günsel)

Sürünün lideri genellikle Arnavutköy koyunun açıklarında göğsünü suya indirir ve kısa bir kayıştan sonra kanatlarını itinayla kapatıp lastik bir oyuncak gibi minik dalgalarla inip çıkarak suyun üstüne oturur.
Meke Kuşu denize birkaç metre dalabilen, suyun dibinde ayaklarını çırparak yol almaya çalışan tombul bir kuştur. Dalma konusunda Karabataklar kadar başarılı olamazlar.

 

107-karabatak2-web

Resim: Karabatak balık peşinde (Fotoğraf: Erdal Günsel)

Mekelerin küçük kanatları vardır, havada kanatlarını hızla çırparak uçarlar, dalınca da ilk hızlarıyla önüne bir küçük balık çıkarsa yakalayabilirler ama Karabataklar çok daha marifetlidirler.

Tüyleri Martılar gibi yağlı değildir, suda ıslanırlar. Dolayısıyla Martılar suya fazla dalamazken Karabataklar balık peşinde oldukça diplere inebilirler. Daha uzun boyunları, geniş kanatları ve aerodinamik bir vücut yapıları vardır. Suyun içinde gövdeleriyle delfin hareketi yaparak ve perdeli ayaklarını çırparak çok hızlı yol alabilirler ve iyi avlanırlar. Boyunları uzun olduğu için yakaladıkları balıkları suyun içinde yutamazlar. Sudan çıkıp seri bir baş hareketiyle balığın kafası gırtlağına gelecek şekilde ayarlayıp bir iki yutkunmayla olduğu gibi yutmaya çalışırlar.
Kışın zor günlerinde aç kalan Martılar da onları gözlerler. Ne zaman bir Karabatak suya dalsa hemen bir kaç Martı tepeden çığlık çığlığa onları izleyerek atak yapmaya hazır bir biçimde toplanırlar. Karabatak sudan çıkıp gagalarının arasındaki balığı yutma pozisyonuna getirmeye çalışırken Martılar pike yapıp onun ağzından balığı kapmaya çalışırlar. Tecrübeli Karabataklar bunu çok çabuk fark edip boyunlarını kıvırarak lokmayı hızla yutmaya çalışırlar daha az tecrübeliler de birkaç balık kaptırdıktan sonra durumu anlarlar.

 

108-martilar-web
Resim: Karlı havada Martılar (Fotoğraf: Erdal Günsel)

Seyredilmesi çok eğlendirici bir “aç kalmama” savaşıdır… Karnı doyan Karabataklar genellikle Arnavutköy ve Bebek koyundaki şamandıraların üstüne tüneyip o geniş kanatlarını rüzgara karşı açıp heykel gibi durarak ıslanan tüylerini kuruturlar.

 

109-web110-karabatak4-web

Resimler: Kanatlarını kurutan Karabataklar (Fotoğraf: Erdal Günsel)

Tüyleri kuruyunca toparlanıp bu sefer de boyunlarını kıvırıp kafalarını kanatlarının altına sokup uykuya yatarlar. Denizde balık çok olduğu için Karabataklara avını kaçırdıkları zaman çok acımazdım ama gözlerimizin önünde cereyan eden kapıp kaçma işlemi hayatın her devresinde insanlar arasında da yaşanmaktaydı

Keşke insanın ileriyi görebilme yeteneği olabilseydi. Bunun için hislerimizin biraz daha derinleşmiş olması ve karşımızdaki insandan gelen akımları daha iyi yakalayabilme duyumuzun gelişmesi yeterli olurdu. Böylece içimizdeki ses karanlıktaki bir projektör gibi hangi yöne dönsek önümüzü pırıl pırıl aydınlatırdı.

Hani eskiden Boğaz’daki şehir hatları vapurlarının önündeki projektörler gibi. Hatırlar mısınız o tarihlerde gece oldu mu gemilerin önünde çok kuvvetli projektörler yanardı ve onun arkasındaki gemici denizin üstünü geniş bir ışık huzmesiyle bir sağa, bir sola tarayarak geminin gittiği yönde bir engel olup olmadığına bakardı. Bu çok hoş bir görüntü yaratırdı. Hele kış günlerinde kar yağarken ortaya çıkan manzarayı çok şiirsel bulurdum. Kuvvetli ışık sayesinde denizin içini görebilen Martılar geminin pruvası boyunca uçarak ilk gördükleri parıldayan balığa balıklama dalarlardı. Geminin önündeki ışık huzmesi içindeki yüzlerce Martı ile yarattığı görünüm çok güzeldi.
Martıların bir çeşidi olan ve kıyı balıkçıları tarafından “Atmabaş” olarak tanınan küçük gövdeli siyah şapka giymiş gibi başı olan Martılar çok çevik ve suya en çok dalabilenlerdi. Onların kanatları büyük Leş Martı’larına oranla daha küçük ve dalışa geçtiği anda arkasında katlanabilecek şekilde dizayn edilmişti. Böylece bir roket gibi suya dalıp o düşüş hızıyla birkaç metre dibe batar sonra da mantar parçası gibi plop diye suyun üstüne çıkıp bir an aptal aptal etrafına bakınır, hemen kanatlarını açıp silkinip üstündeki sulardan kurtulup uçar giderlerdi.

Galatasaray Adasına yemeğe gittiğimiz bazı kış geceleri aynı şiirsel manzarayı yakından izlemek şansını yakalardık. Restoranın denizi aydınlatan ışıklarına gelen binlerce balık havadan pike yapan Martılara yem olurdu. Dünyada böyle muhteşem bir doğa manzarası olduğunu sanmıyorum. Orası eski haliyle gerçek bir cennetti.

Merkezi Almanya’da olan bir bilgisayar firmasının Türkiye Temsilciliğini almıştım, firmanın sahibini Türkiye’de ağırlarken akşam yemeğine Galatasaray Adası’na davet etmiştim. Akşamüstü güneş batarken havuzun kenarında oturup suyun içindeki balıkları ve onları avlayan balıkçıları hayranlıkla izleyip sonra lokantaya geçtik, biraz önce suyun içinde seyrettiği balıkları yediğimizi fark edince misafirimizin yüzündeki şaşkınlığı unutamam. Yıllar sonra hala İstanbul’da gittiği fantastik bir adada yediği inanılmaz tazelikteki balıkları anlatıyordu. Biz cennette yaşadığımızı ancak böyle durumlarda fark ediyorduk.

Boğaz çok bereketliydi. Akıntının ve büyük balıkların sıkıştırmasıyla bazı geceler yalının rıhtımının önü kıraça kaynardı. Martılar çığlık çığlığa suya kendilerini atarak balık yakalarlardı. Bu çığlıklar gece boyunca sabahın ilk ışıklarına kadar devam eder bizi uyutmazdı ama bundan şikayetçi olmazdık, doğanın içinde yaşıyorduk ve mutluyduk.

Reklamlar