Yalıda yaz günleri sabah erken kalktığımda odam deniz tarafında olmasına rağmen yalıların arka bahçelerinden gelen Bülbül seslerini duyardım. Şakımalar denizin üstünden yankılanarak gelirdi. Yazın ortasından sonra bu seslere bir de kuvvetli Ihlamur kokusu katılırdı. Ihlamur Ağaçları’nın hala oralarda olduğunu biliyorum. Sakin bir günde gidip Bülbül’lerin sesini aramak geliyor içimden. Andersen’den Masallardaki gibi küsüp kaçmış olmalarından korkuyorum.

Boğaz’ın çeşitli köşelerinin kendine has kokusu vardır. Oralarda yaşayanlar bilirler. Vaniköy’deki yalıların arka bahçelerindeki Manolya’lar mevsimi geldiğinde insanı bayıltacak kadar kuvvetli kokarlar.
Erguvan’ların ilkbaharda bütün yamaçları renklendirmesi doyumsuz bir manzaradır. Anadoluhisarı’ndaki yalıların bahçeleri Hanımeli doludur. Anneannemlerin oturduğu Vaniköy’deki yalının arka bahçesi ağaç gibi büyümüş Ortanca’larla dolu idi. Rumeli kıyısında yalıların bahçeleri o kadar büyük olmadığı için daha çok yolun arka tarafında kalan büyük korulardan Ihlamur ve Leylak kokuları havayı kaplar.

 

160-erguvanlar
Resim- Boğazda Erguvanlar

O günleri düşünürken aklıma hep Frankfurt’taki evimizin balkonunun hemen önündeki büyük Ihlamur ağacı gelir. Zavallı ağaç hiçbir sene çiçeklerini açamadı. Bütün yaz uğraşıp, bulutların arasındaki güneşi yakalayıp tam olgunlaşacak gibi olurken kış gelirdi. O kadar sene orada nasıl yaşamışız? Ihlamurların bile açamadığı bir iklim… Bir de utanmadan oturduğumuz sokağın adı Lindenbaum Strasse idi. (Ihlamur Ağacı Caddesi!!!)
Arnavutköy’deki yalının arka tarafında, tramvay yolunun da arkasındaki binaların bazıları çok eski, çökmek üzere olan tarihi köşklerdi. Birine Tütün Deposu derdik, tarihte bir yeri vardı herhalde, ben çok araştırdım, birbirini tutmayan bilgilere ulaştım, komşularımız da sağlam bir bilgi hatırlayamadılar.

 

161a 161b
Resimler: Caddenin karşı tarafında yıkılmak üzere olan binalar.

Bizim eve daha yakın olan yıkık bir köşkün arka tarafında da set üstünde toprak bir arsa vardı, mahallenin çocukları orada top oynardık.

Arsanın arka sol köşesinde bir büyük delik vardı, topumuz oraya kaçtığı zaman oyun biter eve döner, yeni bir top bulununcaya kadar maçlara ara verirdik. Yıllar sonra set dediğimiz yerin ön taraftaki köşkün müştemilatı ve mutfak teşkilatının olduğu bir yıkıntı olduğu anlaşıldı. Bizim topumuzun kaçtığı delik de mutfağın bacasıymış. 1980’li yıllarda hepsi yıkıldı, yerlerine apartmanlar yapıldı.
İnşaatı yapan müteahhit herhalde bacanın içinden çıkan topları görünce şaşırmıştır.

Reklamlar