Ben küreğe başladığım zamanlarda bile yaşlı bir adam olan Emin Gezgöç en kötü şartlarda dahi sporcusunun yanında dimdik bir ağabey olarak durdu. Bize eski yağlı kürek yarışlarını, o zamanki bindirme tekniği ile yapılmış olan kaba tekneleri, ıskarmozlara kayışlarla bağlanarak kürek çekilen sandala benzer yarış teknelerini anlatırdı.

Emin Hoca anılarının bir tanesinde de Güneş kulübü zamanında Atatürk’e kürek çekmesi için futa götürdüğünü anlatmıştı. Daha sonraları tarih sayfaları arasında bulunan kısa anektodlardan anlaşıldığına göre İngiliz Sefiri bir yaz günü Yeşilköy’e Atatürk’ü ziyarete gelmiş ve laf arasında kürek sporunu sevdiğini söyleyince hemen haber salınmış kulüpten bir tekne istenmiş. Emin Hoca o devirde çocuk haliyle kamyonete yüklenen bir tek çifteyi götürüp, temizleyip suya indirdiğini ve hem İngiliz’in hem de Atatürk’ün o teknede kürek çektiğini anlatmıştı.

Eski kürekçilerden çok hikaye dinlerdik ama içlerinde en önemlilerinden biri buydu. Aradan yıllar geçti. Emin Hoca için Galatasaray adasında bir gece düzenlendi. Ben de Atatürk’ün o tekneyle kürek çekerken çekilmiş resmini büyüttürüp çerçevelettirdim ve o gecenin hatırası olarak kendisine verdim.
Emin Hoca daha kıymetli hediyelere de layıktı. O gece kendisine idareciler tarafından plaketler verilmişti.

 

158-1935-29-haziran-florya-web
Resim: Bu fotoğraf Galatasaray Spor Kulübü Üyesi 1916 doğumlu Ali Sabri Çakın tarafından çekilmiştir. (Okul No 1511, Kulüp Sicil No: 1586). Sabri Çakın, Özhan Canaydın başkanlığı sırasında 19 Ekim 2002 tarihinde kulübün en yaşlı üyesi olarak şampiyonluk kutlamalarında kütüğe “97. Yıl anısına” çiviyi çakmış, 1932-34 yıllarında kürek çekmiş, Galatasaray’ın yetiştirdiği değerlerden biridir.

Daha sonraları konuştuğumuzda resim için teşekkür etmişti, “onu oturma odasına astım hep karşımda duruyor demişti”. Ben de “keşke sana daha iyi şeyler yapabilseydik” demiştim. Verdiği cevap boğazıma bir şeyler tıkanmasına sebep olmuştu. Yanağımı okşayıp “sen bana o kadar çok kırmızı birincilik bayrağı kazandırdın ki, o bayrakları direğe dizmek benim için en büyük ödüldü” demişti.

Sonra da beni şaşırtan bir şey yaptı. Hep pantolonunun arka cebinde taşıdığı cüzdanını çıkarttı. İçinden ikiye katlanmış, kenarları biraz bozulmuş eskimiş bir kartpostal çıkarttı. Katını açıp itinayla düzeltti ve bana içindeki resmi gösterdi. Münih Olimpiyat Kürek Parkurunun resmiydi. Sonra arkasını çevirdi. Benim 1980 yılında Almanya’daki takımımla katıldığım ilk şampiyonadan sonra ona gönderdiğim kartpostaldı. Sevinçle Emin Hocama orada kazandığım başarıları yazmışım. Tamamen unutmuştum.

Kartpostalı yıllarca cüzdanında taşımış. O anda konuşacak bir şey bulamadan bir süre sessizce durmuştuk. Bu onun için bir ödüldü. Anlıyordum. Ben de daha sonraki yıllarda bu gururu kendi yetiştirdiğim sporcularla yaşayacaktım. Çok şanslıydım…

159-1980-yunus-yilmaz-faruk-algur-yusuf-oktar-emin-gezgoc
Resim: Emin Hoca (Gezgöç) Galatasaray Adası’ndaki Kayıkhanenin önünde Yunus Yılmaz, Faruk Algür ve Yusuf Oktar ile birlikte.
Bizim yarışçılığımızın dışında Boğaz’da kürek çekerek hayatını kazanan insanlar da vardı.

Reklamlar