Yoksa bu karar Bodrum’dan intikam mı?

 GEÇEN gün Bodrum’da Barlar Sokağı’nın bulunduğu bölgede yürürken, sokaktaki kalabalığa rağmen bir garip sessizlik fark ettim.
Yakındaki bir garsona ne olduğunu sordum. “23.59 ağabey” dedi. Saatime baktım, daha en az bir 20 dakikası vardı. Bana kaşıyla sokağın başında bekleyen iki polis memurunu işaret etti.
İki çok genç polis memuru! Belli ki emir almışlar, görevlerinin gereğini yerine getiriyorlar.
Bodrum, özel bir turistik bölge! Bodrum’un içine gelen turist, yerlisi de yabancısı da eğlenmeye, yemek yemeye, alışverişe geliyor. “Bodrum’un içine gideyim de cehennem sıcağında şöyle bir kafa dinleyeyim” diyen kimse olabileceğini zannetmiyorum.
Onu arayanlar için Bodrum civarında sayısız yer var. Üstelik oralardan denize de girebilirler, Bodrum’un içinde bu olanak da yok. Bodrum’un içinde yaşayan yerli halkın önemli bölümü de bu işlerden geçimini sağlıyor. Yani onlar kalabalıktan ve gürültüden şikâyet etmek bir yana bundan memnun olmaları gereken bir kitle.
Bodrum’un bu özelliğini yok etmek, Bodrum’u bitirmek demek. AB üyesi Yunanistan’ın Mikonos’ta böyle bir uygulama yapabileceğini düşünebiliyor musunuz?
Ankara’da birileri “23.59’da müzik kapanacak” diye emir veriyor, yerel yöneticiler de çaresiz bu emre boyun eğiyor. “Ben bu emri uygulamam, uygulayamam” diyebilecek emniyet müdürünün ya da kaymakamın başına nelerin gelebileceğini tahmin edebilirsiniz çünkü.
İnsanların yoğun olarak yaşadıkları ve hiç kuşkusuz huzur içinde uyumak isteyecekleri yerler de var ve oralarda gürültüyle mücadelenin bir anlamı da var.
Ama tek geçim kaynağı turistlere eğlence satmak olan bölgelerde bu yasağın gözden geçirilmesi de şart.
Bunu Ankara’dakilerin bilmiyor olmaları düşünülemez. Yoksa Bodrum’daki bu sıkı uygulama referandumda “Hayır” oyu veren yüzde 80’den intikam almayı mı hedefliyor?

Reklamlar